Bazı sözler vardır; lafı hiç uzatmadan her şeyi açıklar.

Uzun dolambaçlı yollara sapmaz bunun için, bir cümle ile her şeyi özetlerler.

‘Özdeyiş’ ya da ‘hikmetli söz’ de denir bu tür sözlere, aforizmalara.

Bir şeyi, bir düşünceyi, giriş-gelişme-sonuç şeklinde anlatma zorunda değildirler. 

Sadece savı, özü dile getirirler.

Öyle cümleler, öyle sözlerdir ki bunlar uzun bir metni, koca bir düşünceyi adeta imbikten süzerler.

Geriye sadece özü bırakırlar.

Aforizma yazmak, sanıldığı gibi, kolay değildir.

Uzun bir kitabı yazmaktan daha zordur.

Daha doğrusu iyi, meseleyi özetleyen, ‘işte budur!’ dedirtebilen, unutulmaz sözler yazmak uzun bir metni yazmaktan çok daha zordur.

Aforizma ustası Nietzsche “benim amacım başkalarının ciltler dolusu kitapta anlatamadığını tek cümlede anlatmaktır” der.

Hakikaten de ömrü boyunca, en azından, son yıllarında hep bunu denediğini, bu tür bir yazım tarzıyla kitaplarını yazdığını biliyoruz.

Aforizmada düşünce yazıyı takip etmez; o bir sonuçtur; düşünme sürecinin sonucunda elde edilen bir sonuç…

Bundan dolayı sonuç aforizmada cismani bütünlüğünü bulur.

Bir metinde olduğu gibi yazıyla akıp giden düşünceyle elde edilen bir sonuç değil (bir kitap bir makalede olduğu gibi), düşünmeyle bulunmuş olan sonucun bir cümlede toplanmış, özetlenmiş halidir.

İmbikten süze süze sözleri kaydetmek, düşünceleri süze süze çarpıcı bir sonuca varmak ve bu çarpıcı sonucu en vurucu sözlerle daha önce süzülmüş sözcüklerle özetlemek dünyanın en zor işlerinden biridir.

Büyük bir zihin ve deneyim gücü, hayat deneyimi ister.

Rastlantı değildir, en büyük aforizma ustalarının bu tür sözlere özellikle hayatlarının olgunluk dönemlerinde ağırlık vermeleri.

Frankfurt Okulu’nun heybetli yazarı Adorno, hayatının sonlarına doğru iyice kısa cümlelere, aforizmalara kayar örneğin.

Düşüncesini kısa fragmanlara kadar dönüştürür; bunun en güzel örneği onun “Minima Morali”sıdır.

Bu eserden sonra yazdıklarında da, her ne kadar uzun metinler olsalar da, izlediği tarz “Minima Moralia”daki tarzın izdüşümlerini yansıtır.

Yine “Çürümenin Kitabı”nın yazarı ünlü nihilist E. M. Cioran’ın yapıtı, aforizma söz konusu olduğunda, en güçlü soluğunu kazanır; içimizi kaşırcasına söze girişir, bizi getirdiği noktada sözleri bir çığa, bir çığlığa dönüştürür…

Bir başka aforizma ustası, bu köşedeki yazılarımdan aşina olduğunuz gibi, Polonyalı yazar, şair Stanislaw Jerzy Lec’tir.

Bu usta yazar, pek az aforizma ustasında olan bir yazma gücüne sahiptir.

Zira, aforizmalarını bir kitapta toplayan (‘Hayır/Aforizmalar’ diye Türkçeye de çevrilmiştir yapıtı) bu usta yazar onları neredeyse kusursuz bir dil ve düşünceyle yazmıştır.

Katılmayacağınız pek az aforizması vardır, ki bu ondan önceki büyük isimler için bile ender görülen bir durumdur aslında.

Lec, hem bireyin kırılganlığına hem de hayatın hayhuyuna uzanan bir dil geliştirir aforizmalarında. 

Bu aforizmaların, ön planda bireyi ve hayatı anlatan bu aforizmaların arka planında politik iklimin varlığı kendini hep hissettirir. 

Öyle ki hem bireyin hem de hayatın akışının aslında bu arka plandaki politik gerilimden kaynaklandığını size gösterir.

Zekanın bütün pırıltılarını yansıtan nükteli bir dildir onunkisi.

Tıpkı öcülleri Schopenhauer, Nietzsche’de olduğu gibi…

“Yaşam tehlikelidir, yaşayan ölür” dediğinde özetlediği tümel hayat deneyimi “içinde ağzına kadar dolu, kocaman bir boşluk vardı” aforizmasındaki tikel gerçeği tamamlar: İçindeki boşluğu doldurmak üzere durmaksızın çabalayan insanın hem ontolojik hem de dünyasal bir çaresizlik içinde yüzdüğünü gözlerimizin önüne serer.

Ama bu bitmeyen oyunda, mücadelelerin, kırıp dökmelerin, ölümlerin, zaferlerin, komünizmin, kapitalizmin, Stalin’in, Marx’ın olduğunu da belirtir, Lec.

Burada, bu dünyada bir tek sözün, güzel bir edanın baki olduğunu, geriye kalanların işte o boşluğu doldurmak üzere hazırlandıklarını, her şeyin sonunda koca bir  ‘hiç’in, koca bir ‘boşluğun’ olduğunu bize hissettirir, Lec.

Hayatın bu çıplak gerçekliğini ona düşünce, uzun düşünme seansları öğretmişse eğer, onun çaresizliğini, hiçliğini de, eminim, yazdığı aforizmalar ona göstermiştir.

Belki de bundan dolayı, sadece şiir ve aforizma yazmıştır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13