Bülent Fevzioğlu, bu ülkenin yetiştirdiği en iyi ve yetenekli edebiyatçılarından birisidir. Şairim diyen nicelerini cebinden çıkaracak yetenekte, dört dörtlük bir şairdir, ozandır. Doğaçlama şiir yazma konusunda üstüne yoktur. Çok üretken bir araştırmacıdır da! Siyasal düşüncelerinden dolayı edebiyatçılığını, şairliğini küçümseyenler ya da görmezlikten gelenler olmasına karşın, bana beş Kıbrıslı Türk şair adı veriniz deseler onu da bu beşin arasına koyarım.

   8 Nisan (2019) günü sosyal medyada bir paylaşımda bulunundu. Bu bir çığlıktı. O paylaşımı (birkaç maddi hatayı düzelterek), paylaşıyorum. Düşüncelerimi sonra yazacağım.

***

“YAPMAYINIZ… YORGUN KALBİM KALDIRMIYOR… YAPMAYINIZ LÜTFEN…

ÇOK UTANIYORUM, ÇOOOOK…

Doğma büyüme, Kıbrıslıyım…
Bugün 8 Nisan… 4 gün sonra, tam 60 yaşı geride bırakacağım…

35 yıldır, basının içerisindeyim… 35 yıldır gazete ve dergilerde sürekli yazılarım, televizyonda yüzüm, radyolarda sesim var…

Son 10 yıldır, Facebook denilen, çağımızın bu muhteşem ‘‘İLETİŞİM’’ aracında ise 10 yıldan günümüze her gün…

Her Allah’ın günü öfkem, küfrüm, sevincim, bir yazım bir şiirim, bir şarkım bir türküm ile her ne isem artık, her ne kadar varsam bu hayatta ve bu ülkede paylaştım, paylaşıyorum da hâlâ…

Yani:
Hani:

Kıbrıslı Türklerin olanca içtenliliği, samimiyeti, şakacılığı ve sempatisi ile ya ‘‘Tabak gibi’’, ya ‘‘Andilla’’ dediğince, AYAN BEYAN bu KKTC’nin karşısındayım her gün… Günahımla sevabımla… Doğrularım yanlışlarımla… Kimi zaman haddini aşan öfkem; kimi zaman romantik bir şiirin kanadında mahcup ve fakat her daim kırılgan yüreğimle…

35 yıldır bu ülkede; yazan ve yayımlayan bir vatandaşım…

Lâkin, olmadı be ÜLKEM…  Olmadı be KKTC…  BUGÜN BENİM CANIMI, ÇOOK YAKTIN, ÇOOK YAKTIN SEN…

Neden mi? Anlatayım:

Oğlumun, üç gün önce ehliyetinin süresi bitti…  3 gün önce bitti…  Trafik polisimize takıldı…  Süresi, 3 gün önce biten sürüş ehliyetine, 315 TL ceza yazıldı…

Cezadır… Devletimiz, yasalarımız kesmiştir… Kabulümüzdür… Hiç bekletmeden, ertelemeden, hemen bu sabah, Mağusa Polis Genel Müdürlüğü’müze gittim, cezamızı ödemek için…

Sonrası ahhh…  Sonrası bir âlem…! Gerçekten…  Tüm kalbim ve samimiyetimle…

Mağusa Polis Müdürlüğümüzde, son derece zarif, kibar, oldukça beyefendi bir yaklaşımla;

- Bülent Bey, biz de sizi arıyorduk!
- Neden?
- Ehliyetinize el koymamız gerek!
- Neden?

LÜTFEN DİKKAT:

- ‘‘2016 YILINDAKİ BİR TRAFİK SUÇUNUZDAN DOLAYI, EHLİYETİNİZ 100 CEZA PUANINI DOLDURDU, ALMAMIZ GEREK…’’

Anımsadım… 2016 yılında bir BOK YEDİM ve içkili araba kullandım… Mahkemeye çağrıldım, 800 TL ceza ödedim… Ve ben AĞZIMIN PAYINI ALDIM…

CEZA, ‘‘Uslandırmak – Islah etmek’’ için değil mi?

Ben USLANDIM…  ISLAH oldum…  O tarihten ve o büyük HATAMDAN sonra bir daha asla ve asla içkili araba kullanmadım… Kullanmıyorum da…

Ve lâkin… İnandığım, savunduğum, gözünü sevdiğim DEVLETİM, 2016 yılındaki cezamı ödememe ve AĞZIMIN PAYINI almama karşın, hâlâ beni affetmemiş…

2016’dan 2019’a…

O kibar, o zarif ve gerçekten son derece efendi polis memurumuz şöyle dedi bana:

- 2016 YILINDAN BERİ, SİZİ ARIYORUZ!!!

Ben Bülent Fevzioğlu…  Doğma büyüme Kıbrıslı…  60 yıllık evimin, işimin ADRESLERİ belli…  DEVLETİMİN POLİSİ, 2016 YILINDAN BERİ BENİ ARIYOR!!!
BENİ ARIYOR EHLİYETİMİ 3 AYLIĞINA İPTAL ETMEK İÇİN….

Hani; ‘‘Güler misin ağlar mısın?’’ derler ya…

60 yıldır evi, işi, adresi belli…  35 yıldır (affınıza sığınarak, çok özür dilerim) gazetelerde, televizyonlarda, son yıllarda FACEBOOK’larda olan ben….  Bunca yıldır, hâlâ kendimi TANITAMAMIŞSAM; canımızdan, malımızdan, güvenliğimizden sorumlu POLİS TEŞKİLÂTIMIZDA bir TANIYANIM bile olamamışsa….

Kendi çapsızlığıma, yeteneksizliğime, boşluğuma, hiçliğime, beceriksizliğime mi AĞLAYAYIM…

Yoksa 60 yıllık, doğma büyüme bir Kıbrıslı Türk olarak; evi, işi, her türlü yol haritası ve adresi AYAN BEYAN ortada olan şu Bülent Fevzioğlu VATANDAŞINA ULAŞAMAYAN – BULAMAYAN, 3 yıldır ARAYAN Polis Teşkilâtımıza mı AĞLAYAYIM?

Hangisini düşünsem, ÇOK UTANIYORUM ÜLKEM ADINA… ÇOK UTANIYORUM VALLAHİ…

Cezamızdır… Devletimize saygımız, yasalarına hürmetimiz, başımız gözümüz üstüne… Beni, 2016 yılından beri ARAYAN polisimize ehliyetimi teslim ettim… Parasal cezamı ödedim, ehliyet teslim makbuzumu aldım…

Bitti mi?
BİTMEDİ…

Tam çıkarken:

- Bülent Bey…
- Buyrunuz…
- Girne Polisimiz de sizi arıyor?

- Neden?
- Trafik cezanız var!!!
- Tamam, ne kadar, ödeyeyim?
- Girne’ye gitmeniz gerekiyor…
…..

- Onlar da; 2012 yılından beri, sizi arıyorlar!!!

Sevgili büyüğümüz, Sn. Reşat AKAR, hemen her gece BAR BAR BAĞIRIYOR ADAM Tv kanalında:

- ‘‘Polisimiz yetersiz… Polis teşkilatımız yorgun… Bu güzide teşkilâtımızı yeni personelle desteklemeli, siyasiler bu acil konuya el atsınlar artık…’’

Var mı bir duyan? Yok!

Neyse.... Daha fazla yazmayacağım…

YAPMAYINIZ…  YORGUN KALBİM GERÇEKTEN KALDIRMIYOR… YAPMAYINIZ LÜTFEN…  ÇOK UTANIYORUM, ÇOOOK…

Mağusa Polis Müdürlüğümüz 2016 yılından…
Girne Polis Müdürlüğümüz (Trafik), 2012 yılından beri… Beni arıyor!!!
60 yıllık Kıbrıslı Türk, Bülent Fevzioğlu’nu… Beni arıyor ve BULAMIYOR….!!! Ve ben bunu, oğlumun, 3 gün önce biten ehliyetinin 315 TL'lik trafik cezasını ödemeye gittiğimde öğreniyorum...!

Mağusa Polis Müdürlüğümüze, trafik cezalarımızı ödedim… 2016 yılından beri ARADIKLARI benden, kendi elimle 3 aylık süre ile ehliyetimi de teslim ettim…

Girne Polis Müdürlüğümüze gelince…

Bütün bu olanlardan sonra ben; GAZİMAĞUSA, YEŞİLIRMAK SOKAK NO: 9’daki evime geldim, çalışma odama KAPANDIM… SAKLANDIM….!!!

Şu andan itibaren hiç kimseye, ne 12 Nisan (ki, doğum günümdür) sabahı saat 09.30’da Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda, ne de, bir saat sonra 10.30’da, BRT’den yönetmen ve kameraman arkadaşlarımla Girne Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi’nde olacağımı…. Asla… Asla ve Asla SÖYLEMEYECEĞİM...!! KAÇTIKÇA KAÇACAK…  SAKLANDIKÇA SAKLANACAĞIM…

Değil mi ki; 2012 yılından beri bir trafik cezam nedeniyle Girne Polis – Trafik – Müdürlüğümüz beni ARAMAKTA ve hâlâ BULAMAMAKTA…

Bu DEVLETE… Bu KKTC’ne… Ve onun tüm KURUMLARINA yıllar yılıdır inanmış – İNANAN ve SAVUNAN bir VATANDAŞ olarak… KAÇACAK ve SAKLANACAĞIM…

AYNAYA BAKACAK YÜZÜM YOKTUR VALLAHİ…

ÇOOK UTANIYORUM, ÇOOOKK…”

(Bülent Fevzioğlu)

***

        Paylaşım bu? Şimdi ne diyeyim ben buna? Güleyim mi, ağlayayım mı? Güleceksem kahkahalarla güleceğim; ağlayacaksam hıçkırıklarla, isyan ede ede!

         Aziz Nesin’in öyküleri geliyor aklıma! Mesela onun “Yaşar, Ne Yaşar, Ne Yaşamaz” adlı eseri!

         Aziz Nesin o eserini, koskocaman, on milyonlarca nüfuslu Türkiye için yazmıştı. Bizim ülkemiz yani KKTC minik denecek kadar küçük! Kozmopolitleşmeye karşın, neredeyse (ve eskisi kadar olmasa da) herkesin herkesi bilebileceği bir ortam var. TKP’nin bu ülkede fırtına gibi estiği yıllarda Alpay Durduran, her vesileyle, ülkenin küçüklüğünü anlatmak için, devlet isterse herkesin tek tek don ölçüsünü bile alabilir derdi.

         Üstelik bir ucundan öteki ucuna birkaç saatte ulaşmak mümkün bu küçük ülkenin?

Peki o zaman nasıl olur Bülent Fevzioğlu’nun anlattıkları? Benim aklım havsalam almıyor.

Feyzioğlu’nun paylaşımına ben de bir not düşmüştüm. Bunun üzerine dostum, yıllarca parlamenterlik yapmış olan Ergün Vehbi, kendisine de bazı trafik suçları dolayısıyla 3 – 4 yıl sonra ulaşıldığını yazdı.

Çok önceleri bu sütunda aynı konuyu ben de yazmıştım. Bir kameraya takılıyorsunuz, trafik cezası aylar sonra gelir. Elbette buna da akıl sır ermez ama Bülent Fevzioğlu’nun yazdıkları yenilir yutulur cinsten ve hazmedilecek gibi değil!

Bunun bir yaptırımı olmalı! Devlet ya da devlet adına hareket edenler, böylesi yurttaşı bezdiren, ezdiren, zaman kaybettiren uygulamalardan sorumlu olmalı! Söz konusu olan trafik cezası olduğuna ve devlet bunu zamanında kişiye tebliğ etmediğine göre ceza düşmelidir. Üç yıl önce yapılması gereken ehliyet iptali, Devlet’in/Devlet adına hareket edenlerin ihmali dolayısıyla yapılmadığına göre bunun ceremesini yurttaşa ödetmek büyük adaletsizliktir. Yasa/tüzük buna cevaz vermez denebilir. O zaman siz de yasayı/tüzüğü değiştireceksiniz ki başka yurttaş  haksızlığa uğramasın..