Dostum, ekonomi profesörü Kenan Mortan’la, zaman zaman aksar gibi olsa da sürekli olarak yazı teatisi yaparız. Ben ona bu sayfada çıkan yazılarımı gönderirim, o da bana bir internet gazetesinde çıkan yazılarını! Onun yazılarından çok yararlanırım. Adalı dar ufkumuzda göremediğimiz/izleyemediğimiz, medyamızın semtine pek uğramayan ya da uğratılmayan konularda (çok büyük oranda ekonomik) onun çizdiği geniş ufuklu ve çoğu kez didaktik öğretici) içeriği de olan yazılarını zevkle/merakla okurum.
23 Kasım (2018) tarihli son yazısını, “İsmail bey, (Kıbrıs’taki) İngiliz Üsleri konusunda Brexit Anlaşması’nda ‘AB olarak buraların İngiliz toprağı olduğunu onaylarım’ hükmü var. İspanya, Cebelitarık Üsleri için ‘Bunu onaylamam’ çıkışı yaptı. Konuyu bilginize sunuyorum” notuyla gönderince, yazısı benim için başka bir anlamm kazandı. 
Daha önce de bu sütunlarda, Sayın Kenan Mortan’dan alıntılar yaptığım oldu. Hatta bazı yazılarını olduğu gibi bu sütunlardan aktardım da! Yine öyle yapıp onun, 23 Kasım 2018 tarihli “BREXİT ve SONRASI” yazısını paylaşıyorum. Gerçi AB liderleri 25 Kasım 2018 günü  Brexit Anlaşması’nı onayladılar ama olsun, yine de okunması gereken bir yazı! Brexit sürecini çok güzel anlatıyor. Hem didaktif yönü ve de düşünsel boyutu, yazıyı her zaman okunur yapıyor. Üstelik başlığındaki gibi Brexit sürecinin bundan sonrasını da irdeliyor. 
Işte ekonomi profesörü dostum Kenan Mortan’ın “BREXİT ve SONRASI” başlıklı yazısı:

Britanya Ekonomisi Ne Alemde?
Britanya, 2.6 Trilyon dolarlık bir büyüklük. Hesapça, Türkiye’nin 3 büyüğü. Dünya sıralamasında 5.nci. Kişi başına geliri 42 bin dolar. Büyüme oranı AB’ya yakın ve % 1.8. Ancak Brexit kararı sonrası oran düştü. Halen G7’ler içinde en düşük oran. “Sert” çıkış  halinde GSMH  % 5-8 oranında azalacak, bu kesin. İşsizlik yok gibi. 
İki yapısal sıkıntısı var: Ekonominin % 80’i  hizmet sektörüne dayanmakta. AB pazar büyüklüğü olmadan nasıl yaşar? İkincisi, gelirin dağılımı çok kötü. Üçüncüsü, az sayıda olan havacılık ve otomotiv sanayisinin hemen tümü AB için çalışıyor. Bundan sonra ne olur? 
IMF, 17.9’da (17 Eylül) bir yorum yaptı ve “Çıkış bir finansal tokat olur, hele iş ‘sert’ biterse  “işi daha  zor olur” diyor. Ekliyor: Britanya dünyada seçili 31 ülke içinde kamu maliyesi en zayıflardan biridir.  
İşveren örgütü CBI, 19.11’de (11 Kasım) “Brexit bizi yok eden bir topçu atışı olur” yorumunu getirdi. Dahasına gerek yok, durum zaten parlak değil…
  
Brexit Anlaşmasında Ne Var?
Bu boşanmanın filmi çok kısa. İlk karede bir “popülist” Başbakan Cameron bir yerde konuşurken, hoş  görünme adına AB üyeliğini referanduma götürme vaadi yapıyor. İkinci karede aynı popülist “evet  çıkalım” halinde istifa edeceğini duyuruyor. Hemen tüm partilerden oluşan popülist politikacılar koro oluşturup “çıkalım” deyince, halk da çok az farkla “çıkalım” kararı veriyor. Cameron istifa ediyor.  Üçüncü karede bir başka “popülist” T. May başbakan seçiliyor. Partisindeki popülist baskısıyla AB’den  ayrılma konusunda “Dönüş Yok, Yola Devam” diyor.   
AB ve Britanya boşanması için 585 sayfalık bir metin oluşuyor. Bu metin aynen onaylanırsa “Yumuşak  Brexit” olacak. Yok, red edilirse “Sert Brexit.” Ki bu daha büyük bir olasılık. Britanya,   “Kalanlar” (Remainers) ve “Gidenler” (Remainers) olarak ikiye ayrılmış durumda. 2016  Referandumu sonrası AB Lizbon Anlaşması’nın 50. maddesi “ilk  kez” bir AB üyesi için uygulanmış olacak. “Evet” olursa, Britanya’nın konumu “AB ile Gümrük Birliği Statüsü” olacak. Buna “Norveç   Modeli” deniyor. Sıkıntı yok… Mal ve hizmet hareketi aynen sürer, gider. Tek dezavantajı, 3. ülkelerle özel anlama yapmasını engeller. Ama daha önemlisi Britanya, AB‘nin eski/yeni tüm   kurallarına “uymak” zorundadır. Avrupa Adalet Divanı  kararlarını  uygulanmalıdır.
Dananın kuyruğu da “burada” kopmakta… “İstemezükcüler,” “Kuralı  Biz Kendimiz Koymak İstiyoruz, Mevcut Kuralları Uygulayan Değil” diyorlar. Sert ayrılık halinde “Kontrol Tekrar Elimize Geçti” diyecekler. 
İlginçtir, bu denli yoğun bir “istemezük”çüler ortamında, 585 sayfalık boşanma ilamında Kıbrıs ve Cebeltarık’daki Britanya Üs Bölgeleri‘nin “Britanya Toprağı” sayıldığına  ilişkin  bir hüküm konmuş, bu unutulmamış.
“Avrupa Kuşkuculuğu” AB karşıtlarını anlatan bir söz.  “Onların kuralları bizi yönetmemeli” genel bir paranoya. Muhafazakar Parti‘yi anlamak mümkün ama İşçi Partisi‘nin “Avrupa Karşıtlığına” ne demeli?  
Nobel Ödüllü F. Hayek  bir çalışmasında “İngiltere’nin başat  2 partisine sinmiş devletçileri… “ diye  bir ifade kullanır.  Buradaki “devletçileri” sözünü “popülist” olarak çevirin, günümüz ortamını anlatmış olur.   

Ama sadece kurallar mı? 
Euro Tüneli, Avrupa kıtasını Britanya’ya bağlar. 50 km’lık ve   6 T (trilyon) Euro maliyetle, zamanın  en büyük projesiydi, 1975’de  projelendirildi. İngiliz  tarafının “onay” vermesi, ancak 1988’de oldu, 6 yıl sonra  tünel  bitti. 2013’den bu yana kâr ediyor. Ancak sorun kâr/zarar  etmesi değildi. Konu, Avrupa  kıt’asına bağlanmak konusunda düğümlüydü.  
Avrupa’dan  zihnen/fikren  uzak olmak, olayın özeti bu…
Zaten Cumhurbaşkanı De Gaulle, zamanında Britanya’‘nın AB üyeliğine “Orası ve Onlar Avrupa’lı Değil” gerekçesiyle muhalif kalmıştı. 
Brexit şöyle ya da böyle “biter.” Ancak The Guardian’daki ifadeyle “Oyun Bitti.” (Game Is Over) Bu işin “B Planı” yok.Olsa olsa, bundan sonra Britanya’da “erken seçimler” olur. 

Mart 2019 Sonrası
Görünen, “şu” ya da “bu” yöntemle, 29 Mart 2019 Cuma günü Britanya AB’den çıkmış olacak. 
Ekonomi sonrasında nasıl yaşar? 
Sanayi ürünlerinin AB’ye ihracatının tamamı asgari %10 vergilendirilecek. İnsan ve emek serbest dolaşımına vize gelecek.  
Yıllık 1.8 Trilyon $’la Britanya ekonomisinin %70’ine karşılık veren dünyanın 2. büyüğü  olan  Londra Borsası ne olacak? 500 bankanın temsil edildiği,1832 ‘de özel bir statüyle  kurulan ve 300.000 insanın çalıştığı “The City”de bundan sonra kim kalacak? 
Altın ve gümüşün dünyadaki en büyük Borsa’sı, Londra Metal Borsası  ve son  olarak  1987‘de  kurulan  Londra Platin Borsası, Avrupa’ya  “çekip giderse” ne olacak? Belçika ve Hollanda’nın bu Borsa’lara yer vermek için “gün saydığı” biliniyor.  
Sanayinin durumu ayrı bir hal. Bir BMW “hemen ayrılma” kararı aldı, diğerler için de bu  kaçınılmaz. İşveren örgütü CBI‘nın araştırmasına göre, her 10 sanayi kuruluşundan 8‘i bu boşanmadan “olumsuz”  etkilenecek.  
“Pragmatizm” (faydacılık) aslında çıkışı Britanya ama ABD patentlidir, her koşula uygun çare bulur. Pragmatizmin uygulanması için “yarar”ın nerede olduğunu bilmek gerek. Ama  işin içinde “popülizm zehri” olursa, faydacılık ya da yararcılık nasıl uygulanır ki?   

Britanya’nın Populist Milliyetçiliği…
Antisemitizm bir Nazi yaratımı değil, bunun altı çizilmeli. Ucu nerdeyse miladi takvim başlangıcına dayanmakta. Paris’teki “Shoa Memorial Müzesi”nde yeni açılan “Çingeneler” sergisi, onların 1875’de   kamplara kapatıldığını anlatıyor. Sonra, 1938’de de bu Çingene Kampları “adrese teslim” Nazi‘lere  devr ediliyor. Oradan da ver elini gaz odaları. Bu yüzden ırkçılık/yabancı düşmanlığı/anti semitizm /  popülizm /nazizm, aynı ot demetinin sadece ton farkları, sonuçta hepsi aynı kapıya çıkmakta…   
Popülistler/ırkçılar sadece kendilerini yok etmezler, giderayak her yeri yakarlar, toplumsal imha yaratırlar, bu unutulmaya…
Britanya, zamanında “Bir Batmayan Güneşin İmparatorluğu” idi. Şimdi ise “Bir Doğmayan Güneş” beldesi mi olacak dersiniz?
Economist dergisi durumu özetliyor: Britanya bir politik kasırgaya tutulacak… 
(Kenan Mortan - 23.11.2018)