Eski belgesellerde bilgi vermek esastı.
Yapımcı, yönetmen ve senarist belgesel projelerini bu stratejiyle hazırlarlardı.
Gerekli ön hazırlık yapılır üzerinde belgesel yapılacak konu ile ilgili ayrıntılı bilgiler toplanırdı.
Çekim aşamasında ise bu bilgiler esas alınır görüntü hazırlanan bilgiyi takip ederdi.
Mesaj bilginin, akan metnin içinde saklıydı...
Postprodüksiyon aşamasında da yine benzer bir durum söz konusu idi: görüntü bilgiyi takip eder, anlatıcı konuyla ilgili mümkün olduğunca bilgi verir, vermesine izin verilir, konunun her yönü işlenmeye çalışılırdı.
Akış bundan dolayı yavaşlar, ağır ilerleyen anlatı ile düşünceye sonunda şans verilir ve gösterilen üzerinde izleyicinin kafa yorması sağlanırdı.
Teknik imkanların sınırlı ve görüntü-ses efektlerinin oldukça zahmetli ve uzun süreçlerle elde edilmeside (o zamanlar dijital teknolojiler yoktu) elbette bunda rol oynuyordu.
Bu tür belgeselcilik hem TV yapımı hem de belirli prodüksiyon şirketlerinin yapımcılığını üstlendiği özel belgesellerde söz konusu idi.
Yani hem BBC, TRT ve diğer TV’lerin belgesellerinde hem de bağımsız belgesel yapımcılarınınkilerde...
Bugün ise durum tersine dönüş durumda; artık bilgi gözden düşmüş durumda.
Bugün bilgi görüntüyü takip ediyor.
Mümkün olan en az bilgi ile belgeseller yapılıyor artık.
‘En az bilgi ile en çok görsel’i şiar edinmiş belgeselciler bugün...
Bilgi minimize edilip belgeseller adeta bir tür görsel şölene dönüştürmüş.
Bugünkü belgesellerden büyüleniyoruz artık; görsellikleriyle bizi büyülüyor, gerçekten daha ‘gerçek’ görüntüler sunuyorlar bize.
BBC’de, NationalGeographicChannel’da, Discovery’de, kısacası her kanalda artık bu tür belgeselleri, bu tür belgeselciliğin en yetkin örneklerini izliyoruz.
Günümüz dünyası artık izlenimciliği esas almış durumda.
Ayrıntıya inmeden belirli bir izlenimin oluşmasını yeterli görüyor.
Çünkü ayrıntı hem zaman istiyor hem de sabır.
Oysa bugünkü dünyada bunların ikisi de yok artık; her şey mümkün olan en kısa zamanda yapılmak mümkün olan en hızlı bir biçimde aktarılmak zorunda.
Bir de tabii işin gösteri boyutu var.
İzlenimlerinizi en etkin bir şekilde, mümkün olan en kısa sürede aktarabilmeniz için onu güzelleştirmeniz, deyiş yerindeyse, makyajlayıp yeniden-sunmanız gerekiyor.
Aksi taktirde geriye kalan eksiklik, yani enformasyon-bilgi boyutu, iyice yüzeye çıkacak, belirgin hale gelecek sizin yapımınızı ‘zayıf’ gösterecektir.
Bundan dolayı belgeseller gittikçe görselleşiyorlar, görüntüleriyle bizi büyülüyorlar.
Etkilerinden onları izledikten sonra bile belirli bir süre kurtulamıyoruz.
Elbette bu görselliği, bu izlenimciliği destekleyen bir dünyanın içinde yaşıyoruz.
İletişim formları sonunda içinde yaşadığımız zamanın ve mekanın yansımalarıdırlar.
Bugün hangimiz internette ‘dolanırken’ tek bir pencereyle yetiniyoruz?
Birden çok pencere açarak bir hiperuzamın (hyper-real) üzerinde ‘hareket’ ediyoruz.
Algılarımız açtığımız pencere sayısı kadar bugün.
Birinden diğerine geçiyor bir bakıp sonra da ötekine uzanıyoruz.
Bir mekan-zaman bütünlüğü üzerinde ısrar edemiyoruz artık.
İkisi de dağılıp paramparça olmuş bugün...
Cep telefonlarımızla elde ettiğimiz fotoğraf ve video görüntüleri de bu durumu, bu izlenimciliği doğruluyor: Araştırmadan, detaylı bilgi edinmeden herkes herhangi bir nesneyi, olayı çekebilme potansiyeline ulaşmış durumda bugün.
Bunun için cebimizden telefonumuzu çıkarıp ‘kayıt’ düğmesine basmak yeterli.
Öyleyse herkesin bir izleyici tavrıyla içinde olduğu, gerçeği aramaktan vazgeçtiğişu dünyada izlenimci belgesellere tanıklık etmek de garip olmasa gerek.
İnsan ne ise gördüğü görüntü de odur; onu, o anki algıyı, görme biçimini yansıtır görüntü.

-Son Söz-
“Biriyle karşılaşmamanın tek yolu onu izlemektir.”
(Jean Baudrillard)
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13