Anlaşılan bazı insanlar hala kış uykusundan çıkamamışlar…
Derin uykularından uyandıkları yok…
O kadar çok şey değişmiş ki, o kadar hızla değişiyor ki her şey, bu kış uykusunda olanlar ve yeniuykudan uyananlar bunlardan haberdar değil anlaşılan…
Uyandıklarındaki dünya ile önceki aynı sanıyorlar…
Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi “Kış Uykusu”nda başrolü oynayan Haluk Bilginer’den bahsediyorum.
Haluk Bilginer, önceki gün Hürriyetgazetesine verdiği bir röportajda “91 yıldır Atatürk’e tapınmaktan vazgeçememişiz” diye buyuruyor…
“91 yıldır adapte olamamışız. 91 yıldır güce tapıyoruz. Biz gücü çok severiz.” diye de ekliyor…
Peah, peah, peah…
Ne büyük analistle, ne büyük bir analizle karşılaşıyoruz!..
Atatürk’ü eleştirmenin prim yaptığı ülkede bunları duymak, bu tür sözde analizleri işitmek ‘normal’dir tabii…
Normal’dir de, kendini sıradışı kategorisinde tanımlayan, Batı’yı görmüş, oralarda oyunculuk yapmış bir oyuncu için normal midir bu?
Bugün, Cumhuriyet’in kaleleri tek tek düşürülürken, hala Atatürk’e çakmak nasıl bir vicdanın ürünüdür!
Sen ‘baba’ figürünü, hem de en otoriterlisini aradığında, en yakınındakini göremiyorsan, ona her gün televizyonlarda, gazetelerde, meydanalardarastlamıyorsan senin düşüncelerinin samimiyetinden şüphe ederim ben.
Eleştirsene Tayyip Erdoğan’ı; ondan, en yakınındakinden yola çıkarak kursana o eleştirel yaklaşımlarını…
Yapamıyorsun değil mi?..
Yaptığında başına neler geleceğini sana tek tek öğretmiş olan o babalar babası ‘otoriter figür’lekarşı karşıya kalabilirsin; değil mi?..
Öyleyse ne ironik bir başkaldırı seninkisi!..
En yakındakini görmekten aciz, 91 yıl ötedekine uzanıp onu ‘otoriter baba’ ilan eden bir bakış!..

Bu kış uykusundan henüz uyanmamış olduğu anlaşılan oyuncu bir zamanlar, ‘90’lı yıllarda, yangın haberlerini anlatan bir ‘reality şov’ programı sunardı televizyonlarda.
İyi hatırlıyorum; Show TV’deydi…
O bina yanmış, bu binada yangın çıkmış, işte insanlar zor kurtulmuş, kurtarılmış diye, o derin sesiyle ciddi ciddi anlatırdı bize bunları…
Sonra bir gün bir tartışma programında gördüm bu kış uykusundan uyanmamış oyuncuyu.
Orada televizyonların bizi ne hale getirdiğinden bahsediyordu!..
Reality şovların zararlı etkilerini anlatıyordu!..
Hem sunacaksın, ciddi ciddi anlatıp iyi paralar da kazanacaksın hem de ciddi bir tartışma programında eleştireceksin bu tür programları!..
Tutarlılık ve samimiyet yok…
Bırak da, ‘Türk Aydını’nı, bu sistemin en çok sillesini yemiş olanlar anlatsın, tartışsın…
Bırak, kendi fikirlerinden taviz vermeden hapisanelerde yatmış, hayatlarının önemli bir bölümünü zindanlarda geçmiş olanlar tartışsınlar Türk aydınını, otoriter figürleri, Kemalist Cumhuriyet’i, Atatürk’ü, yaptıklarını…
Turnusol testinden geçmişlerdir çünkü…
Ama her şeyin baş aşağı döndüğü bir yerde bunları beklemek de safdilliktir tabii…
Sistemden beslenmiş olanlar bir gün çıkıp bu sistemin karşısında olduklarını açıklamadılar mı Türkiye’de!..
En büyük darbe mağduru, sistem mağduru ilan etmediler mi kendilerini!..
Kürsülerde ağlamadılar mı?..
“Yetmez ama evet!” demediler mi?..
Normaldir onun için…
Gerçek mağdurlar konuşmuyor Türkiye’de, gerçek aydınların sesi kısılmış çünkü…
Meydan da, doğal olarak, bu tür ‘oyuncu’lara kalıyor.

-Bir Soru-

“1700 kişinin kurşuna dizildiği bir olayı, üstelik bize çok yakın bir coğrafyada gerçekleşen bir olayı, Türkiye’yi dolaysız etkileyecek bir olayı ön sayfalara taşımamak (Afrika Gazetesi hariç), bu olayı yapanları, ideolojilerini tartışmamak; bunun yerine, şehir içindeki asfaltları bile düzeltmekten aciz belediye başkanlarını, parti sorunlarını, bayatlamış çözüm görüşmelerini tartışmak nasıl bir gazetecilik anlayışıdır?

-Son Söz-

“Geçmişte yaşanmış hiçbir şey empirik şimdinin lanetinden muaf olamaz.”
(T.W. Adorno)
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13