Kültür-Sanat:
Gözde Yeteneğimiz 

Okan Ersan 2003 yılında dünyaca ünlü İngiliz Guitarist’in düzenlediği yarışmaya ‘’TO WHOM IT MAY CONCERN’’ adlı şarkısıyla yarışmaya katılıp 2003 yılının en iyi 5 gitaristi arasına girmiştir. Daha sonra bu çalışma ile aynı adı taşıyan ilk albümünü 2005’te yayınlayan sanatçı en son olarak 2011 yılında son albümü A RebornJourney ile dünya müzik piyasasındaki yerini güçlendirmiştir.Aynı zamanda 2011 yılı Grammy Ödüllerine 5 dalda aday adayı olmuştur.Ünlüjazzfusion gitaristi Al DiMeola ile aynı sahneyi paylaşma fırsatı yakaladı. Bu şekilde birçok ülkede adından bahsettirmiştir.

Okan Ersan
1972 doğumluyum 1974’ten sonra Lefkoşa’ya göç ettik. Liseyi burada okudum. Daha sonra 1990 yılında Marmara Üniversitesi müzik akademisine gittim. 1994’te oradan mezun oldum daha sonra buraya geldikten sonra İngiltere’ye gittim orada yaşadım. 47 yaşındayım ben belki belki 35 senedir müzikle ilgileniyorum ve profesyonel olarak 20 ya da 25 sene olacak.
Soru: Daha çok yurtdışında adınızı duyurdunuz bu bizler için çok gurur verici. Siz yurtdışıda müzik adına neler yaptınız ve neden orada daha çok tanınıyorsunuz?

DİNLEYİCİ KESMİM DAHA ÇOK YURTDIŞINDA
Cevap: Evet daha çok yurtdışında çalıştım. Sanırım yaptığım müzikle alakalı çünkü ben okuldan mezun olduktan sonra Kıbrıs’a geldim ve burada birkaç kulüp ve barda Caz çalmaya başladık ve pek Caz dinleyen yoktu. Ben bir de Cazla birlikte Fusion diye isimlendirilen birçok türün bir araya gelerek oluşturduğu bir tarzda albüm çalışmaları ve müzik çalışmaları yaptım. Dinleyici kesim daha çok yurtdışında Kıbrıs ve Türkiye’de de yok dinleyici kesim. Popüler müzik yapsaydım o zaman sorun olmayacaktı.
Soru: Yurtdışında müzik planlarınız var mı?
Cevap: Her yıl konserler oluyor. Geçen sene Almanya turnesi yapmıştık birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaştık. Bunun dışında İtalya’da Perugia bir konser projemiz var. Bunun yanı sıra Girne’de ayın üçünde bir konser var fakat ben orada sadece misafir sanatçı olarak iki parça çalacağım yine İstanbul’da konser çalışmalarımız olacak ve onlar sürekli olacak. 
Soru: Sizin müzikle tanışmanız nasıl oldu?

MÜZİK BABAMDAN YADİYAR
Cevap: Benim babam müzisyendi. Babadan bir yadigar diyelim ve babam müzisyen olduğu için dolayısıyla evde hep müzik konuşulur ve müzik tartışılırdı. Annem ve babam müzisyen olmayla ilgili bir katkı koymak istiyorlardı. O yıllarda birçok evde aileler çocuklarının müzisyen olmasını istemezdi çocuğum doktor, avukat olsun diye uğraşırdı. Benim ailem öyle değil özellikle müzisyen olmam için çok ön ayak oldular. Bu konudaki çalışmalarıma destek verdiler ve zor şartlarda ihtiyaçlarımı karşıladılar. Dolasıyla baba yadigarı diyelim bir şekilde müzisyen oldum sonrasında da İstanbul’a gittim. Benden sonra kardeşimde müzisyen oldu ona da hem benden hem de babamdan yadigar oldu. Bizim ailede müzik etkili birçok kişi müzikle uğraşıyor.

MÜZİKLE UĞRAŞMAK ÇOK GÜZEL FAKAT BUNU HİSSTTİRMEK VE HİSSTTİĞİNİ DE YAZABİLMEK İÇİN BİR YAŞANMIŞLIĞIN ÜZERİMİZDE OLMASI LAZIM.
Cevap: Bir yaşanmışlığın olması lazım ve yaşanmışlıktan öte duygularını müziğe aktarabilmen lazım. Bazı insanlar yeteneklidir sadece icra yaparlar ve başkalarına ait olan müzikleri yorum yaparlar. Bazı insanlarda hem onu yapar hemde bestecilik yapar benim gibi. Ben sadece icra değil kendime ait olan şeyleri yapmayı ve yapabilmeyi seven ve bu yeteneğe sahip olan birisiyim herhalde ki uzun yıllardır albüm çalışmaları yapıyorum ve kendi çalışmalarımı yapıyorum. Türkiye’de veya burada birçok sanatçıya eşlik ediyorum. Fazıl Say gibi JollyIntro gibi Billy Paul gibi yurtiçi veya yurtdışı birçok müzisyene eşlik ettim albümlerini çaldım.
Soru:  Yeni albüm çalışmanız var mı?
Cevap: Yeni bir albüm çalışmasına ben yeni başladım ama onun herhalde hazır duruma gelmesi bir yılı daha var. Çünkü ben hemen stüdyoya girmiyorum bir yıl kadar üzerinde çalışıyorum. Hem notasyonunu, aranjesini, kompozisyonunu hem de kendim çalışıyorum ve hazırlık aşaması bitince stüdyoya geçiyorum. NIBIRU çıkalı on gün oldu 15 ağustosta çıktı bu albüm.
Soru: Bu albümünüz hakkında bir şey söylemek ister misin?

DİKKAT ÇEKİCİ BİR KAPAK VE HİKAYESİYLE MERAK UYANDIRAN BİR ALBÜM
Cevap:  Albüm alında evren ile ilgili bir albüm. Uzay, uzaydaki sesler, gerçekleşen olaylar ve birtakım da eski Sümer tabletlerinden yola çıkılarak yazılan hikayeler. Albümün ismi NIBIRU ve bu NIBIRU dediğimiz gezegen milattan önce sekiz bin yılındaki Sümer tabletlerinde bahsi geçen gezegendir. Albümde bir başka konu olan Alnaki uygarlığından bahsediyoruz. NIBIRU gezegeninde yaşayan uygarlıktır. Bunun yanı sıra Hubble teleskobunun derin alan çektiği resimlerden etkilenerek kullandığımız hikayeler var. Birde en başta bir tane parça var WOW SIGNAL diye onun hikayesi de 1977 yılında dünyaya bir sinyal geliyor ve bu sinyali bir Nasa çalışanı far edip bunu inceliyor ve daha önce hiçbir sinyale benzemeyen bir sinyal olduğunu keşfediyorlar. 40 ışık yılından gelen bir sinyal daha sonra bu sinyalin bir kodu var onu kırmızı kalemle işaretleyerek yanına WOW yazıyor ve WOW SIGNAL olarak tarihe geçen bir sinyal hatta filmi de var. Ben bu sinyali Nasa’dan telif haklarını aldım. Bu sinyali kendi stüdyomda bu sinyalin içinde bir ritim var bu ritmi aldım ve bu ritim üzerine müzik yazdım. Üzerinde ki kapağın üzerindeki sembollerde mikrokozmos, makrokozmos dediğimiz ve çok değerli bir uluslararası bir resim sanatçımız var dünyaca ünlü Ümit İnatçı onun yaptığı bir çalışmadır hem Şaman dili hem Sümer yazıtları hem de mokrokozmosun, makrokozmosun bir araya getirerek albümün hikayesine uygun bir kapak tasarımı yaptık. İçinde de bu evrenle ilgili çok güzel bir şiir var. Biraz daha detaylı ve ayrıntılı incelenmesi gereken bir albüm yani her şarkının bir hikayesi var. Uzayla, evrenle, Sümerle, Nıbıru gezegeniyle ilgili her şarkının bir hikayesi var. Avrupa da bayağı ses getirdi. Avrupa uzay ajansı bile bu albümü yayınladı. Hafta da 4-5 dergilerde ve radyo programlarında sürekli yazılar çıkıyor ve çalıyorlar. Bize de bilgi geliyor sosyal medyadan.
Ümit İnatçı ile bir çalışmamız var. Tahta tabanca diye bir kısa bir film projemiz var. O kısa filmin müziklerini ben yapacağım ama onun daha bir 3-5 ayı var. Daha kitap yazıldı ama daha çekimler başlamadı şuanda senaryosu her şeyi hazır onu bekliyoruz. Senaryoda Kıbrıs’ta geçen bir hikaye bir çocuğun hikayesi bu çocuk bir yerde yaşıyor ve bu hikayeye göre görünmez bu çocuk. Korunan bir çocuk görünmemek ve korunmak için elma şekerini her yaladığında güçleniyor ve görünmüyor daha sonra korunuyor. Ama bu çocuk yaşarken etrafındaki olayları görüyor. Kıbrıs’ta savaş başlıyor olaylar oluyor. Bu çocuğun tahta bir tabancası var ve kendini öyle koruyor. Biraz duygusal, biraz üzücü bir şekilde devam ediyor. 
Haber ve Fotoğraflar: Esengül Aykaç
VATAN ÖZEL
 

Anahtar Kelimeler
OkanErsanKKTCGitrarist
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13

Arap Ali Destanı'nın Prömiyeri Yapıldı

Haberi Oku