Kültür-Sanat:
Köse: 'Sistem sanata değer vermiyor”

- Köse: “Yaptığımız işlerin duyurulması için sanat köyüne ihtiyacımız var.”

Girne’de dünyaya gelen ve tam bir Girne sevdalısı olan Ömer Köse kendini bildi bileli sanatın kendi bedeniyle bütünleşen bir meslek haline geldiğini söylüyor. Mesleğine o kadar hakim ve yatkın ki bir çalışmayı yedi saatte bitirebilecek bir yeteneğe sahip. Köse, çalışmalarını yaparken Yunan ve Roma heykel sanatlarını referans alıyor. 
Ülke olarak sanata değer verilmiyor. Sanatın değeri on parmağın biri kadardır. Devlet sanatçıyı desteklemiyor ve sanatçının yaptığı eserleri başka ülkelere duyurulması için bir şeyler yapılması gerektiğinden söz eden Ömer Köse şu zamana kadar yapmış olduğu çalışmalarını anlattı.

Soru: Sizi tanıyabilir miyim?
Ömer Köse: 1956 yılında Girne’de doğdum. Bazı sebeplerden dolayı 1958 yılında Lefkoşa’ya yerleştik. İlkokul ve ortaokul hayatı Lefkoşa’da geçti. Rum Türk kavgasından dolayı yıllardır Kıbrıs’ta siyasetin ne olduğu biliniyor. Bundan dolayı göçmenlik yaşantısı sürdük. Küçükkaymaklı’ya, Hamitköy’e daha sonrada Kızılbaş bölgesine kadar evlerimizi değiştirerek bugünlere geldik. 
Soru: Bu mesleğe nasıl yöneldiniz?

BU MESLEĞİ AKADEMİK OLARAK OKUYUP DAHA İLERİYE GİTMEK İSTERDİM
Ömer Köse:
 Ortaokuldayken arkeolojiye merakım vardı. Yine ortaokul döneminde çizimler, güzel ev modelleri çizerdim. Şartlar uygun olsaydı bu mesleği akademik olarak okuyup daha ileriye gitmek isterdim. 



YAĞLIBOYA VE NAİF ÇALIŞMALAR YAPTIM
Ben ortaokul mezunuyum ve bu mesleğe merakımdan dolayı kabiliyetim otaya çıktı. İlk olarak 1979 yılında resim yapan bir arkadaşımın keşfi ile resim yapmaya başladım. Yağlıboya ve naif çalışmalar yaptım. Mağusa Belediyesinin açtığı bir sergide ödül aldım. Tüm bunları yaparken benim içimde yatan heykeltıraş olmaktı ve arkeolojiye olan merakım beni o yöne doğru yönlendirdi. 



YAPTIĞIM ÇALIŞMALAR SONUCUNDA ÖDÜLLER ALDIM

Bazı eserlere yasa gereği sahip olamazsın çünkü eski eser niteliğine girdiğinden dolayı, bende yapmaya karar verdim. Öncelikle gravür olarak işe koyuldum. Alçak oyma dediğimiz ‘’güz demir Afrika sanatı’’ olarak geçer. Klasik Yunan Roma dönemi heykellerine başladım ve onları yavaş yapmaya başladım. Yaptığım çalışmaların sonucunda ödüller aldım. 
Bugün toplum içerisine baktığımızda onların bir getirisi yok. Tanınmamış bir ülke olduğumuz için heykeltıraşların bu gibi çalışmaları bir sonuç getirmedi. Tüm bunlar yaşanırken ben iç dekorasyona döndüm. Yine de heykel çalışmaları bitmedi devam etti. 


ÇALIŞMALARIMI 7 SAATTE BİTİREBİLECEK KONUMDAYIM
Bugün mesleğime o kadar hakimim ki 7 saatte bir işi bitirebilecek konumdayım. Resim ve heykel çalışmaları ile ilgili yazılmış dört tane kitabım var. Beşinci kitabım için hazırlıklara başladım. Kırk üç tane şiirim var onları da kitap haline getireceğim.
Soru: Şu zamana kadar çok güzel çalışmalarınız oldu. Tüm bu çalışmalarınızı yaparken ne tür referanslar ya da sanatçılar sizi etkiliyor?
Ömer Köse:  Yunan heykel sanatı, Roma heykel sanatlarını referans alıyorum. Bütün heykel sanatlarında Helenistik sanatın temeli vardır.  Gotik, Barok tarzda çalışmalar da var ama daha çok Helenistik sanatını kullanıyorum. 

SOYUT HEYKEL KENDİ YAPTIĞIN ÇALIŞMALARDIR
Soyut heykel yaptığımda oldu. Soyut heykel kendi yaptığın çalışmalardır. Bu çalışmaları yaparken bir buluta bakıp oradan bir şekil çıkartırsın, bir ağaca bakıp ondan bir şekil çıkartıp onu taşa dökersin. Bu soyut bir heykeldir ve referans olarak ta doğayı işlersin. 
Soru: Yedi saatte çalışmalarınızı bitirebilecek kabiliyetinizin olduğundan bahsettiniz. Bu çalışmalarınızı yaparken hangi malzemeleri kullanıyorsunuz?



TÜRKİYE’DEN GELEN MERMERİ KULLANIYORUM
Ömer Köse:
Çalışmalarımı yaparken genellikle taş kullanırım. Kıbrıslı Türkler içerisinde taşı kullanan çok az insan var. Türkiye’den gelen mermer taşları kullanıyorum çünkü Kuzey Kıbrıs’ta böyle taşlar yok.  Granit ve sarı taş Kuzey Kıbrıs’ta olan taşlardır ve ben bu taşları kullanıyorum.
Sıkıntı yaşamamak için çalışmalarımı fotoğraf halini saklıyorum çünkü bazı çalışmalar eski eser gibi oluyor. 
Soru: Son olarak sizin gibi bu işe gönül vermek için yola çıkan genç arkadaşlarımıza bir öneriniz var mı?

SANATIN DEĞERİ ON PARMAĞIN BİRİ KADARDIR
Ömer Köse: Ülke içinde sanata değer veren insan sayısı çok azdır. Sanatın değeri on parmağın biri kadardır. Tüm bunlar yaşanırken sistemde sanata değer vermiyor. Devlet sanatçıyı desteklemiyor. Yaptığımız bu işlerin duyulması için bir sanat köyüne ihtiyacımız var. Yabancı ülkelerde bu sistem kurulmuş ve bunu hayata geçirebilecek olan yine devlettir. Kişilerin bunu ekonomik olarak yapabilecek gücü yok. Devlet bunu hayata geçirmeli ve gelen turisti oraya yönlendirmeli ki kendi kültürümüzü yabancı ülkelere bu şekilde duyurabilelim.

TEKNOLOJİ ÇAĞINDA OLDUĞUMUZ İÇİN BU SEFER DE İNSANLAR TEMBELLEŞİYOR
Yeni gençlerin ellerinde ki sosyal medya bağımlılığından kurtulmaları gerekiyor. Teknoloji çağında yaşıyoruz fakat bu sefer de insanlar tembelleşiyor. Bununla birlikte üretmiyor ve çalışmıyorlar. Ben tüm insanları aynı kefeye koymuyorum genel olarak konuşuyorum. Toplumun gidişatı hiç iyi değil. Ben sosyal medya hesabımda paylaşım yaptım. ‘’Çocuklarınız veya torunlarınız haftada bir defa benim yaptığım çalışmalara ortak olsunlar’’ yazdım ve çok cüzi miktarda para alacağımı ekledim fakat bir ay sonra duyurumu “çocuklarınızı getirin para da istemeyeceğim” olarak güncelledim, çocuklara eğitim verip sanatı aktarmak için bir girişimde bulundum. İki defa yazdığım yazıya geri yanıt gelmedi. 
Haber ve Fotoğraflar: Esengül Aykaç
VATAN ÖZEL

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13

Her An Bir Yaratım Anındayız

Haberi Oku