Kültür-Sanat:
'Sanat benim için bir düşünce getirmek zorunda”

Neden resim diye bir soru yönelttim Nilgün Güney’e bana cevabını verirken gözlerinde ki ışıltıyı ve sıcaklığı o kadar güzel yansıttı ki adeta anlattığı engin bilgilerinin hepsini hafızamda yer ettim.
Babasını resim yaparken izlediğini küçük bir çocukken aslında mesleğini seçmiş hayat rotasını öyle belirlemiş.
Etrafında sevilen ve saygı duyulan Nilgün Güney arkadaşlarının işlerini yaparken çok mutlu olduğunu, yapmış olduğu birçok sosyal sorumluluk projelerinin içinde olmaktan büyük bir keyif aldığını söylerken nasıl mutlu olduğu gözelerinden anlaşıyordu. Yüreğinizde ki sanat aşkı sizinle oldukça bu dünya da daha çok imzanızın olduğu eserlerle kendinizden söz ettireceğinizi çok güzel yansıttı.



Soru: Sizin resimle tanışma hikayeniz nasıl oldu?
BABMI İZLEMEYİ SEVERDİM, GİZLİDEN EŞYALARINI KURCALARDIM
Cevap:
Babam sayesinde İsmet Güney, Kıbrıs’ın ilk yerli ressamlarından, profesyonel olarak çalışan ve ressam olarak hayatını sürdüren ilk ressamdır. Kıbrıs’ta ilk sergi açan, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda 1964’te Kıbrıs bayrağını da tasarlayan ve çok iyi bir ressam olan babam sayesinde tanıştım. Tabi ki insanın babası evde resim yapıyorsa her gün resim çok doğal bir şekilde hayatıma girdi. Resim her zaman kendimi bildim bileli bir ortam içerisinde büyümemin verdiği bir doğallık oldu. Liseden sonra başka bir şey düşünmedim resim veya resim üzerine grafik okudum güzel sanatlarda. Onu resim yaparken izliyordum ve odayı atölye olarak kullanıyordu. Ben onu izlemeyi çok severdim ve gidip eşyalarını kurcalardım da bazen bana izin vermezdi yaptığı tabloyu bozmamdan dolayı. Fazla okuyan bir insandı, sanat tarihi üzerine evde çok kitap vardı. Çoğu kitabı ingilizceydi çok anlamasam da içindeki resimlere bakardım. Tabi ki bunlar benim için bir nevi resim eğitimi gibi oldu. Babamdan dolayı başka sanatçılarla tanıştım mesela İbrahim Çallı babamın hocasıydı. Sanat ortamının verdiği birikimim sayesinde çoğu şeyleri erken yaşta öğrendim. Meslek olarak başka bir şey olmak istemedim.

BABA MESLEĞİ YAPIYORUM
Kuyumcusun ya da makinistsin ve baba mesleğini devam ettiriyorsun benimkisi de öyle bir şey oldu. Onun üzerine liseyi bitirdikten sonra İstanbul’a gittim. O zaman okullar 5 yıldı Master de yapmış oluyorduk bu sayede. Tabi ki 1974’de denk geldi ben o yıl 4. sınıftaydım. Ben İstanbul’da Kıbrıslı birisiyle evlendim yaz tatili sırasında buraya geldik 20 temmuz çıkara günü için ben o sıra hamileydim, kızımı doğurdum bir sürü olaylar oldu savaşı atlattık. Ben bu olaylar arasında okuluma devam edemedim ve ertesi sene okulumu bitirebildim. O önemlerde bırakmayı çok düşündüm ama eşim ve annem daha çok ısrarcı oldu çocuğa biz bakarız gibisinden ve ben bu sayede okulumu bitirdim. Benim resme giriş hikayem bu şekilde oldu. Orada grafik bölümünü okudum ve okuldan mezun olma süresi 5 yıldı. Ben bunu tıp eğitimine benzetiyorum okuyorsun sonrada uzmanlaşıyorsun bizde temel sanat eğitimi aldık. Tüm branşlar tiyatro sahne eğitimi, resim, grafik bütün birler aynı sanat eğitimini aldık çünkü bütün sanatın temeli birdir aynıdır. Sonra bölümlere ayrıldık bende grafiği seçtim. O dönemde de babamın burada reklam ajansı vardı. Babamdan söz edersek babam burada ilkler arasındadır. 

74’LER 80’LER DÖNEMİNDE REKLAMCILIĞIN YAPILMADIĞI BİR DÖNEMDİ
Radyo ve televizyon çok yaygın değildi. Kemal Tunç’la birlikte babam görsel alanda reklam yapmaya başladılar. Bende onun etkisiyle grafik okudum ama memlekete döndüğümde grafik halen daha grafiğin bilinmediği döneme denk geldim. 76’da babamın ajansı var ama gelen insan sayısı çok az, bir grafikçiye reklam verme, iş yaptırma anlayışı gelişmemiş insanlarda oluşmamış daha getiren olsa da tek bir şeye odaklanıp ‘’bana bunu yap’’ sadece bir şeye odaklanmış ve kafasında o işi bitirmiş olarak geliyordu. Bu sayede yaratıcı algını sorgulamıyorsun, soyut, modern çalışmalar yapamıyorsun. Tüm bunlar yaşanırken baktım olacak gibi değil mesleğimi gerçekten icra edemiyordum. O dönemde resim öğretmenliği münhalleri vardı ve ikinci çocuk gelmişti paraya ve çalışmaya ihtiyacımız vardı. Resim öğretmenliğine başvurdum ve hemen oldu çünkü münhal vardı. 22 sene resim öğretmenliği yaptım. Tabi ki grafik benim için bir yan dal ya da hobi olarak olmadı çünkü ben bunun okulunu okudum bu yüzden sürekli benimle devam etti. 1980’ler grafiğin ne olduğu öğrenilmeye başlandı. Daha sonra afiş logo yarışmaları başlandı bende onlara katıldım ödüller aldım. O dönemde yine çok fazla grafikçi değildik. 

EŞE DOSATA TASARIMLAR YAPMAYA BAŞLADIM
Şair arkadaş kitap çıkartacak bana ‘’kitap kapağı hazırlar mısın ,yada bir arkadaş bir iş kuracak bana bir logo hazırlar mısın?’’ falan gibilerinden daha hatır işi olacak şekilde devam etti bugünde aynı şekilde deva ediyor. Mesela şuan en son yaptığım kitap fuarının afişini tasarlamak oldu. Genellikle Işık Kitapevinin kitap fuarının afiş tasarımlarını ben yapıyorum. Ondan önce Feriha Altıok’un şiir kitabının kapak tasarımını yaptım. Zeki Erkut’un Kral romanının kapağını yaptım yani bunların hepsi arkadaş ve böyle tekliflerle geldiklerinde çok mutlu oluyorum. Çünkü bu sayede grafik yapma şansım doğuyor. Başka türlü bir kitap bir logo tasarlayayım diyemezsiniz ama abi bu arada resim devam etti benim hayatımda grafiği esas iş olarak yapmadığım için öğretmenliğin yanı sıra resim devam etti. Üniversitede eğitim aldığım hocalar çok ünlü kişilerdi. Bedri Rahmi Eyuboğlu o dönemde hayattaydı o sayede çok güzel temel tasarım eğitimi aldığımız için resme yöneldim. En azından okuldan geldiğim vakitlerde çocuklardan geri kalan zamanlarda resim yapmaya başladım. Babamdan da çocukluğum dan beri de bir resim var hayatımda onun için resim ağırlıklı oldu bütün çalışmalarım. Ama ara arada olsa grafik te yer etti hayatımda. 
Soru: Resimleri yapıyorsunuz fakat bununla birlikte de sosyal sorumluluk projeleriniz de var.

RESİM BENİM İÇİN DÜŞÜNCE İFADE ETMEK DURUMUNDADIR
Cevap:
Ben resmi hobi olarak görmüyorum. İnsanlar resim yaptığımda ne güzel rahatlarsın resim yaparken gibi söylemde bulunuyorlar. Öyle bir şey yok sen meslek olarak bu işi yapıyorsun rahatlamanın ötesinde strese de girersin. Benim için resim düşünce ifade etmek durumundadır. Sadece dekoratif amaçlı resimlere ben iş demiyorum onlar dekoratif bir objeler olabilir. Hani bir evi süslemek için yapılan şeyler gerçek anlamda sanat olması için bunu yanında bir düşünceyi de arkasında getirmek zorundadır. Eğer düşünce boyutu yoksa tabi ki bu ideolojik bir düşünce olmak zorunda değil, estetik bir düşünce biçimi de olabilir. Ama bir düşünce getirmektedir. Böyle bir durumda ancak sanat olur ben buna inanarak resim yaptığım için mutlaka bir konsept doğrultusunda çalışıyorum ve benim inancım, hayat görüşüm doğrultusunda çalışıyorum. Böyle çalıştığım içinde diğer sosyal sorumluluk projelerinde teklifler geliyor tabi bizde tekliflerle gidiyoruz. Biz derken ben be atölyem de benimle birlikte çalışan arkadaşlarım var. Hem benden ders alıyorlar onlarla birlikte sergiler yapıyoruz. 

KIBRIS’TAKİ KAYIP ŞAHISLARLA İLGİLİ BİR ÇALIŞMA YAPTIK
İki toplumlu bir sergi oldu ve biz o dönemden çok etkilendik o dönemde bu kayıp yakınlarıyla görüştük onların hikayelerini dinledik ve geceleri uykularımız kaçtı. Çok acı hikayeler dinledik ve bunları resimle anlatmaya çalıştık. Daha sonra hayvanlarla ilgili bir çalışma yaptık Taşkent Doğa Parkıyla ilgili bir çalışma yaptık. Hatta sergimizi orada yaptık. Onlarda yaban hayatı destekleyen bir kurum biz atölye olarak hayvan sever ve çevre dostuyuz bunun içinde bir şeyler yapmak isteyen insanlarız. Bizim yapacağımızda çıkıp sokakta yürüyeceğimiz değil elimizde gelen bunu resimle ifade etmek bu sayede toplumda farkındalık yaratmak. Ben bunu yapıyorum dolayısıyla atölyedekilerde beni takip ediyor. 

SAVUNULMASI GEREKEN BÜTÜN HAKLARI SAVUNUYORUM
Toplumsal olan tüm hakları savunuyorum ve bu tür etkinliklere katılıyorum ki benim sanat anlayışımla çok bağdaşıyor öbür türlü rahat etmiyorum. Evet bir gül resmi yapabilirim yapıyorum da ama hayatta yapmak istediğim şey o değil. Topluma bir şey vermek istiyorum genellikle yani verebilir miyim bilmiyorum ama ne verebilirsem onu vermeyi çalışıyorum. Öyle bir yaklaşımım ve öyle bir inancım var. Onun için bunlara katılıyorum. 

DELİLİK ÜZERİNE BİR PROJEMİZ VAR
İlk defa farklı bir şey çalıştık hep sosyal sorumluluk projeleri dedik ya bunun için kitap kulübü kuruduk bunu için kitap okuyoruz konuyla ilgili daha sora resim yapıyoruz. Son kitap konumuzda delilik üzerine yapacağımız bir projemiz var. Delilik üzerine yazılmış kitaplar okuyoruz. Shakespeare’den  Tanpınar’a birçok yabancı yazarları okuyoruz. Delilik üzerine yazılan edebiyat yazıları okuyup öğrenmeye çalışıyoruz ve bundan henüz ne çıkaracağımızı bilmiyorum şuan okuma aşamasındayız daha resim yapmaya başlamadık. Bundan önce bir Workshopumuz oldu Avusturya’da buda çok yılar önce Avusturya’daki ressam arkadaşımla yıllar önce yaptığımız bir şey var. O Avrusturya’dan birkaç sanatça Kıbrıs’a getirirdi bizden de üç beş sanatçı biz Avusturya’ya giderdik Workshoplar yapıp sergilere katılırdık. Bu olayı yıllar sonra tekrar yapmaya karar verdik. Geçen günlerde Avusturya’ya arkadaşımın atölyesine gittik köy gibi bir yerdeydi doğayla iç içe olan bir yerdi. Orada bir doğa sergisi için çalışmalara başladık bu Kıbrıs’ta çok mümkün olmuyor. Çünkü Kıbrıs ya çok sıcak ya da çok soğuk. Hatta bu sergimizin de tarihi belli oldu 19 kasım tarihinde İsmet Güney Merkezinde olacak. Avusturya’dan da üç sanatçı sergimize gelecek bu sergiyi birlikte yapacağız. Bu yıl ki projeler birisi Manzara sergisi birde delilik ama delilik üzerine konuştuk ama daha bir isim belli değil. Delilik üzerinde biz bunu yine toplumsal olarak alacağız. Herkes kendi açısından ele alacak bu konuyu ben insanları yönlendirmeyi sevmiyorum, birlikte çalışıyoruz ama delilik üzerine sen farklı yorumlarsın ben farklı yorumlarım. Bir trafiğe çıktığın zaman nasıl delirirsin, bir ağacı kesilirken görürken nasıl delirirsin… toplumda yaşadığımız bazı konuları yada bir devlet dairesine gittiğinde bazı işlemleri yaptığında delirmeden çıkabilir misin? Ben o açıdan şahsen ele almayı düşünüyorum. Toplumun yozlaşmış kesimleriyle bir şeyler yapmak istiyorum. Delirten çıldırtan noktalar olur ve bunlar basit şeylerdir düzeltilebilir şeylerdir ama düzeltilmiyor sen bu arada çıldırıyorsun. Bir pasaport yenilemeye gittin yenilenmiyor bir sürü istekler oluyor ve bir delirme noktasına geliyorsun. Bu konuları belki çalışırız daha resim tartışmalarını yapmadık sadece kitap tartışmalarını yaptık. Daha öncede Kafkaesk diye bir çalışma yapmıştık. Kafka grubumuz vardı Kafka kitaplarını okuduk. Kafkaesk diye bir terim üretilmişti bunu biz üretmedik. Bunun anlamı da Kafka gibi olan durumlar söz konusudur ve biz yine toplumsal olarak yaklaştık. Toplumda yaşanan Kafkaesk durumlar oradaki Dava romanını okuduysan aslında bir dava var ama aslında öyle bir dava yok ya da küçük sayfalardaki tasvirlerde devlet dairesine giriyorsun her odada bir memur tozlanmış kitaplar rafların anlattığı görsellikle bile bugün bizim dairelerimizde görebileceğimiz bir şeydir. Kafkaesk üzerine yine herkes farklı bir şeyler üretti onun sergisini yaptık. Bu delilik konusu da böyle olacak. Bireysel bir delirmeden de söz edebiliriz, toplumsam bir delirmeden de söz edebiliriz.

YAĞTIĞIN İŞİN İÇİ DOLU OLMASI LAZIM
Bunu oluşturabilmemiz için bilgiye ihtiyacımız var. Bilgi olmadan sanat üretmeyiz aslında hiçbir meslekte üretemezsin yani hangi mesleği yaparsan yap o meslekle ilgili bir genel kültüre ihtiyacın var. Resimde de öyledir bunun için atölye de sanat tarihi dersleri koydurdum. Ben etrafımda çok görüyorum amatör sanatçılara karşı değilim ama eksik olan yanlarını geliştirmemelerine karşıyım. Toplumda şöyle bir yargı vardır ‘’doğuştan müzisyen ya da sanatçıdır.’’ Böyle bir şey yoktur kşmse annesin karnında öğrenerek dünyaya gelmedi. Leonardo Da Vinci ki gelmiş geçmiş en büyük dâhidir bana göre çıralık kalfalık dönemleri oldu, bir öğrencilik dönemi geçirdi bu da illa okul okuması anlamında değil. Mesela benim babamın bu konuda eğitimi yoktu ben okulu bitirmeme rağmen benden çok sanat tarihini bilirdi. Kendi açığını çok kitap okuyarak bitirdi. Şimdi gördüğüm o doğuştan ressamdır ya da sanki bilgi edinilmeden yapılacak bir işmiş gibi görüyorlar. Yetenek ressamlığın yüzde beşidir gerisi içini doldurduğun düşüncelerdir, hayat görüşün, ideolojindir sanatçıyı yapan yoksa el becerisi edinebilir. Ben bana gelen öğrencilere sürekli soruyorum neden resim yapıyorsunuz? Bunun cevabı tek bir şey değildir ama bunu kendin için bilmen önemlidir. Şöhret olma içi mi? Olabilir, para kazanmak için mi olabilir, topluma bir şey vermek için mi hepsi doğru olabilir ama bunu doğru bir şekilde yapman gerekiyor. 
Haber ve Fotoğraflar: Esengül Aykaç
VATAN ÖZEL

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13

Akıncı: "Sanat ve kültür sınır tanımıyor"

Haberi Oku