Eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun’un geç kalmış ir ifsaatı dolaştı medyada bu hafta.
KTHY’nin kapatılmasını Türkiye istemiş.
AKP yetkilileri kendilerine, “Nedir bu yaptığıız ama, sizin başka işiniz yok da bir de uçak mı uçuracaksınız? O kadar şirket var onlar uçursun” demiş.
Cemil Çiçek de “Zarar ediyor bir an önce kapatılsın” buyurmuş.
Ferdi Sabit Soyer de bu teklife Erdoğan’a “Bizim iç meselemizdir” diyerek reddetmiş bu isteği.
Gel gör ki yine de KTHY elden gitmiş.
Elden gitmiş çünkü Türkiye’den bu ‘telkinlerin” geldiği günden sonra bu konuda hiçbir kaynak temin edilmemiş.
Böylelikle de KTHY tüm malı mülkü ve birikimleri ile başkaları adına silinip göçmüş.
Kısası, Ahmet Uzun’un bu ifşaatına göre KTHY’yi Erdoğan kapattırmış.
Yine eski Maliye Bakanuı Ersin Tatar Uzun’un bu ifşaatına karşı çıkarak KTHY’yi Türkiye’nin değil bizzat CTP’nin batırıp kapattığını söyledi.
Aslında bakarsanız KTHY’nin kapatılma noktasına gelmesinde yanlış yönetmenin de payı var elbette.
Bu pay yalnız V_CTP’nin değil ayni zamanda UBP’nindir de.
Biz esasen neyi doğru dürüst yönetebildik ki adamlar da fırsatı buldu yüklendi.
Meselenin esası bu.
***
KTHY konusundaki bu tartışma beni 1986’ya götürdü.
O tarihte ben bir TKP’li idim.
Ve yine o tarihte TKP, hükümetinin ortağı durumunda idi.
O yılda cumhurbaşkanı Özal Kıbrıs’a bir ziyarette bulundu.
Bu ziyarette teknik adamlarla genişletilmiş Bakanlar Kurulu toplantısında Özal da Erdoğan’ın tıpkı KTHY’nin kapatılmasına yol açan tavrı gibi bir yaklaşımla bizim için ayni “tavsiyede” bulunmuştu.
“Ne yapacaksınız siz tarımı, sanayiyi şunu bunu!” demişti.
“Tüm bunlar Türkiye’de bol”
“Siz turizme bakın” diye de eklemişti.
Özal’ın bu yaklaşımına Mehmet Altınay karşı çıkmıştı ama bir işe yaramadı.
Olanlar ondan sonra oldu.
Ne Sanayi Holding, ne ETİ ne de Cyrpuvex kaldı.
Ve toplum üretimsizliği bu şekilde sürüklendi.
Yıllar sonra KTHY için Erdoğan da ayni mantıkla noktayı koyuverdi.
***
Ne için yazdım bu yazıyı?
Zaman zaman Türkiye’den hem de resmi ağızlardan toplumumuz için konu değerlendirmeleri yapılır.
Eğer bugün bu halkın olumsuz yanları varsa daha doğrusu olmuşsa bunda Türkiye’nin “tavsiyelerinin” de rolü büyüktür.
Ama bunun yanında toplumun yerel liderler ve yöneticiler tarafından kötü yönetildiğini de inkar etmeye gerek yoktur.
Gelmiş geçmiş 50-60 yıllık sürede biz kafayı hep milliyetciliğe takıp yürüdük.
Bu sürede kılavuzumuz hep milli liderler oldu.
Oldu da ne oldu!
İklim bilminden yoksun olarak ve günahlarımızı hep milli duygularla örtüp saklayarak bu günlere geliverdik.
Bundan sonra da rotamızın nereye dönük olduğunu kestirmek zor.
Ama tek birşey söylenebilir.
Gidişat gidişat değil.
Doğru rota bir çözümle başlayacak.
Ama ne yazık ki o da bir türklü gelemiyor.