Politika üretememek bir parti için en önemli handikaplardan biridir.
Partiler bizatihi politika üretmek için kurulurlar çünkü.
Sorunlara politik cevaplar üretmek, bu cevapların üretilmesi için çalışmak onların asıl görevidir.
Politikanın böyle bir zeminden uzaklaştığını, partilerin günü kurtarma adına işler yaptığını, politikacıların da birer şovmene, perdeleyiciye dönüştüğünü epeydir dile getiriyoruz burada.
Bu hem KKTC hem de Türkiye için geçerlidir...
Ancak önceki gün Türkiye’de yaşanan bir gelişme bu kadarının da fazla olduğunu söyletti bize doğrusu...
Bir parti, bir sol parti, Atatürk’ün kurduğu bir parti, kendisiyle taban tabana zıt, kendi idealleriyle örtüşmeyen, kendi tarihi kökleriyle hiçbir şekilde uyuşmayan, uyuşamayacak bir kişiyi cumhurbaşkanlığına aday gösterebiliyor!..
Gerekçeyi ise ‘toplumsal mutabakat’ olarak sunuyor...
Bunun nasıl bir toplumsal mutabakat olduğunu sorgularken, aslında, bu seçimin bir toplumsal mutabakata dayanmadığını, belirli çevrelerde yapılan gizli bir ‘mutabakat’ın ürünü olduğunu anlıyorsunuz.
İddialar doğru ise, CHP Genel Başkanı, Ekmeleddinİhsanoğlu ismini bir dönemin tartışmalı ismi Kemal Derviş’ten almış ve onu aylarca sır gibi saklamış.
Kendisinin dışında parti üst yönetiminden sadece birkaç kişiyle paylaşmış bu ismi.
Mutabakata bakar mısın!
İki kişi bir araya geliyor, biri diğerine ‘Bu doğru adaydır! Bunu çıkarın Tayyip Erdoğan’ın karşısına!’ diyor...
Diğeri de ‘Eyvallah!’ diyor...
Ne partililer var, ne milletvekilleri var, ne sivili toplum kuruluşları var, ne aydınlar var...
Hiç kimse yok...
Hiç kimse yok bu mutabakatta...
Sadece iki kişi var!..
Bir kişi bu ismi fısıldıyor ve çok önemli bir kitleyi temsil eden bir partinin genel başkanı (bu sayın genel başkan asansöre de ters binmişti bir ara) bu ismi sır gibi saklayıp zamanı gelince kamuoyuyla paylaşıyor.
Üstelik bu ‘sır’ mekanizmaya MHP’yi de dahil ediyor...
Türkiye’de aklımızla alay eden gelişmeler oluyor hakikaten...
Aklımızla alay eden açıklamalar yapılıyor, savunmalara girişiliyor...
O kapı kapı dolaşmalar, o güya ‘herkesin görüşünü alıyoruz’ ayakları nedendi öyleyse?..
Kapısını çaldıkları onlara böyle bir adayın, İhsanoğlu isminin telaffuz edilmediğini, bu ismin hiçbir şekilde ikili görüşmelerinde geçmediğini belirtiyor!..
Dedik ya bir ‘sır’ var bu işin içinde...
***
Sanırım bu seçim, eğer Tayyip Erdoğan aday olursa, çok ilginç bir seçim olacak.
Tayyip Erdoğan’ın şimdiye kadar kazandığı, en rahat, en ezici zaferi olacak.
Eğer bu muhalefet liderleri Tayyip Erdoğan’ı Çankaya’ya göndererek ondan kurtulmanın bir stratejisi olarak bu ismi aday gösteriyorlarsa yanıldıklarını seçim akşamı anlayacaklar.
Çünkü büyük bir zaferle, ezici bir oyla Çankaya’ya çıkmış bir Erdoğan, onlar için çok daha büyük bir ‘tehlike’ olacak, çok daha kararlı bir şekilde ülkeyi dizayna yönelecektir.
Başkanlık tartışmalarına çok daha kararlı bir şekilde dalacaktır.
Bunu göremeyecek kadar ‘politikadan’ yoksun olmak nasıl bir durumdur!
Bu işin bir boyutudur; bu boyut bu liderlerin, özellikle de CHP liderinin, böyle bir strateji ile bu isme ‘OK’ verdiğini varsaymaktadır.
Bir diğer boyut ise bu ismin küresel güç dengeleri sonucunda, küresel güçlerin ‘fısıltıları’yla seçildiğine ilişkindir...
Eğer işin özünde böyle bir boyut var ise, bu durum, ‘kaset olayı’ ile CHP’nin nasıl ve ne için dizayn edildiğini, kimlerin bu işe karıştığını gösteren failleri de bize sunacaktır.


-Son Söz-
“Zoraki tasarruftan ancak ucuz iyimserlik olur.”
(Stanislaw J. Lec)
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13