Dün, tarihi ve Doğu Akdeniz coğrafyasını değiştiren 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıldönümüydü.

Her zaman savunduğum bir husus vardır. Bugün eğer Kıbrıs’a bir Türk Halkı varsa bunun yalnızca iki etmeni vardır. Kıbrıs Türkleri’nin efsanevî direnişi ve Türkiye’nin 1960 Zürih - Londra sistemiyle elde edip ancak on bir yıl sonra kullanabildiği garantörlük ve tek yanlı müdahale hakkı, yani 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı!    

Kıbrıs Türkleri, her dönem ve koşulda, söylemi bile “karabasan” olan Enosis’i engellemek için, silahlı direniş dahil, her alan, ortam ve koşulda savaşım verdiler. Bugün bile süregiden Kıbrıs Türkleri’nin “Varoluş Savaşımı”nın özü Enosis’i, (2004’te Enosis fiilen gerçekleştikten sonra Rumlar’ın Ada’ya tek başına egemen olmasını) engellemektir. Kıbrıs Türk siyasal yaşamı ile Varoluş Savaşımı’nın en çarpıcı özelliği ile niteliği, Türk Halkı’nın tümünün Enosis’e açıkça karşı direnmesidir.

20 Temmuz - Enosis bağlantısı, bende sayılar ve tarihlerle ilgili çağrışımlar yaptı.

SAYILAR… TARİHLER… SAYILAR… TARİHLER…

2020 itibarıyla 1571’de Kıbrıs’ın Osmanlı yönetimine geçmesinin üzerinden 449 yıl geçmiş.

Bunu niçin mi yazıyorum?

Çünkü bana göre Kıbrıs meselesi o tarihte başlamıştı ve çünkü Ada’nın İslam - Osmanlı yönetimine geçmesi Hristiyanlık (Batı alemi) için bir travma olmuştu ve de çünkü 1191’de Kudüs’ün Salahettin Eyyubi yönetimindeki Müslümanlar’a geçmesiyle, kutsal topraklara en yakın Hristiyan toprağı Kıbrıs’tı.

Diyelim ki bu çok uçuk bir sav! Tamam, peki! O zaman, henüz Osmanlı’nın bütün haşmetiyle değilse bile ayakta olduğu 1796’da Bükreş’te yayımlanan ve Kıbrıs’ı da henüz var olmayan Büyük Yunanistan’ın bir parçası olarak gösteren, (yani Enosis’i gerçekleşmiş gibi gösteren) düşsel Büyük Yunanistan haritasının üzerinden 224 yıl geçtiğini ve Kıbrıs sorununun o tarihte başladığını söylesek nasıl olur?

Bu tarih burun kıvırmaya pek olanak vermez ama bunu da geçelim.

Hani Avrupalıların desteğiyle, 1821’de Mora İsyanı başladı ya! Ve hani 19 Haziran 1821'de, Filiki Eteriya'nın liderlerinden Konstantin Kanaris, Kıbrıs'a gelerek, Kıbrıs’ın da kurulacak “Büyük Yunanistan”ın parçası olması amacıyla isyan başlatmak istedi ya! O tarihin üzerinden 199 yıl geçmiş.

Bu bir girişimdi, Osmanlı zaten o isyan girişimini, yine bir Rum’un ihbarıyla haber alarak bastırmıştı denebilir. Buna da tamam ama aynı yılın (1821) sonlarında, Kıbrıs’tan kaçan bazı papazların, Roma’da tarihte bilinen ilk Enosis bildirisini yayımlamalarına ne demeli? O ilk Enosis bildirisi üzerinden de 199 yıl geçmiş.

Bu da olmaz derseniz,  Osmanlı’dan bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın, 18 Ekim 1828 tarihinde İngiltere, Rusya ve Fransa'dan resmen Enosis istemesinin üzerinden de 192 yıl geçtiğini de anımsatayım.

.
 ENOSİS DE ENOSİS… ENOSİS DE ENOSİS…

Yıllar önce, Ankara’ya götürülen bir akraba çocuğu, benim de bulunduğum bir aile ortamında, o zaman yeni olan Atakule’ye götürülmek için, tekerleme gibi  “Kule kule Atakule… Kule kule Atakule.. Kule kule Atakule.. “ diye tutturmuş, oraya götürülünceye kadar da saatlerce hiç susmadan bu sözleri yineleyip durmuştu.    

Rumlar’ın ve Yunanistan’ın yüzyıllarca bitmeyen “Enosis de Enosis” çığlığı, sonucu hariç, o çocuğun “çocuksu tutturmasına” benzer.  

İsterseniz biraz daha yakınlara gelelim.

1878’de Kıbrıs İngiliz yönetimine geçince zamanın Rum ileri gelenlerinin (bazı kaynaklara göre 54 kişilik bir heyet), ilk İngiliz valisinden Enosis istemelerinin üzerinden geçen yıl sayısı 142!

 5 Temmuz 1903’te Kıbrıs Kavanin (Yasama) Meclisi’nde Rum üyelerin oylarıyla Enosis kararı almasının üzerinden geçen yıl sayısı 117!

Rumlar’ın 1907’de adaya gelen Churchill’den Enosis istemelerinin üzerinden geçen yıl sayısı 113!

1917’de İngiltere’nin savaşa girmesi karşılığında Kıbrıs’ı Yunanistan’a önermesinin üzerinden geçen yıl sayısı 103!

1. Dünya savaşından sonra Paris'te toplanan Barış Konferansı'nda, 30 Aralık 1918’de Yunanistan'ın Kıbrıs’ı istemesinin üzerinden geçen yıl sayısı 102!

16 Ağustos 1919’da Rum piskoposlarıyla belediye başkanlarının İngiltere Sömürgeler Bakanlığı’na verdiği Enosis muhtırası üzerinden geçen yıl sayısı 201!

HEM YORULDUM HEM USANDIM AMA…

İnanın, tarih üzerine tarih vermekten ve hesaplama yapmaktan hem yoruldum hem usandım ama yarıda bırakmak da olmaz.

Başarısızlıkla sonuçlanan Enosis amaçlı 1931 İsyanı’nın üzerinden 89 yıl; 1950’de yapılan Enosis plebisitinin üzerinden 70 yıl; Yunanistan’ın Enosis için BM’ye başvurmasının üzerinden 69 yıl;  Enosis’i silahla gerçekleştirmek için 1952’de Atina’da EOKA’nın kurulmasının üzerinden 68 yıl; 1 Nisan 1955’te EOKA’nın silahlı terör eylemlerine başlamasının üzerinden de 65 yıl geçtiğini de vurgulayayım.  

1958 yazında Kıbrıs’ı kana boğulup iç savaş tehlikesi baş gösterince, NATO’ya zarar verir düşüncesiyle ortak bir cumhuriyet kurulmasını hedefleyen Zürih - Londra Anlaşmaları’nın 62 yıllık; bu anlaşmalar bağlamında ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının,  Zürih Londra Anlaşmaları (ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası) ile Enosis ile Taksim’in yasaklanmasının 60 yıllık bir geçmişi var.   

21 Aralık 1963’te, ortak Kıbrıs Cumhuriyeti daha üç yaşında iken, Anayasa’nın (Türkler’in eşitliği ile ilgili on üç maddenin) değiştirilmek istenmesinin; Türkler bu değişiklikleri kabul etmeyince “mümkün olan en kısa sürede, Türkiye harekete geçmeden Kıbrıs Türkleri’ni ‘halletmeye’”yi hedefleyen Akritas Planı’nın uygulanmaya konmasının (Kanlı Noel’in) üzerinden geçen zaman 57 yıl!  

Daha bitmedi:

AKEL’in, 11. Kurultay’ında aldığı Enosie kararının üzerinden 54, Rum Meclisi’nin oybirliği ile aldığı Enosis kararı üzerinden 53 yıl geçmiş.

15 Kasım 1867’de, (Güneydeki) Geçitkale – Boğaziçi’ye karşı yapılan Rum- Yunan saldırısından sonra, Türkiye’nin tüm isteklerine evet diyerek Kıbrıs’a kaçak yollardan girmiş Yunan tümeni ile Grivas’ın Ada’dan çıkarılmasının, Makarios’un şiddetle/güçle gerçekleştiremeyeceğini anlayıp Enosis için zamana oynama politikasını 1968’de yürürlüğe koymasının üzerinden geçen zaman 52 yıl!

Enosis için zamana oynama politikasına geçen Makarios’un; “hemen ve ille de Enosis” isteyen Yunan Cuntası ve onun işbirlikçisi EOKA B ile ters düşmesi üzerine, 15 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen darbe ile Enosis’in gerçekleşmesine ramak kala, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’te adaya çıkıp bugünkü coğrafyayı çizmesinin üzerinden 46 yıl geçmiş.    

Neyse, sayı ve tarih geyiği çok uzadı. Bundan sonrasını daha hızla geçelim:

Kıbrıs sorununa çözüm amaçlı görüşme sürecinin 1968’de Beyrut’ta başlamasının üzerinden de 52 yıl, halkoylaması aşamasına kadar gidebilen Annan Planı üzerinden 16 yıl geçmiş.

Kıbrıs sorununun “içine eden” ve yeni çıkmazlar yaratan, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1 Mayıs 2004’te tek yanlı olarak ve tüm AB değerleri çiğnenerek tek yanlı olarak AB’ye tam üye yapılmasının üzerinden 16 kocaman yıl geçmesi az buz bir şey midir?  

 Bizim kaç Cumhurbaşkanı ile görüşmecimiz olmuş, kaç Rum Yönetimi Başkanı gelip geçmiş, kaç BM Genel Sekreteri, kaç özel temsilci, Kaç Türk Başbakanı, kaç ABD Başkanı, kaç İngiliz Başbakanı, kaç Yunan Başbakanı geçmiş, isteyen hesaplasın. 

PEKİ AMA SONUÇ?

            Sonuç var tabii!

            16 yıl önce 2004’te Rum Yönetimi tek başına AB’ye üye olduğunda Kıbrıs’a gelen Yunan Başbakanı Simitis, “Enosis gerçekleşti” demişti. Doğru söze ne denir? Artık “Enosis de Enosis” diye tutturmanın alemi kalmadı. Bir biçimde, Türkleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tek başlarına sahiplenen Rum Yönetimi’ne, yani yaratılan “de facto” duruma yamarsanız, hele hele garanti ile tek yanlı müdahale hakkını kaldırırsanız yeter de artar bile!  

            Zaten ve hem de, bu hedeften, görüşme süreci başladığından beri, 1963’te istenen Anayasa değişikliklerinin, hatta Akritas Planı’nın hedeflerinden hiç şaşma olmadı ki Rum – Yunan tarafı!  

Onca sayı ve tarihlere de baktığınızda ne kadar eğlenceli, değil mi?

Ya da gülsek mi ağlasak mı?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner13