Bireylerin hayatlarında vefa önemli bir yer tutar…

 Vefa göstermek, eski zamanlardan bu yana en büyük erdemlerden biri olarak görülmüştür…

 Vefasızlık ise en hisli tepkilerle dile getirilmiştir…

 Taa eski Yunan’dan, eski kadim düşünürlerden bugüne, bu, hep böyle olmuştur…

 Konfüçyüs, prensiplerin bu usanmaz ısrarcısı, örneğin, insanın ilk prensibinin vefa olması gerektiğinin altını önemle çizmiştir…

 Tanzimat’ın gür sesi, yaralı kalplerin gönül yoldaşı Ziya Paşa ise, “Vefasızın meclisinde bade içilmez” der…

 Vefakar insanın ancak kalbi verici olabileceğini önemle belirtir Ziya Paşa…

 Sevgiye, dostluğa, bağlılığa sebat etme anlamına gelen bu söz ne kadar da güzel bir sözdür, değil mi?...

 Hala... Bugün bile...

 

****

 

Geçmişi unutmadan, onun düşlerine, gelecek kuşaklardan beklentilerine sadık kalarak, ona sahip çıkarak, geleceğe bakmak...

 Vefakar insan budur…

 Geçmişin günahı da sevabı da onun boynunun borcudur…

O, doğanın gizli dengesini, bilimin henüz erişmekten uzak olduğu o yasayı kalbinde hisseder çünkü…

Vefasızlığın sonunda kişiyi kaderin pençelerine düşeceğini çok iyi bilir…

Yeryüzünde hiçbir vefasızın vefasızlığının cezasını çekmeden gitmeyeceğini bilir…

 

Vefa sadece bireysel değil, kurumsaldır da...

 

Kurumların da vefa duygularını bir şekilde göstermeleri beklenir...

 

****

 

Hayat sadece görünenlerden ibaret değil şu dünyada....

Sadece görünen yasalarla yürümüyor içinde yaşadığımız kainat...

Altta, gizlide kalanlar da fazlasıyla vardır...

Hala vardır, bugün bile...

Bunca ilerlemeye, bunca bilime, teknolojiye, bunca görüntünün egemenliğine rağmen...

Hayatın sihiri hiç beklenmedik bir anda belirir...

Vefada…

Dostlukta…

Dürüstlükte…

Cesarette…

Garip, tanımlanamayan, hisli yasalar vardır....

 

 

 

****

 

Vefasızlık, örneklerden biliyoruz ki, sonunda hep cefaya dönüşür…

Bireylerin olduğu kadar kurumların da vefa-vefasızlık açısından bir tarihi olmalıdır…

Ancak onun tarihini kurumları yönetenlerin biyografilerinden çıkarabiliyoruz…

Gözlerimiz, kalbimiz görünmez bir elle, görünmez bir itkiyle bireysel başarısızlıklarda, kurumsal-toplumsal çöküşlerde bu türden sebepler arıyor…

Vefasızlık gibi..

 

 

****

Hiç düşündünüz mü acılarımızın, çıkışsızlıklarımızın belki de vefasızlığımızdan kaynaklandığını...

Unutmamızdan, es geçmemizden, ihanetlerimizden...

Hiç düşündünüz mü?...

Ne kadar geçmişe samimi ve kucaklayıcı bir gözle bakabildiğimizi...

Hangi değerlerimizi unuttuğumuzu...

Yaşarken tarih olan varlıklarımıza kör ve sağır kaldığımızı...

Şehitlerimizi unuttuğumuzu, şehitliklerimizi kendi hallerine terk etmelerimizi...

****

 

Bu dünyadan göçtüklerinde bizi biz yapan değerlerimize karşı nasıl üzerimize düşen vazifeleri yapmadığımızı...

Denktaş’ın mezarı örneğin...

Anıt mezarı...

Hala yapılmayı bekliyor...

Ona yakışan bir anıt mezar...

Bir vefa örneğiyle göğe doğru yükselmeyi bekliyor...

Kıbrıs Türkü, Türkler için bunca hizmet vermiş bir büyük insana göğe yükselen bir anıt mezar...

Çok mudur!..

İmkansız mıdır, ondan sonrakilerin ona vefa örneklerini, çok geçmeden, sunmaları...

Vatan-Millet-Sakarya edebiyatını yaparken vatanı, milleti kurtarma uğruna onca çaba sarf eden ve Sakarya’yı asla unutturmayan bir Türk büyüğüne, kendisine yakışır bir anıt mezarı yapamamak!..

Nedir?..

Onca şeye para bulurken, manevi yüceliğe, bir vefa örneğine para bulamamak!..

 

****

 

Cefalarımızın nedeni vefasızlıklarımız olmasın?
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
mertcan cengiz 4 yıl önce

hocam cefa çekmekten bahsederiz hepte,vefa çekmekten hiç bahsetmeyiz.belki̇ de bunun nedeni sözün doğru söylenişi ''vefa duymaktan'' kaynaklanıyordur.ama bence insanlar içten içe vefa duymanın anlamını vefa çekmek sözüyle empoze etmelerinden kaynaklanıyordur belkide bütün sorun.birde saygı göstermek diye bir kelime var ki onu ne ben söyleyeyim ne de siz sorun...

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner13