Koşmaktır atın bilinci.
Yarışmak insan icadıdır.
Ceylan kaplanla yarışmaz kaçar ve kaplan da yarış halinde değildir kovalarken .
Alev Ebüzziya belgeselini seyrediyorum.
Bilinçle yapmadım diyor, İçimden öyle geldi canım çektiği için yaptım diyor.
İnsan yetmişini aştıktan sonra da uyanabiliyor.
Yok, hayır uyumuyordum ve fakat öğrenmenin, anlamanın yorumlamanın sınırı sonu yok.
Her an eşik aşılabilir ya da ufuk.
Sezgisel akıl akılların en hasıdır ve insanlık adına, hayat adına iyi güzel ne varsa altında yatan sezgidir, sezgisel akıldır.
Dünyanın yuvarlak olduğunu anlamak bilmekten tutun da, yer çekiminin keşfine kadar her şey ama her şey sezgisel aklın açtığı yollarda yürümenin sonucudur.
Bir düşünün Einstein’in gittiği okullara gitmiştir herkes ve onun okuduğu kitapları okumuş, onun katıldığı derslere, seminerlere konferanslara katılmıştır, Albert Einstein’i diğer herkesten ayıran şey sezgileriydi tıpkı Newton’u herkesten ayıran şeyin sezgileri olduğu gibi. Bu isimlere günümüzün bütün bilim adamlarını, bilim kadınlarını da ekleyebilirsiniz hepsi için geçerlidir ( bilim insanı demedim bilim adamı, bilim kadını dedim. Niye mi, tabiat ya da Allah bütün canlıları cinsiyetli yaratmıştır da ondan, her halde Allah ya da tabiatı cinsiyet ayrımı yapmakla suçlayacak bir ‘‘ bilimsel bilim hastası ’’ çıkmaz )
Alev Ebüzziya’nın bu saptamasını yeni öğrendim ve koşmaktır atın iradesi / bilinci, tuzdur denizin bilinci ve dalga köpük demişliğim yıllar öncesine dayanır.
Sözü fazla uzatmadan sadede gelirsek, insan olmak dışarıdan etki ile olası değildir, kendinizi, içinizi beslerseniz, içiniz sizi kat be kat besleyecektir ve içsel tepkiler, içsel tetiklemeler ile her seferinde eşiği aşabileceksiniz.
Nedir aşmanız gereken eşik derseniz, o eşik sorgulama eşiğidir.
Neyi mi.
Hani, insanları içinde yaşadıkları kötü koşullardan kurtarmak için, örgütlü sendikalı partili olma iddianız var ya. Yalan o, hafifleteyim yanlış o.
İçinizden başka türlüsü gelmediği için mi seçtiniz o yolu, yoksa insanları ve insanlığı kurtarmak için mi.
İçinizden başka türlüsü gelmediği için olsaydı eğer, profesyoneli olmazdınız örgütün, sendikanın partinin, mücadelenin siyasetin.
Sorgulayın kendinizi.
Hiç de zor değil, en son ne zaman hiç tanımadığınız bir çocuğun başını okşadınız, durup dururken ve göz sınırlarınız içinde bir kedi yokken kedilere mama almak geldi mi aklınıza.
İnsanın bilinci içinden gelendir, canının çektiğidir.
İçi bilincidir insanın.
Oysa siz hepiniz ‘‘FARKINDALIK SEMİNERLERİNİN ÜRÜNÜSÜNÜZ ’’
Sahi seminer öğretmeniniz / hocanız kimdi.