Bizim “yes be annem”ciler.
Bizim Annanist’ler.
Bizim AB’ciler.
Bizim anadan doğma federasyoncular.
Bizim analarından doğduklarında göbekleri federasyonla kesilen ve federasyon bağıyla bağlanan çözümcüler.
Ve tabii bunlara ek olarak bizim mandacılar.
Ve emperyalizmin içimizdeki acentaları.
Kimisi gönüllü, kimisi emperyalizmin akçeli mandacıları.
Ve akçeli acentaları.
Ne diyorlardı bütün bunlar bir zamanlar?
Ve ne diyorlar halen de?
Şunu diyorlardı ve şunu diyorlar:
- Çözüm bulalım, federasyon olalım, AB’ye girelim, uluslararası hukukun bir parçası olalım.
***
Ben de şimdi onlara diyorum ki:
- Al sana uluslararası hukuk…
- Al da tepe tepe kullan ulan bu uluslararası hukuk denen nesneyi.
Ve üstüne bir de kına yak.
***
Naptı Donald Trump?
Dağ başında adam kaçıran bir haydut misali Maduro’yu alaraktan kodese tıktı.
İşte budur uluslararası hukuk.
***
Uluslararası hukuk dediğin artık emperyalizmin koyduğu kurallardır.
Emperyalist Amerika ve emperyalist Avrupa ne derse uluslararası hukuk odur.
Ve gerçek uluslararası hukuk emperyalistlerin kendi aralarında cari olan hukuktur.
Emperyalizmin dışında kalan ülkeler için emperyalizmin nazarında gerçek uluslararası hukuk yoktur.
***
Trump’un Maduro’ya yaptığı haydutluk emperyalizmin ilk vukuatı da değildir elbette.
Yıllar önce aynısını Panama Devlet Başkanı’na da yaptılar, gece yarısı adam kaçırır gibi onu da kaçırdılar, bir de sahte yargılama yaptılar ve adamı New York zindanlarında çürüttüler.
Sonra ne oldu?
Sonra da sıra Saddam’a geldi.
Saddam nükleer silâh yapıyor yalanıyla ve aslında Venezüella’da olduğu gibi petrol sevdasıyla Irak’a girdiler, Saddam’ı ipte sallandırdılar.
Aynısını Fidel Castro’ya da yapmak istediler, Küba’ya çıkarma yaptılar, fakat Küba halkı emperyalizmin milislerini püskürttüğü için başaramadılar.
Daha da örnekler verebilirim, ama gereksiz.
***
Şimdi ben bizim “yes be annem”cilere, Annanist’lere, federasyon şampiyonlarına ve bizim mandacılara ve emperyalizmin gönüllü ve akçeli acentalarına soruyorum:
- Nerede bu uluslararası hukuk denen nesne, nerede?
Hangi sıçan deliğinde?
***
Tabii uzağa gitmeye de gerek yok.
Zurih ve Londra antlaşmaları da bir uluslararası hukuktu, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasası da bir uluslararası hukuk niteliğindeydi.
Silâhla, zorbalıkla bunları yıktılar, Kıbrıs Türk’üne katliam uyguladılar.
O zaman da bir uluslararası hukuk yok muydu, bir Amerika, bir Avrupa yok muydu?
Neredeydiler o zaman?
Neredeydi o uluslararası hukuk?
***
Bu soruya bizim “yes be annem”ciler, Annanist’ler, federasyoncular, mandacılar ve de emperyalizmin gönüllü ve akçeli acentaları elbette cevap vermezler ve de veremezler.
Sorunun cevabını bilirler, ama veremezler.
O halde ben söyleyim:
- O zaman da vardı bir uluslararası hukuk, o zaman da vardı bir Amerika, o zaman da vardı bir Avrupa, ama hepsi de uluslararası hukukun yanında değil, karşısında yer aldılar, uluslararası hukuka bağlı kalan Kıbrıs Türk’ünün değil, uluslararası hukuku silâh zoruyla çiğneyen Rum’un yanında yer aldılar.
***
Demek istediğim o ki bana martaval anlatmasınlar.
Uluslararası hukuku çiğneyen Rum emperyalizmin yani Amerika ve Avrupa’nın nezdinde meşru devlet, hukuku savunan Kıbrıs Türk’ü ise korsan devlet sayıldı.
Ve buna rağmen bize hâlâ uluslararası hukuk üstüne ve de AB cenneti üstüne masal anlatmayı sürdürüyorlar.
***
Uluslararası hukukmuş.
Hadi ordan.
Hadi ulan.
Yıkıl karşımdan.