Âleme Verir Talkını, Kendi Yutar Salkımı (Avrupa’nın Nefreti (Mi?!)

AB garantör ülke İngiltere ile birlikte, Kıbrıs sorununun bu aşamaya gelmesinin baş/asıl sorumlusu ve İngiltere gibi “tescilli sabıkalısı”dır. Rum-Yunan ikilisinin yanında yer alan FB’li/GS’li/BJK’li/Trabzonspor’lu fanatik bir taraftardan beter “taraflı”dır. Üstelik taraflı olarak yetinmeyerek artık Rum-Yunan taşeronluğuna da soyunmaktadır.
AB’nin Kıbrıs’taki iki eşit tarafın tarih kitapları konusundaki “becerikliliğini” bilmeyen yoktur sanırım. Barış tarihçiliği (barış namına siyasallaştırılmış, yani tarihi gerçeklere göre değil kurgulanmış biçimde yazmak) diye diye bizim tarih kitaplarımızın içini boşalttırdı ama Rum tarafına söz geçiremedi. Bizim AB’ye hoş görünme özentimiz, tek yanlı olarak bizi barış tarihçiliğine götürdü ama barış tarihçiliği sonucu halk olarak “kafayı yeme” noktasına geldik.
Şimdi kalkmış AB’nin bir kanadı (Avrupa Parlamentosu -AP), Rumlar’ın “nefrete dayalı çarpıtılmış tarih” söylemlerinin taşeronluğuna soyunarak, 8 Temmuz 2026'da, 575 kabul, 33 ret ve 43 çekimser oyla Yunan milletvekili Eleonora Meleti'nin raportörlüğündeki "1974 müdahalesinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlıklı bir karar almış.
AP aldığı kararla Rum-Yunan nefreti ve ırkçılığını ödüllendirmiş oldu.
(“Nefret” kavramının, “öç/kin,” öç alma/intikam” kavramları ve ırkçılıkla olan iç içe geçmişliği de anımsatmak isterim.)
Bir şey daha: Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesinde de taşeronluğa soyunup TC Cumhurbaşkanı’ndan, Kıbrıs Türkleri’ni devre dışı bırakıp Kıbrıs sorununu Rum liderle birlikte ele almasını istemiş, AB’nin “kasaba politikacısı” yetkilileri!

***
Yakın tarihte, sözde/uyduruk 1915 Ermeni Soykırımı’nın gerçek olmadığı (yalan olduğu) bizzat Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan tarafından dile getirildi. Oysa T.C. makamları ve Türk Tarih Kurumu birçok kez bunun yalan olduğunu ve arşivlerin incelenebileceğini duyurmuştu.
Tarih ya da tarihi olaydan söz ederken, Atatürk’ün ifade ettiği ve her dönem önemini koruyan “Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir hâl alır” anlayışını nasıl anımsamaz insan?
AB’nin bir kanadının (Avrupa Parlamentosu -AP), taşeronluğuna soyunduğu Rum-Yunan ikilisinin “nefrete dayalı çarpıtılmış tarih” söylemi, Atatürk’ün saptamasını nasıl da doğruluyor!