ANASTASİADİS’İN SON OYUNU “ERCAN HAVAALANI VE MARAŞ” OLDU

            Bundan birkaç gün önce Rumların Fileleftheros gazetesinde saçma ve inandırıcılıktan uzak bir teklifine dair bir yazı yayınlanmıştı...

            Bu önerinin derinliğine şu ifadelerle girmiştir gazete:

            “Rum yönetimi başkanı Nikos Anastasiadis, Maraş’a karşı Ercan ana eksenli Güven Yaratıcı Önlem (GYÖ) önerisinin içeriğine dair detaylı bir mektubu Ersin Tatar’a göndermeye hazırlanıyor.”

            Bu haberin daha da kapsamlısı ise şöyleymiş:

            “Maraş’la ilgili bütün paket...  Lefkoşa Maraş, Timbu (Ercan Havaalanı’nı kastediyor) ve Limanı (Gazimağusa limanını kastediyor) bağdaştıran GYÖ’yü yeniden gündeme getiriyor.”

 Hatta bu konuda BM Genel Sekreteri Guterres’e de mektup yazmış Anastasiadis.  Yani kendi aklınca “İşte biz çözüm için çareler üretiyoruz” dercesine bir çıkış yapıyor.

Anastasiadis’in tilkiliğinde yatan gerçek şudur:

“Maraş BM yönetimi altına verilsin ve sakinlarinin geri dönüş prosedürü başlatılsın.   (2013 tarihli öneride kapalı Marş’ın yeniden inşasının AB ve diğer örgütler tarafından finanse edileceği vurgulanıyordu.)  Havaalanı, BM’nin yönetimi altına girsin ve tek FIR ile Uluslararası hukuk zemininde işlesin.  İşleyici Chicago Sözleşmesi ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO zemininde olsun” gibi öneriler...

Bunun bu şekilde bir sürece girmesi mümkün değil.  Bu oyunlara Kıbrıs Türkü’nün karnı toktur.  Nitekim KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da tepkisini göstermiş ve Anastasiadis’in Maraş’a karşılık Ercan açıklamasına yanıtını şöyle vermiştir.

“Basında çıkan haberlere itibar etmiyoruz.  Bu konular çok ciddi konulardır.  Esas mesele, egemenlik ve egemen eşitliktir.  Rumların yaptıkları, Kıbrıs Türk halkının egemen olmadıklarını gösterme çabalarıdır.   Bunlar hiç de inandırıcı değildir.  O nedenle dikkate almıyor ve itibar etmiyoruz.”                            

Rumlar hala daha oyunun merkezine değil, çemberin dışında dolanarak Türkleri bir oldu-bittiye getirmeye, hatta bazı uluslararası anlaşmaları baz alarak Türklerin elini kolunu bağlamaya çalışıyorlar.  Adeta minderde güreşen yağlı güreşçiler gibi.

Halbuki işin özü, adam gibi masaya oturmak, adadaki Türk varlığını kabul ederek haklarının teslimini sağlamak, ambargoların gerçek anlamda kalkışını sağlamaktır.  Yani bir mutlu Kıbrıs yaratmak.

Bu konuda Ersin tatar’ın ortaya koymuş olduğu gerçekçi talep, yan yana iki eşit, egemen devletin birbirini tanıması ve yeni bir sayfa açılmasıdır.

Guterres bu lokmayı yutar mı?  Yutmaz.  Çünkü işin içinde bir Rum oyunu olduğunu gayet iyi biliyor.

Bu şeytanlık değil de nedir Allah aşkına.

Şayet bugün Ercan Havaalanı, Türkiye bağlantılı seferlerle ayakta kalabiliyorsa, yolumuza devam edeceğiz.  Rumların niyeti, hem Maraş’ı almak, hem de Ercan Havaalanı’nı, sözde açılım külahı ile BM kontroluna vererek bizleri bir açmaza sürüklemek.  Bunun adı “iyi niyet” mi?  Hadi canım siz de.  Yarım asırdan beri Türk haklarını yiyerek yollarına devam etmeleri, bütün dünyayı “Kıbrıs’ın tümü benimdir” martavalı ile kandırmaları bir yerde bitecektir.

Mutlaka yüzlerindeki maske bir gün düşecektir.  O maskenin ne zaman düşeceğini kestirmek hayli zor.  Çünkü “hristiyan kulübü” haline gelen güçlerin kırılma noktalarının ne zaman ve hangi noktada kendini göstereceği belli değil.  Lakin er veya geç, mutlaka Rumlar bu oyunları ile yıkılacaklar ve KKTC gerçeği ile yüzleşeceklerdir.

Şu anda Maraş avcumuzun içinde, Ercan da orada, dünyaya uçuş yapıyor.  Varsın ICAO’ya kabul edilmesin.  Dünyanın sonu değil ya.  Yıllarca acı çekmiş, ölüm çukurlarında hayat tüketmiş Kıbrıs Türkü bunu mu aşamayacak?

O nedenle Anastasiadis’in rüyası kendine kalsın, diyorum.  Biz bu halimizle de yolumuza devam ederiz.  Anavatan Türkiye dev bir güç olarak yanıbaşımızda duruyor ya...  Bizim garantörümüz...