ARA ELEMAN AÇIĞI NASIL GİDERİLECEK

            Bütün sektörlerde gözle görülür şekilde bir eleman açığı var.  Bu açığın kapatılması, kamuoyunda hemen hemen “Her işi yaparım” anlayışındaki yarım yamalak elemanlarla götürülmüştür bugüne kadar. Bu konu hiç de küçümsenecek veya üzerinde durulmayacak konu değildir.

            Zaman zaman ülkenin demografik yapısında farklılıklar görüldü.  O farklılıklar akın akın Hatay’dan gelen ve kendilerine bir gelecek arayan nice Türkiyeli kardeşlerimizden yararlanılarak bir süreç yaşandı.  Mesele Hataylı, Erzurumulu, Adanalı meselesi değil.  Mesele temelde gerçek anlamda üretim alanında ehil insanların varlığı ve yetişmeleridir.

            Sözünü ettiğim Hataylı kardeşlerimiz arasında gerçekten çok ehil elemanlar olduğunu ve bu insanlardan yararlanıldığı aşikardır.

            Bir dönem muazzam bir işçi patlaması olmuştu ülkede.  Lakin yaşanan süreç, özellikle pandemi dönemi, bütün o işçilerimizi KKTC’den koparma noktasına getirdi.  Ekonominin çökme noktasına geldiği bir noktada, işsiz kalan bu kardeşlerimiz, teker teker kendi memleketlerine döndüler ve hala dönüyorlar.

            Geçim kolay mı?  Kolay değildir elbette.  Eve ekmek götüremezsen, mutlaka kendini yeni kapılar ve yeni arayışlara yöneltirsin.  Bu kardeşlerimizin dönüşleri ile üretim alanında çok büyük bir açık kendini göstermiştir.

            Demografik değişikliklerde, zaman zaman kültürel farklılıklarımız olsa da, en zor işlerde bu kardeşlerimizin çalıştıklarına tanık olduk.

            Örneğin inşaat sektöründe hep Hataylı kardeşlerimiz çalışmışlardır.  Bu zümre arasında kendini iş alanın kabul ettiren bazı zeki insanlar, kendini geliştirerek, daha da büyük iş yerleri kurup, KKTC’deki varlıklarının kökleştirilmesini bilmişler ve çok da başarılı olmuşlardı.  Şayet şöyle bir iş dünyasındaki “ara eleman” anlamındaki çalışanları incelersek, sanırım bazı gözlemlemeler ve saptamalar yapmış olacağız.  Fakat başarı gösteren bu insanlarla da gururlandık ve sevindik diyebiliriz.

            Zaman zaman bazı üretici ve imalatçılarla konuştuğumuzda dert yantıklarına tanık olduk.

            “Memlekette çalıştırılacak ehil eleman bulamıyoruz” derler.

            Tabii ki bir de şu yüzü vardır bu işin. Özellikle pandemi öncesinde, güneye geçip Rumlarda çalışan ve euro ödenekli iş bulanlar, o açığın daha da açılmasına neden odu.  Gerçi Türkiyeli kardeşlerimiz güneyde pek çalışamasalar da, Kıbrıslı işçiler, güneye geçmeyi tercih edince, o “ara eleman” açığı daha da belirgin hale geldi.

            Malum içinde bulunduğumuz süreç, pandemi sürecidir.  Hala da pandemi, hayatımızdan çıkmayan gizli bir düşman olarak varlığını gösteriyor.  Elbet bir gün şu pandemi belası da hayatımızdan çıkıp gidecek ve hayat normale dönecek.

            Şimdi konuşulan ve uygulanan, sistemli aşı yapımıdır.  Aşılarını tamamlayan insanlarda ölüm pek olmuyor.  Yani pandemi ile yaşamaya mahkum edildik bir yerde.  Bütün bunlar bir yana...

            Yine ara eleman açığına gelince, bu işin öyle derme çatma, sağdan soldan toplama uygulamaları ile olmuyor.

            Ne yapmamız lazım?

            Bütün bunları düşündüğümüzde, gerçek anlamda ara eleman yetiştirme ve üretim işlerindeki eleman açığını gidermenin, bilimsel ve akademik yönü ile formüle etmek gerekir diye düşünüyorum.

            Mesela turizmde “mevsimlik işçi” adı altında o açık giderilmektedir. Yüksek sezon bitince de teker teker o işçiler otel işletmecilerince durdurulmaktadır.

            Turizmdeki eleman açığı, özellikle Türkiye’deki Turizm Yüksek Okulları vasıtasıyla gideriliyor.  Bizde Turizm Yüksek Okulu var mı?  Yok.  Sadece meslek liselerimiz vardır.  Bu liselerden mezun olan gençlerse, okulu bitirince kapağı devlet kapılarına atmaya çalışıyorlar. Yani gerçek anlamda edinmiş oldukları mesleklerini uygulamıyorlar.

            Hani bir söz vardır...

            “Kolayı herkes başarır... Önemli olan zoru başarmaktır.”

            Gerçek de o değil mi?

            Eski başbakanlardan Tansu Çiller’in bir sözü vardır.

            “Girişimcilik, başarmanın yarısıdır” diye bir söz...

            Girişimci olmak yürek ister, para ister, kafa ister ve nasıl iş alanında tutunabilirim anlayışı ve arayışı ister.

            Mesela televizyonda uzun zaman izlediğimiz ve hemen hemen her televizyonun bu alana yöneldiği gastoronomi ve mutfak kültürü progamları vardır. Gerçekten “Şefler” programında başarılı olanlar, tam bir ara eleman açığını kapatıyorlar.  Beş yıldızlı otellere şef olarak alınıyorlar ki, bu onlar için çok önemli bir ekmek kapısı olur.

            Bazı üniversitelerde ara eleman yetişmek, iki yıllık eğitimle halledilebiliyor.  YDÜ’nün ve bazı üniversitelerin iki yıllık eğitimlerinde, hatabakıcı, fiziktedavici veya onun gibi meslek grupları bölümleri vardır ki, bu da ara eleman açığını gidermek demektir.

Tabii ki bu işin, bir de eğitim sonrasında pratiği ve stajı vardır.  Şayet bir ara eleman okul sonrasında kendini geliştirmek ve kabul ettirmek açısından büyük işletmelerde staj görmezlerse, ne işe yarar onların edindikleri eğitim diploması?

            Sanırım bu işin çözümü, Ticaret ve Sanayi Odalarımızın baş başa vererek, “Ara eleman” yetiştirmek için Teknik Yüksek Okulları kurarak, yeni gençleri bu yöne kaydırması ile gerçekleşebilecektir. 

Üniversiteler veya Eğitim Bakanlığı ötesinde büyük kurum ve kuruluşlar da böyle bir açılıma ve böyle bir projeye yönelmelidirler.  Nasıl ki Öğretmen Koleji, Öğretmen Akademisi haline geldi ve bu okuldan mezun olanların “MUTLAK” iş garantisi kendini gösterdi, Ticaret ve Sanayi Odaları da bu garantiyi vererek, yeni açılımlar yaratmalıdır.

            Ara elemanlar için en önemli eğitim ve staj mekanı, Türkiye’deki önemli üretim firma ve birimleridir.  Gidiniz Gaziantep’e de görünüz bakalım ne kadar büyük işletme vardır. O işletmelerle birlikte ara eleman yetiştiren yüksek okulların mevcudiyeti de bir gerçek.

            Bu konu hep kafamın içinde şekillenirken, “Acaba bizler, Kıbrıslılar bu açılımı sağlayabilecek miyiz?” sorusunu da sormadan edemiyorum.

            Yani “ARA ELEMAN” meselesi, ara eleman açığı, sevgili okurlarım.