AVRUPA IV

Olur mu olmaz mı ayrı mesele, ama bir an için farz edelim ve diyelim ki Tufan Bey’le Niko Bey oturdular, uzun uzun görüştüler, neticede anlaştılar ve Kıbrıs işini hallettiler.
Bunun neticesi olarak Kuzey Kıbrıs’taki tüm kurum ve örgütlerle Güney Kıbrıs’taki kurum ve örgütler arasında ve bu arada Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu ile Rum Futbol Federasyonu (KOP) arasında çok yakın ve samimi ilişkiler oluştu.
Ve yine farz edelim ve diyelim ki Fİ tarihinde Kuzey Kıbrıs’ta bizim Çetinkaya, Güney Kıbrıs’ta da Rum’un Apoel takımı futbol şampiyonu oldular.
Yakın ilişkiler kurulmasından memnuniyet duyan Avrupa Futbol Federasyonu bir jest yaparak şampiyon Çetinkaya ile şampiyon Apoel arasında özel bir maç yapılmasına ve galip gelen takıma çok kıymetli bir altın kupa verilmesine karar verdi.
Maç 2-1 Çetinkaya’nın galibiyetiyle sonuçlandı.
Galip takıma kupa vermek üzere tören düzenlendi.
Uuuuuuuuuuu…
O da ne?
Bir de baktık ki galibiyet kupası Avrupa Futbol Federasyonu tarafından Türk ve Müslüman Çetinkaya’ya değil, Rum ve Hristiyan Apoel’e verildi.
Belki olur mu yahu böyle şey diyeceksiniz.
Hele durun bakalım…
Biraz sabredin.
***
Olur mu olmaz mı ayrı mesele, ama yine bir an için farz edelim ve diyelim ki İslâm dünyası ile Hristiyan dünyası arasında bir DUA yarışması düzenlendi.
Bu yarışmada Allah’a en güzel, en etkili DUA’yı yapan tarafa külliyetli miktarda bir para ödülü verilecek, yarışmayı İslâm dünyası kazanırsa bu para ile muhteşem bir cami, Hristiyan âlemi kazanırsa muhteşem bir kilise inşa edilecekti.
DUA yarışmasına İslâm âlemini temsilen Kahire’deki EL-AHZAR İlâhiyat Üniversitesi’nin Baş İmamı, Hristiyan âlemini temsilen ise Vatikan’daki Katolik PAPA katılacaktı.
DUA yarışması yapıldı…
Allah’a en güzel DUA’yı Baş İmam yaptı ve yarışmayı kazandı.
Aman Tanrım, o da ne?
Bir de baktık ki para ödülü DUA yarışmasını kazanan Baş İmam’a değil, yarışmayı kaybeden PAPA efendiye verildi.
Olur mu yahu böyle şey diyebilirsiniz…
Hele durun bakalım.
Sabredin biraz.
***
Yine farz edelim ve diyelim ki yeryüzünde mevcut ırklar arasında bir dünya maraton yarışması düzenlendi.
Yarışmaya siyah ırktan bir temsilci, beyaz ırktan bir temsilci ve sarı ırktan bir temsilci katılacaktı.
Katıldılar da…
Maraton yarışması yapıldı ve yarışmayı siyah ırktan Kenya’lı Lâulenti isminde birisi kazandı.
Ama herkesin şaşkın bakışları arasında bir de ne görelim…
Bir de baktık ki…
Irklar arası dünya maratonu şampiyonluk madalyası siyah ırkın temsilcisine değil, ister inanın ister inanmayın…
Yarışmayı kaybeden beyaz ırkın temsilcisine verildi.
***
Bu satırları okuyunca “bu Veziroğlu saçmalamaya başladı” diyebilirsiniz.
Ama saçmalamıyorum…
Sadece bir nazire, bir benzetme yapıyorum.
Ne demek istediğime gelince…
Bir sonraki yazıya kadar sabredin.
Çünkü siyasal nitelikli maçlardan (!) bahsedeceğim bir sonraki yazıda.
Patlamazsınız herhalde bir sonraki yazıya kadar.