BABUTSA, ÜRETİM VE PİYASA

Yerel meyvelerimizden biri de hiç şüphe yok ki babutsalardır.  Hani yaz geldi mi, sokaklarda küçük satıcıların arabalarında özel kaplarda sattıkları meyve...

            Halk dilinde “Diken inciri” olarak ifade edilen bu meyvenin ağacına bakmak ve onu idame ettirmek hiç de kolay değildir.  Özellikle hasat zamanı meyvenin nasıl toplanacağını bilmeyen insanlar, babutsanın dikenlerinden mahvolurlar.

            Onlar bizim vazgeçilmezlerimiz mi?

            Bir yerde vazgeçilmezlerimizdir de diyebiliriz.  Çünkü bu üründen ekmek yiyen pek çok insan vardır.

            Genellikle büyük evlerde bu meyveye rastlamak mümkün.  Esasında kırsal yöre ve köylerde babutsa ağaçlarına rastlayabilirsiniz.

            Bilmem hatırlar mısınız, nostaljik anlamda...

            Larnaka’nın batı sahillerine uzanan bir babutsa mahallesi vardı.  Herhalde şimdi o babutsaların yerinde yeller esiyor. Lakin bitki ve meyve kültürü anlamında olaya baktığımızda, babutsaların da “Babutsa Mahallesi” olduğu görüldü.  Özellikle o yörede oturan insanlar evlerini tarif edeceklerinde, “Bizler babutsa mahallesinde oturuyoruz” derlerdi.  Hatta halk arasında küçültme mahiyetinde babutsa mahallesinde oturanlar için, “İşte babutsa mahallesinden canım” dedikleri de olurdu.

            Tabii ki 1974 Mutlu Barış Harekatı sonrasında bölünen adanın durumundan ötürü Larnaka’nın babutsa mahallesi de maziye karıştı.

            Genel olarak ada haritasına baktığımızda, Kıbrıs’ın hemen hemen bütün köylerinde babutsa ağaçları olduğunu görebiliriz.  Okul tatillerimiz, Polemitya ve Meriç köylerinde geçti.  Bu iki köyün de çeşitli sokaklarında, evlerin çit tellerinden sarkan babutsaları görürdük.

            İleriki yıllarda İskan’da görev yaptığımız bölgelerde, hemen hemen her evde babutsa olduğuna şahit olurduk.

            Bazı insanların kaktüs merakı vardır.  Babutsalar da kaktüs familyasındandır ve bazı evlerin bahçelerini estetize etmek için ekilirler.  O evlerin sahipleri önce bilmiyorlar bu bitkinin bir gün başlarına bela olacak büyüklükte dal budak saldığını.  Babusa yetişen evlerin en büyük sorunu, evdeki küçük çocukların babutsalara bulaşarak, avuçlarına ince dikenler batmasıdır.

            O çocukluk günlerimizde bizlerin de avuçlarına babutsanın ince dikenleri batmış ve cımbızlarla bütün dikenleri almıştık.

            Hafta sonları ta Monarga Boğazına uzanırken, Serdarlı köyünün o kıvrımlı yolundan geçer gideriz.  Ülke piyasasını besleyen Serdarlı köyünün babutsalarının azametli duruşu ve köyün görüntüsüne bir zenginlik kattığı bilinen birşey.  Öte taraftan Beyarmudu’nda da babutsaların bolluğu yine bir geçim kaynağıdır.

            Ve daha nice bölgelerde bulunan babutsaların bir hastalığa yakalandıkları ve bunun önüne geçemedikleri bilgisi gazetelere yansıdır.  Bu işle uğraşan insanlar, babutsalardaki hastalığın bütün bölgelere yayılmakta olduğuna vurgu yapıyorlar.  Hatta kendi yöntemleri ile hastalığı önlemeye çalışanlar da var.

            Ülke insanının tek birinin böyle nahoş bir durumla karşılaşmasını kabul etmesi mümkün değil.  O bağlamda Tarım Dairemize büyük bir iş düşüyor.

            Zaman zaman yaz aylarında piyasaya sürülen rezil domatesleri de yazarız.  Bugünlerde herhalde yine domates konusunu köşelerimize taşıyacağız. 

            Bazen şu ifadeyi kullanıyorum...

            Türkiye’de o güzelim domatesleri, üretim fazlalığından tarlalara dökerler.  Onların tarlalara döktükleri ürün kaçıncı sınıftır bilmem.  Herhalde tarlalara dökülen ürünlerin çok çok altındadır ülkemizde küfelere dolan domatesler.  Bu konuda yine ilgilileri uyarıyoruz.  Lütfen Türkiye’den sağlıklı domates ithal ediniz.

            Tarım ve ürünle uğraşmak gerçekten zor.  Hele koronavirüs’ün hem üreticiyi, hem de ekonomiyi vurduğu bu günlerde bir da babutsalar çıktı ortaya.

            Bilemiyorum...  Bundan sonra piyasaya sürülecek babutsalar sağlıklı mı değil mi?  sorusunu soracağız herhalde.