Kamuoyunun beynine öyle bir imaj yerleştirilmişti ki AB denilen oluşumun her söylediğinin tartışmasız doğru olduğuna inanılır olmuştu.
Öyle ki...
AB’nin aldığı her kararın hukuka uygun olduğu var sayıldı. AB’de hukuka aykırı işlem yapılmaz sanıldı.
AB’nin dünyada yaratmak istediği izlenim böyleydi...
Fakat gerçek öyle mi?
Maalesef öyle olduğunu söylemek mümkün değildir!..
Kıbrıs Türk halkına ambargo uygulanması, izolasyon altında tutulması yaptığı hukuksuzluğun bir örneğidir.
Ayrıca AB; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni üye yapmakla uluslararası anlaşmaları dikkate almayarak uluslararası hukuku çiğnemiştir.
Böylece hukuksuzluğun dik alasını sergilemiştir.
Bunlar bizim yakından tanık olduğumuz ve bildiğimiz gerçekler. Bu gerçekleri çeşitli platformlarda söylememize rağmen dikkate alınmadık.
Dikkate alınmamamız, haksız olduğumuzu göstermediği gibi haklı olduğumuz gerçeğini de değiştirmez.
Bu gerçeklerle birlikte öğrendiğimiz başka bir gerçek de şu oldu:
AB denilen oluşum, çıkarı için hukuku çiğneyebilir.
Çıkarı için hukuk dışı karar alabilir.
Öne sürdüğü “norm, hukuk” gibi gerekçeler aslında bahanedir.
Esas olan çıkarıdır. Çıkarları doğrultusunda istediği gibi davranabilir ve hatır adına işlem yapabilir.
*
Kıbrıs Türk Halkı, AB’nin böylesine ikiyüzlü politikasını çok iyi tanırken AB yetkilileri dahi kimi zaman Güney Kıbrıs’ın normal bir ülke olmadığını dolaylı da olsa belirtebiliyor. Nitekim Avrupa Komisyonu’nun sorumlu üyesi Olli Rehn de bir Kıbrıs ziyaretinde yaptığı açıklamalarda AB’nin hukuksuzluğunu ifade etmişti.
Olli Rehn, Birleşik Kıbrıs istediklerini anlatırken şöyle diyordu:
“Kıbrıs’ın birleşerek AB içerisinde normal bir üye ülkesi haline gelmesi önemlidir.”
Güney Kıbrıs’ın, AB’nin normal bir ülkesi olmadığı işte böyle ifade ediliveriyor.
Zaten bu gerçek 2006 yılında İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw tarafından itiraf edilmişti.
Rum Yönetimi’nin dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’la sürtüşmeye girmesi sonucu bilinen gerçek dile getirilmişti.
İngiltere Dışişleri Eski Bakanı Jack Straw, Avam kamarasında yaptığı konuşmada Rumları kızdıran, bildiğimiz gerçeği açık bir şekilde ifade etmişti.
Straw, Güney Kıbrıs’ın üyeliğinin; Rum Yönetimi eski başkanı Glafkos Klerides’in politikasının hatırına gerçekleştiğini belirtmişti.
İşte böyle!..
AB üyeliği gerektiğinde böyle gerçekleşir!..
Normlar, hukuk, kriterlere uyup uymama önemli olmayabilir. Bu gibi değerler bir çırpıda göz ardı edilebilir ve silinip bir kenara atılabilir.
Hukuka da, kriterlere de boş verilebilir.
Hukuk yerine hatır, kriterler yerine de hatır ön plana çıkarılabilir.
Fakat kamuoyuna, “AB değeri, normlar, hukukun üstünlüğü” gibi laflar sıralanır. Kamuoyu söylenenlere, yaratılmak istenen izlenime inandırılmaya çalışılır.
AB değerleri, kriterler, hukuk göz ardı edilerek bir yana itilirken hatır ön plana çıkarılır.
Demek ki bazı ülkeler için durmadan artırılan kriterler, öne sürülen hukukun üstünlüğü gibi koşullar aslında bahanedir. Esas olan çıkardır ve hatırdır.
AB ülkeleri nezdinde hatırınız var ise normlar önemli değildir.
Ancak şu var; Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlıklar ne olacak?
AB’nin hukuku çiğnemesinin, meşru olmayan bir yönetimi üye yapmasının ceremesi Kıbrıs Türk halkına ödettirilemez.
Yapılan haksızlığın giderilmesi lazımdır. Kıbrıs Türk halkının hakkı, hukuku korunmalıdır. Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız ambargo kaldırılmalı, izolasyonlara son verilmelidir.