BELEDİYELER HAREKETLENDİ

            Bu yıl yerel seçimler var ya...    Bakıyoruz, bütün belediyelerde bir hareketlenme başladı.  Halen görevde olanlar özellikle başarılı olanlar ve kısmen başarılı olanlar, sık sık ekranlarda ve basında boy göstermeye başladılar.

            Bu yıl içinde iki seçim yaşamış olacağız demektir.  Birisi Erken Genel Seçimler, diğerleri de Belediye Seçimleri...

            Şimdiden partiler bölgelerde çıkaracakları belediye başkan adaylarının isimlerini açıklamaya başladılar. Özellikle CTP, bu konuda daha stratejili giriyor işin içine.  Diğer partilerde henüz isim belirlenmesi olmadı ama, eli kulağında onların da adayları belirlenip, kendilerini gösterecekler.

            Belediye başkanlık seçimleri, diğer genel seçimlere benzemez.  Özellikle aday olacak kişinin toplumdaki duruşu, insan ilişkileri, icraatları ve güvenilirlikleri çok önemlidir.  Yani belediye seçimlerinde adayın toplum açısından kredisi ve saygınlığı çok önemli.

            Ben şahsen belediye hizmetlerinde hiçbir zaman parti rengine bakmadım ve bakmam da, yazılarımı kaleme alırken.  Önemli olan etkin ve kalıcı hizmet verilmesi değil mi?  Öyledir.  Şayet siz hizmetlerinizi dengeli bir şekilde yürütür ve bilinçli projelerle kendi belediyenizi ayakta tutabilirseniz, şayet mükemmel bir çevre düzenlemesi gerçekleştirirseniz, görsel ve hijyen anlamda halkın sağlığı için büyük uğraşlar verirseniz, halk sizi neden yeniden seçmesin?

            Bazı belediye başkanları maalesef o krediyi kaybettiler.  Halk tarafından kredisi yok olan ve nerdeyse kredisi sıfırlanan belediye başkanlarının yeniden aday olması kadar abes birşey olamaz. İşte o bağlamda yeni adayların gün ışığına çıkması ve kendilerini halka takdim etmesi, yeni bir pencere açacak bölgesel belediyeciliğe.

            Maalesef bazı belediye başkanları, halen yürütmekte oldukları belediye başkanlıklarını kendi malı gibi görerek, koltuğu başkasına bırakmak istemezler.  Hatta siyesette kazandıkları tecrübelerle en ufak bir boşluk bırakmadan yeniden sandıktan çıkmayı hedeflerler.

            Unutmayalım ki hiçbir makam kalıcı değildir. Kalıcı olmadığı gibi kimsenin de babasının malı değildir böyle makamlar.

            Hani deriz ya...

            “Bir insan nerde durması gerektiğini bilmelidir” diye bir söz vardır.

            Parti Genel Başkanlıklarında da durum aynıdır.  Bir parti başkanı ne yapıp eder, yeniden partisinin başında kalmaya çalışır da, kamu vicdanında ve kamu indinde yargılandığında, kredisinin kaybolduğunu görürüz.  Bazı hallerde de öyle olduğu halde halk, gerek bir parti başkanından, gerekse bir belediye başkanından memnun olmadıkları halde yeniden onu seçebiliyor.  Bu nasıl olur?

            Bu oyunu çok iyi oynayan nice siyaset cambazları vardır.  Halk vicdanında kredisini kaybetse de, türlü menfaat dağıtımı ile yeniden işbaşına gelen bir kişi için, gün ola harman ola halktan şikayetler yükselmeye başladığı zaman, şöyle der insanlar:

            “Madem bu adamı seçtiniz, madem ondan memnun değilsiniz, şimdi gözyaşlarınızı siliniz ve ağlamayınız” derler.

            Öyle değil mi?

            Şayet kamuoyu menfaatine hizmet edeceğine inandığınız, gerçek anlamda ciddi belediyecilik hizmetleri anlamında hizmet vereceğine inandığınız birisi varsa, seçiniz.  Aksi takdirde sonra pişmanlığınızı dile getirirsiniz.

            Bir zamanlar gazeteci grubuyla Gaziantep’e gitmiştik...  Şöyle böyle bir haftalık bir resmi geziydi o Gaziantep gezisi.  Gazetecileri davet eden de Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odalarıydı.

            Hazırlanan program çerçevesinde Gaziantep Spor Kulübü Başkanı, eski Belediye Başkanı ve Milletvekili Celal Doğan’a da gitmiştik. İnsan bu tür adamları hep televizyon ve gazetelerde görürler.  Yüzyüze görüşmede bir başka tanımlarsınız ünlü insanları.  Celal Doğan da onlardan birisiydi bizim için.

            O ziyaretimizde şöyle demişti Celal Doğan bize:

            “Siz Kıbrıslılar hoş geldiniz, şeref verdiniz... Aldığımız duyumlara göre Kıbrıs’ta tam anlamı ile belediyecilik yapamıyormuş belediyeler.  Her taraf pislik içindeymiş.  Sokaklarda hayvan leşleri günlerce kalıyormuş.  Her tarafı otlar bürümüz.  Ben Kıbrıs’a sadece bir aylığına gideyim, hem de ada genelinde, size öyle bir Kıbrıs yaratayım ki, siz de şaşasınız.”

            Bu sözler bize kısmen de olsa hakaret gibi algılansa, bütün söylediklerinde gerçekçilik payı vardı.  Takriben yirmi sene önceki konuşmaydı bu konuşma.

            Kendisine “Halkısınız” veya “Haksızsınız” da demedik polemiğe girmek için.

            Sadece işin bir püf noktası vardı.

            Birincisi yaratıcılık ve inisiyatif, ikincisi de para.

            Bu iki unsurun olmadığı belediyelerde iş yapmak kolay mı?

            Celal Doğan’ın bu olanakları ve bu özellikleri vardı ki, pırıl pırıl, tertemiz ve her tarafı çiçeklerle bezenmiş bir Gaziantep bulmuştuk.  Çok yakın geçmişte ve şu anda içinde bulunduğumuz süreçte, birkaç belediye hariç, büyük bir ekonomik çıkmazdadır.  Yani parasız birşey olmaz.  Siz istediğiniz kadar yaratıcı olunuz, belediyenin parası yoksa kesinlikle başarılı olamazsınız.

            Velhasıl belediye seçim yılına girdik ve televizyon ekranları da renklenmeye başladı.  Daha işin başındayız ama, sayılı günler çabuk geçer.

            Özetle, kim iş yapacaksa halk onu seçsin.  Bence parti rengi ikinci planda kalmalıdır.  Önemli olan halkın mutluluğu ve sağlıklı bir ortamda yaşamasının temini değil mi?