Belediye seçimlerinin zamanı daralırken, yeni belediye tablosu için kollar sıvanmış ve iktidar tarafından, 28 belediyenin 15’inin kapatılması çalışmaları başlatılmıştır. Bu sürece “Belediyeler Reformu” dendi. Hatta bu maksat için gerekli yasa tasarısı, İçişleri Bakanı Ünal Üstel tarafından meclise sunuldu ve bu taslak resmi gazetede yayınlandı.
Bir an için kendimize bir soru soralım...
“Belediyelerin azaltılmasına yönelik çalışmada veya reform çalışmalarında geç kalınmadı mı?”
Bence geç kalınmış bir çalışmadır şu andaki çalışma.
Objektif olarak düşündüğümüzde hiç de bu işin sanıldığı kadar kolay bir iş olmadığını anlarız.
Bir defa en büyük sorun, kapatılacak olan belediyelerin personelinin gelecek endişesi ve psikolojik yıkımlarıdır. Son yapılan eylem de bunun işaretidir.
Bu zamanda işsiz kalmak gibi bir durum ortaya çıkar mı? Sanırım çıkmaz. Sadece tüzel kişiliği devam edecek olan büyük belediyelerin personeli, yetki alanları genişleyince merkezdeki eleman ve teknik araç gereçle bu işi götürmeleri imkansızdır. O bağlamda 15 belediye kapatılıp, en yakın büyük belediyeye bağlanmalarında, yetkilerde biçim değişikliği olacak.
Kabul etmek lazım ki, 28 tane belediyenin varlığı, şu bizim minnacık ülkemiz için çok fazladır.
Bu olayı bir de mali açıdan değerlendirmek lazım. Sadece mali açıdan değil, idari açıdan da değerlendirmek gerek.
Yeni düzenlemede kapanacak belediyelerin personelinin haklarının garanti altına alınması ve onlardan yararlandırılması gerekiyor. Bu amaçla yapılacak yasal düzenlemeler, o düzenlemelere göre mevcut merkez belediyelerin personel ve teşkilat yasaları, bütçeleri ve istikrarlı çalışma yöntemleri belirlenmelidir.
Belediye sayısında azalma yapılırken, mutlaka ama mutlaka personel alımlarını da bir yasal baza oturtmaları gerekiyor. Yani hiçbir belediye başkanı kendi başına buyruk hareket etmemeli. Geçmişte bunun acısını çektik ve hala çekiyoruz. O nedenle yeni düzenlemede “personel fazlalığı”na sebebiyet verecek, siyasete endeksli uygulamalardan kaçınılması lazım.
Geçen gün Ünal Üstel’in bir önerisi vardı muhalefete, meclisteki konuşmasında. “Var mısınız bu seçimleri erteleyelim” sorusunu sormuştu.
Muhalefetin yaklaşımı, önümüzdeki seçimler eskisi gibi yapılsın, reform ondan sonra ele alınsındır.
Yani şu belediye azaltılması seçimden sonraya kalacak, muhalefete göre. Daha da kestirmeden, kaos veya kaoslar seçimden sonraya kalacak.
Oturup akıllı politikalar koymak lazım ortaya.
Yine bir hatıramı anlatayım...
Bundan yirmi yıl kadar önce bir gazeteci grubuyla Gaziantep’e gitmiştik, Gaziantep Ticaret ve Sanayi Odaları’nın davetlisi olarak. O gezide, protokol gereği Vali’yi, Oda Başkan ve Yönetim Kurullarını, Özel tv kanallarını, sanayi bölgelerini ve en son da Gazianteş Belediye Başkanı Celâl Doğan’ı ziyaret etmiştik.
Celal Doğan bize şöyle demişti o ziyaretimizde:
“Yahu siz Kıbrıslılar, bir avuç ülkede olması gerekenden çok fazla belediyeler ihdas ettiniz. Üstelik her taraf da pislik içinde. Ben size 28 belediyeye başkanlık edecek, KKTC’nin tek bir belediye başkanlığı yapayım da siz görün bakalım belediyecilik nasıl yapılırmış. Hem sadece bir aylık bir hizmet süresinde.”
O dönemdeki hizmetler, gerçekten KKTC’de istenen düzeyde veya tatmin edici düzeyde değildi.
Şimdi düşünüyorum...
Olaya dıştan bakanlar, bu kadar belediyenin oluşumunu politikaya bağlar. Halbuki o dönemin iktidarı, belediyeciliği daha geniş alana götürmek için daha etkili bir yapı oluşmasını düşünmüştür.
Lakin bu işin ucunda veya kenarında da politik çıkarlar yok değildi.
BES önderliğinde Belediyeler Yasası Reform paketi ile ilgili uyarı grevleri devam ederken, iktidarla muhalefet kafa kafaya vererek doğru yol ve doğru zaman bulunmalıdır diye düşünüyorum.
Önümüzdeki süreçte neler olacağını da ayrıca göreceğiz.