Evet…
CTP’nin federasyon aşkını yani federasyon tezine bağlılığını yeniden değerlendirmesini ve günün şartlarına uygun yeni bir karara yönelmesini, en azından bir alternatif teze sahip olması gerektiğini yazdım ve önerdim. Tabii ki bunun için CTP’nin birçok faktörü masaya yatırması kaçınılmazdır. Bu değerlendirmeyi yaparken her şeyden önce masaya yatırması ve incelemesi gereken faktör NİYET unsurudur.
***
Bütün meslektaşlarım yani avukatlar iyi bilirler, çünkü eminim ki benim yaşadığım şeyleri onlar da yaşamışlardır.
Adamın evi vardır, kiraya verecektir, avukata gider ve genellikle şunu söyler:
-Aman efendi, bana sağlam bir mukavele yap ki bu kiracıyla başım derde girmesin, hakkımı yemesin.
Müstakbel kiracı da avukata gider, o da aynı şeyi söyler:
-Aman efendi, bana sağlam bir mukavele yap ki bu ev sahibi adam ileride beni kazıklamasın, hakkımı yemesin.
Adam birine borç verecektir, avukata gider ve der ki:
-Aman efendi, bana öyle sağlam bir borç senedi yap ki bu herif bizim parayı yutmasın.
Borç alacak adam da avukata gider ve der ki:
-Aman efendi, bana öyle sağlam bir borç senedi yap ki bu adam paramı isterim diye kısa sürede boğazımı sıkmasın, hakkımı yemesin.
***
Bu vatandaşlara her zaman şunu söylemişimdir:
-İsterseniz dünyanın en iyi avukatına gidiniz, ona dünyanın en sağlam belgesi sandığınız bir sözleşme veya borç senedi yaptırınız, bunun hiçbir faydası yoktur, çünkü bütün mesele niyete bağlıdır, eğer sözleşmeye taraf olanlardan herhangi biri kötü niyetli ise bu ilişki en sonunda deyim yerindeyse karakolda yani mahkemede bitecektir, dünyanın hiçbir avukatı bunu önleyecek bir senet veya sözleşme yapma beceresine sahip değildir.
Nitekim gerçek de budur.
Eğer kiracı kira bedelini ödemezse, yani iyi niyetli değilse meselenin mahkemeye intikali kaçınılmazdır. Bunu önleyecek hiçbir hukuk yolu yoktur.
Gerçek hayatta da yaşanan budur.
Dünyanın bütün mahkemeleri ihlâl edilen sözleşmelerden kaynaklanan davalarla doludur.
***
Toplumlar arası, halklar arası, devletlerarası ilişkilerde de bu kural caridir, yani taraflardan biri iyi niyetli değilse altına imza atılan uluslararası sözleşmelerin dahi herhangi bir kıymeti yoktur. Böyle bir halin bedelini Kıbrıs Türk’ü çok ağır ödemiştir, çünkü Kıbrıs Türk’ü bu gerçeği bizzat yaşamıştır.
Nitekim Zurih antlaşması yapıldı.
Garanti antlaşması yapıldı.
İttifak antlaşması yapıldı.
Bir anayasa yapıldı.
Hiçbirinin faydası olmadı ve biz bir soykırım yaşadık, 11 yıl boyunca işkencelere, cinayetlere maruz kaldık.
Neden?
Çünkü Yunanistan ve Makarios bu sözleşmelerin altına imza atarken iyi niyetli değillerdi.
İyi niyet, yani bu uluslararası sözleşmeleri ve bunların pekiştirdiği anayasayı yürürlüğe koyma niyeti hiç olmamıştı, zaten Makarios kısa süre sonra gerçek niyeti açıklamış oldu:
-Bu cumhuriyet ENOSİS’e giden yolda bir sıçrama tahtasıdır.
Yani peşin niyet önce İngiliz’den kurtulmak, sonra Türk’ü yok etmek, sonra da ENOSİS’e ulaşmaktı.
O uluslararası antlaşmalara imza atarken yalnız Rum-Yunan tarafı değil, o antlaşmalarla garantör devlet olan İngiltere de iyi niyetli değildi, nitekim bunu 1974 Temmuz’unda açıkça ortaya koydu. Garanti antlaşması kurallarına göre askeri müdahale kaçınılmaz hale gelmişti.
İngiltere taahhütlerine uyarak Türkiye ile birlikte müdahalede bulunmakla mükellef olduğu halde tam tersini yaptı, kendisi müdahaleden kaçındığı gibi Türkiye’nin müdahalesini de önlemeye yeltendi. İngiltere Başbakanı Harold Wilson ve Dışişleri Bakanı James Callaham askeri harekâta geçen anavatan Türkiye’yi tehdide yeltendiler.
Tabii ki Türkiye onları adam yerine koymadı ve yapacağını yaptı.
***
Bütün bu gerçekler ışığında şimdi CTP’nin kendi kendine sorması ve değerlendirmesi gereken soru şudur:
-Rum tarafı gerçekten gerçek bir federal çözüm istiyor mu, yani bu konudaki söylemleri samimi midir?
Bir başka anlatımla belirtmek gerekirse Rum-Yunan tarafı gerçek bir federasyon peşinde midir yoksa ENOSİS’e giden yolda yeni bir sıçrama tahtası mı aramaktadır?
***
CTP bu soruları kendi kendine sormak, cevabını aramak ve bulmak, daha da önemlisi bulduğu cevabı Kıbrıs Türk’üne de açıklamak zorundadır.
Hal böyle olduğuna göre ben bir vatandaş, bir yazar olarak CTP’ye soruyorum:
-Size göre Rum-Yunan tarafı federasyon söylemlerinde içtenlikli midir yoksa yeni bir sahtekârlık peşinde midir?
Cevap bekliyorum.