İsmail BOZKURT
Değerli dostum Kenan Mortan, son yazısında bir dünya sorunu olan “kuraklığı” ele aldı. Büyük olasılıkla kimsenin ya da çok az kişinin aklına Avrupa’da da kuraklık olacağı gelirdi diye düşünüyorum. Sayın Mortan, “dünyadaki kuraklık ‘dünyanın en yeşil ve verimli alanı’ olarak övünen ama sanayi kirliliğiyle bir dünya lideri olan Avrupa’yı özellikle etkiledi” diyerek bunun da gerçekleştiğini gözler önüne serdi. “DÜNYA: YANIYOR / ÇORAKLAŞIYOR /YOK OLUYOR…” başlıklı yazıyı paylaşıyorum:
DÜNYA: YANIYOR / ÇORAKLAŞIYOR /YOK OLUYOR…
“Theo Sommer, Almanya’nın, kamuoyu yapıcı gazete olarak bilinen Die Zeit gazetesinin 1973-1992 yıllarının ‘efsane’ yayın yöneticisi ve başyazarıydı. Geçen hafta 92 yaşıyla sonsuzluğa göçtü, son gününe dek yazarak… Sommer, daha 90’lı yıllarda ‘çevreye karşı insan sorumluluğunu’ tanımlıyordu…
Yıllar geçti, aymazlık para eder oldu, kulağının üstüne yatmak ise bir zanaat dalı. Öyle olunca ‘Üç Maymun’u oynamak en makbul iş. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2008’de çektiği ‘Üç Maymun’ filminde bu ‘yok sayma’ fiilini ne güzel resmeder.
Geçen hafta kardeşim Orhan, Almanya’da yelken yaptığı gölün nerdeyse kuruduğunu, ne yapacağını bilmediğini söyleyen satırlarına yorumunu istedim: Göle sanayi atığı olarak nitratı pompalanınca olacağı buydu…
Kuraklık yok, ‘antroposen çağ’ın ortasında, kupkurumuş olarak ortada kalan bir insanoğlu var. Konuya mercek altından bakalım:
***
Dünyadaki kuraklık ‘dünyanın en yeşil ve verimli alanı’ olarak övünen ama sanayi kirliliğiyle bir dünya lideri olan Avrupa’yı özellikle etkiledi. Bu kıt’anın büyük bir kısmı ‘ciddi kuraklık’ tehdidi altında. Kıt’a, 500 yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. Buna karşılık ‘karar alıcılar + siyasiler’ olayı görmekten/yorumlamaktan kaçınıyor. Bir tek İtalya Başbakanı Draghi sessizliğini bozmuş ve ‘Bu kuraklık hiç şüphesiz küresel ısınmayla bağlantılı’ demiş. İtalya bu kuraklığa karşı ‘olağanüstü hal’ ilan eden tek dünya ülkesi. Oysa ABD, Kolorado Vadisi için ‘özel önlem’ almakla yetiniyor.
Kuraklığının en önemli etkisi tarımsal üretim. Büyük düşüş yaşanacak. Orman yangınları artacak... Hidroelektrik enerji üretimi azalacak… Taşımacılıkta can damarı olan nehirlerin suyu çekilecek ve suyu kuruyacak.
Almanya’da yüzde 80 oranında mal ve girdinin ulaştırma aracı olan Ren nehrinde su düzeyi bir m’nin altında, artık taşımacılık yapılamıyor. Dostum Mehmet Balcı Elbe nehrindeki kıtlığın habercisi ‘Kıtlık Taşı’nı paylaşmış, 1616’da üstünde şunlar kazınmış: Beni görünce ağla…
Bunu 400-500 yılda bir tekrarlanan ‘olağan’ iklim salınım etkisi olarak görmeyin…. Kuraklık 2-3 yılda tekrarlıyor, artık ‘olağan’ bir iklim öğesi.
Su kıtlığı, bu kuraklığı yaratan sanayi sektörü için en büyük alarm. Gıda, madencilik, hidrolik enerji, konfeksiyon, dericilik ve elektronik sektörlerinde su ‘olmazsa olmaz’ koşul. Sanayi, onca yıl Nasrettin Hoca örneği, hep bindiği dalı kesmiş.
Siyasetin ‘tepkisizliği’ ise dikkat çekici... ‘Su tasarrufu ve su yönetimi’ çağrısı yaparsa, halkta panik yaratacağını varsayıyor, bu nedenle üç maymun’u oynuyor.
Kuraklığın olumlu yanı ‘susuzluğa dayanıklı’ bitki türlerini dünyasını keşfetmemize yaraması oldu. Bir protein kaynağı olan ‘amarant,’ bir tahıl olan ‘fonio,’ ‘börülce,’ kök ve yumru sebzesi ‘taro’ (gölevce) ve buğday çiminden geliştirilen ve çok yıllık bir tohum olan ‘kernza’ yakın zamanda ekilir olacak. Kernza dışındaki bitkilerin tümü biliniyor, kamusal bellekte yeri var. Afrika’da zaten ekiliyorlar. Kuraklık, ‘atalık tohum’un önemini de kanıtladı.
WRI adlı STK’nın tanımlaması kanımca her şeyi söylüyor: İklim değişikliği köpek balığı ise, ‘su’ köpek balığının gösterdiği diştir…
Dostum Cenk Mutluyakalı’dan Leonard Cohen’in şarkı sözlerini ödünç alıyorum:
Herkes biliyor
Geminin su aldığını,
Herkes biliyor….
***
Yaşar Kemal usta ‘Ölmez Otu’nda diyor ki: Dünya binbir ayak. Her şey var. Renk, ışık, gece, sesler, yıldızlar, her şey var. Dünya sonsuz bir çeşitlilikte, sonsuz bir kaynaşmada. Gel gör ki, dünya şimdi bomboş…” (Kenan Mortan 27.08.2022)”
SON OLARAK KISACA….
Kenan Mortan dostumun ele aldığı kuraklık, dünyanın tek sorunu değil! Dünya ve içinde olduğumuz Doğu Akdeniz Bölgesi “allem kallem!” Yalnız siyaseten değil, ekonomik, sosyal, kültürel, doğasal, çevresel ve iklimsel kargaşalar sarmış dört bir yanımızı! Sıcak savaşlar ve potansiyel savaş olasılıkları cabası!
Bizim durumumuz ise “duman!” Dünyayı ve bölgemizi sarsan olumsuzlukların bizde “katmerlisi” var. Üstüne üstlük bizde sorunları çözmekle görevli ve yükümlü olan siyasetin kendisi “sorun” ve “dünya/bölge hali” siyasetimizin pek de umurunda değil ya da Sayın Mortan’ın yazısında dile getirdiği “üç maymunları” oynuyor. Başka bir anlatımla Orhan Veli’nin “Cımbızlı Şiir”inde dediği gibi “dünya umurunda değil” siyasetimizin!
Orhan Veli’nin o kısacık “Cımbızlı Şiir”ini anımsayalım:
“Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!”
Orhan Veli “umurunda mı dünya” diye sorarken aslında “dünya umurunda değil” diye haykırıyor. Biz bu dizeyi, -bırakınız dünya sorunlarını- aslında kendi sorunlarımızın bile siyasetimizin pek umurunda olmadığını belirtmek için kullandık.
Ne yazık ki gerçeğimiz bu!