EŞİKTEKİ TEHLİKE KURAKLIK

Eşikteki hatta eşiği aşan tehlike kuraklıktır.

Türkiye’de pek çok gölde su seviyesi önemli oranda çekildi hatta düpedüz kuruyanlar da var ve aynı şey barajlar nehirler için de geçerli.

Ekim ayını yarıladık ve yağmur yok.

Kuraklığın ne kadar süreceğini bilmemize imkân yok.

Meteoroloji yetkililerinin bilmesi de herhangi bir çare anlamına gelmiyor.

Kuraklık süresini bilmesek de tedbir almayı ve yurdumuzu, toprağı tarlaları ağaçları otları, cümle canlıyı en az zararla atlatacak durumda tutmak elimizde.

Bu hükümet ne yaptı da bunu yapacak demenin kimseye bir faydası yok ve hatta zararı var.

Ne yaptı ki bunu yapacak demek umursamazlığa ve hükümetin ataletine teslim olmak demektir.

Yapılması gereken ilk şey kuraklık tazminatı yasasın,ı tüzüğünü fırsat bilerek, kuraklık tazminatından yararlanmak üzere yüzlerce hatta binlerce dönüm araziyi sürüp ekenlere, sürüp nadasa bırakanlara dur demek.

Nasıl mı.

Kuraklıktan yararlanacak arazilere sınırlama getirerek, örneğin sadece 30 dönüm için tazminat verilecek diye bir tüzük değişikliğine giderek, fırsattan istifade devleti, bütçeyi hile ile yütenlere, sömürenlere dur demek.

Bir de nadasa bırakmak ve nadas için tarla sürülmesine kesin yasak koymak gerekir.

Kuraklık süresince toprağı nadas için sürmek, toprakta kalan az miktarda nemin de buhar olup uçmasını, yok olmasını kolaylaştırmak demektir.

KKTC tarım ve hayvancılığının bir an önce çok ciddi şekilde yeniden yapılandırılması şarttır.

Küçükbaş hayvancılığın neredeyse tamamen yok olduğunu görmemek olası değildir, küçük baş hayvancılık ıslah ve teşvik edilmeli, hayvancılığımız, ıslah edilerek pek çoğu bürokrat hem de yüksek bürokrat olan büyük baş hayvancılar ile geçimini hayvancılıktan sağlayan gerçek hayvancılar ayrıştırılmalı ve sadece  gerçek köylülük , gerçek hayvancılık desteklenmeli taşvik edilmelidir.

Kaliteli süt ürünlerinde küçük baş hayvanların sütünün tercih edildiği gerçeğinden hareket edilmeli ve küçük baş hayvancılığın, çobanlığın değerli bir iş olduğu yeniden hatırlanmalı hatırlatılmalıdır.

Devlet arazilerini yüzlerce binlerce dönüm olarak sadece kuraklık tazminatından para yütmek için kiralayan ağalara, beylere,  bürokratlara dur deyip toprakları gerçek köylülerin, gerçek rençberlerin kullanımına sunmanın zamanı gelmedi mi.

Üniversitelerimiz, ziraat mühendisleri odamız, veterinerlerimiz el ele vererek Kıbrıs koşullarına, iklimine, toprağına uygun yeni tarım politikaları için öne çıkmalı inisiyatif almalı, toprak, iklim, ürün çeşitliliği modern tarım ve hayvancılık için araştırma geliştirme programları ile köylüyü ve köyleri verimlilik konusunda eğitmelidir