Adeta bütün marketler ve büyük satış yerleri, başlarına buyruk durmaksızın bütün mallara zam yapıp, müşterilerin önüne sürüyorlar. O nedenle halkta bir homurdanma almış başını gidiyor.
Başbakan bu konuda ne kadar duyarlı olursa olsun, bu işin caydırıcı tedbirlerle önünü alamazsa, gerçekten tüketicinin hali çok zordur.
Şöyle aklımdan geçiriyorum, alınan veya alınması gereken tedbirleri.
Bu iş için kaş ekip kuruldu? Kaç ekip bütün mareketlerdeki birim fiyatlarında denetime başladı? Denetim mekanizması dışında veya hükümetin belirlediği kar marjının çok üstünde zam yapan mareketlere nasıl bir ceza uygulanacak?
Şu denetim mekanizması, kesinlikle politikaya endekslenmemelidir. Hükümet öyle zecri tedbirler almalıdır ki, halk onları alkışlasın.
Ne kadar acıdır ki günlük alış verişlerde insanların bir veya iki tane salatalık alarak eve gitmeleri, dramatik durmumuzu gözler önüne seriyor. Bazı talebeler ve zenciler hep bunu yaplarlar.
Günlük ihtiyaçları olan patatesi, üç veya bilemediniz dört tane alırlar. Havuç da öyle. Et veya kıyma mı?
Pandemi öncesinde bir kilo kıymayı 20-25 TL’ye alıyorduk. Ama şimdi bir kilo kıyma yüz on TL gibi bir rakama ulaştı. Tıpkı salatalık veya birkaç patates misali, insanlar 250 gr. kıyma alarak marketlerden veya kasaplardan çıkıyorlar.
Herkes zor günler yaşadığının farkındadır esasında. Bu zor günleri nasıl atlatırım ve bütçemi nasıl denkleştiririm psikolojisi içinde bir travma yaşıyorlar.
Geçmişle gelecek arasında bir kıyaslama yaparak kafa karıştırmak da bir işe yaramıyor. Sadece gıda tüketiminde değil. Pek çok mala zam gelmiş ve halk bu zamlardan feci şekilde bunalmaktadır.
Hani bu dönemde emekli olanlar kısmen şanslıdırlar da, kalabalık aile sahibi çalışanların şanslı olduklarını söyleyemeyiz.
Hani emekli olmuş veya maaşı oldukça dolgun olan, çoluğunu çocuğunu halletmiş insanlar ötesinde, asgari ücrete talim edenleri düşünüyorum. Bu insanlar bütçelerini nasıl denkleştirecekler?
Bunları sırf hükümeti eleştirmek için yazmıyorum. Bunları, sağlam denetimin sağlanması için yazıyorum.
Türkiye’de gerek Özal zamanında, gerekse Erdoğan zamanında uygulanan katı kurallar, bayağı acımasız tüccarlara kök söktürdüler ve söktürmeye de devam ediyorlar. Kök söktürme demek, “Adam gibi iş yapınız ve tüketiciyi yontmayınız” anlamına geliyor. O bağlamda idareciler, bu konudaki denetimlerde kimsenin gözünün yaşına bakmamalıdır, diye düşünüyorum.
Yine Türkiye’yi misal gösterecek olursak, geçmişi ve şimdi yaşananları gözümüzün önüne getiriyoruz.
Büyük toptancılar, ayçiçeği, temel gıda maddeleri, un, şeker ve daha nice maddeleri stoklayıp, piyasaya sürmezlerdi. Niçin? Bir yerine on kazanmak için.
Türkiye’de stokçulara göz açtırmıyor hükümet. Hatta zaman zaman ambarlara baskın düzenleyerek, suç duyurusunda bulunuyorlar.
Demek en önemli eksiğimiz sıkı denetimlerdir.
Bence hükümet ortaya koyacağı denetim sisteminde halka güven vermelidir. Hatta gelecek seçimleri kaybedecekmişim gibi denetimleri yapmamız lazım anlayışı ile hareket etmelidir. Siz o zaman yıldız olursunuz halkın gözünde.
Hani dereler ya acılar için...
“Ateş düştüğü yer yakar” deriz bir ölüm halinde. Lakin burada murad edilen ölüm değil, hayat gerçekleridir.
Petrol fiyatları, dünya petrol fiyatlarına ve dövize endeksli olduğu için bunda hükümetin suçu yok. Ama onda da fahiş artışlar ötesine gidilmemesi lazım. Nitekim hükümet akan suyun sesine kulak vererek benzin ve mazot fiyatlarında indirim uygulamıştır.
Bütün dünyanın hali bu olsa da, kavgamız kendi içimizde ve gerçeklerimizdedir.
Evvelden bir paket tavuk yüreğini on- on beş, bilemediniz on sekiz liraya alıyorduk. Şimdi ise bir paket tavuk yüreği, otuzlarda seyrediyor.
Şunu da bilmek lazım ki, bazı aileler ucuza çıkacak ve ekonomik olacak cinsten tavuk malzemesi alıyorlar. Hatta tavuk yüreği, kanat veya kemikli kuşbaşı ile gün geçiren insanlar var.
Ne olacak bu memleketin hali?
Bir markete girdiğiniz zaman cebinizden en az iki üç yüz lira çıkıyor. Eczanelerdeki fiyatlar da uçtu gidiyor. Hastalar gereksinim duydukları ilaçları, pahalılık yüzünden alamıyorlar.
Bence acil olarak hükümet bir denetim organı kurarak bu işi çok sağlam tutmalı ve tüketicinin cebini ve gönlünü ferahlatmalıdır.
Bazı aileler eskiden evlerine beş ekmek alıyorlarsa, şimdi ekmek sayısını ona çıkarmışlardır. Niçin? Ağırlıklı olarak ekmekle karın doyurmak için. Yemeğin suyuna bandıkları ekmekle karınlarını doyuran insanlar vardır.
Dünyada beslenme formülleri vardır.
Bazı televizyon programlarında nasıl beslenmemiz gerektiğine dair söyleşiler yapılır. Şayet insanlar gıda uzmanlarının söylediklerini uygulamaya kalksalar, eminim işin içinden çıkamazlar. Yani karın tokluğuna yaşamak.
O nedenle bir kez daha hükümetin dikkatine getirmek lazım sıkı denetim mekanizmasını. Siz denetleyin, acımasız olun ticaret erbabına karşı ki halk sizi alkışlasın. Şayet gerekli denetimleri kuramazsanız, devlet otoritesi de büyük bir sarsıntıya uğrar.
Yani denetimler sevgili okurlarım...