Yapılan ortak açıklamanın içeriğine baktığımızda, bu yolun çok uzun olduğunu görebiliyoruz. Kimse “İşte görüşmeler başladı, tünelin ucu göründü, taraflar anlaşıp, şu Kıbrıs meselesini çözüyor” demesin. Zaten hemen çözüm beklemek hayalcilik olur.
Yapılan ortak açıklamada dikkat çeken önemli başlıkların altını çizelim...
Mesela birinci maddede şu ifade, Kıbrıs’ı bir yerlere sürükleyebilir ve anlaşmanın temelini oluşturabilir. O ifade aynen şöyledir:
“Kıbrıslı Türklerle Rumların, AB bünyesinde birleşik Kıbrıs bağlamında, ortak geleceklerini teminat altına almalarının, bölgeye olumlu etki yapacağı” mealindedir.
Türk tarafı tek egemenlik temelinde bir federal çözüme evet dedikten sonra, bu ifadelerin ortak açıklamada yer alması doğaldır.
Zaten yıllardan beri söylediğimiz bir şey vardır. Hatta şu Rum milleti amiyane bir tabirle “Aptaldır” dediğimiz olmuştur. Niçin? Çünkü olası bir anlaşman, Kıbrıs halkına gerçek anlamda büyük bir huzur ve mutluluk getirecektir. Bunun yanında ekonomik rant da kendiliğinden doğacaktır. Turizminden tutun da, serbest ticarete, ulaşımdan doğal kaynakların paylaşımına kadar her şey iki tarafın lehine olabilecek durumlardır. Yani bir anlaşmaya ve artık onurlu bir yaşam sürmeye yanaşmayan Rumlar bunu çoktan görmeliydiler.
“Müzakerelerin sonuç odaklı olması” ifade de bir oto-kontrol ifadesidir. İyi niyetin göstergesi ve bu anahtarla görüşmelerin sağlıklı bir şekilde sonlandırılması....
Bence bu yedi maddenin en önemlilerinden birisi de şu üçüncü maddedir. Bu maddede şu ifadeler yer almıştır:
“Anlaşma, BM Güvenlik Konseyi ve Doruk Anlaşmalarında tamamlandığı şekliyle iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eşitliğie dayalı federasyon temelinde olacaktır.”
Tek egemenlik konusu de somutlaşmıştır ve tarafların yetkilerini, Federal devletin anayasası belirleyecektir.
Her iki tarafı da rahatlatan bir diğer ifade de şuydu:
“Taraflardan hiçbiri, diğeri üzerinde otorite veya yasal yetki iddialarında bulunamayacaktır.”
Örneğin 4’ncü madde çok önemli bir bağlayıcılık arzeder. Bakınız şu ifadeye...
“Kıbrıs’ın bir başka ülke ile tümüyle veya kısmen birleşme veya her türlü taksim veya ayrılık veya düzenin (state affairs) olarak değiştirilmesi yasaktır.”
Bu bize şunu anlatır....
Artık ne Türkler TAKSİM isteyip Türkiye’ye bağlanabilecek, ne de Rumlar ENOSİS talepleri ile Yunanistan’la birleşebilecek.
Bugüne kadar Kıbrıs Türkleri Türkiye’nin garanti haklarından yararlanarak, Anavatanlarının yardım ve himayeleri ile buralara kadar gelmişlerdir. Şayet Türkiye anlaşmalardan ve garanti yetkilerinden yararlanmamış olsaydı, şimdiye Kıbrıs’ın ve Kıbrıs Türkleri’nin yerinde çoktan yeller esecekti.
Esasında Rumları korkutan en önemli bir şeydi TAKSİM’in fiilen gerçekleşmesi. Gerçi adada TAKSİM, 1974 Mutlu Barış Harekatı ile gerçekleşti ama, anlaşmalar temelinde birleşemedi. Türkler geçmiş acılarına baktıklarında, hiçbir yerde veya herhangi bir zamanda yanlış yapmadıklarını görebilirler. İşte bu gerçek doğrultusunda arkalarını kendi Anavatanları Türkiye’ye dayayarak hayatta kalabilmişler ve yeni bir devlet ve vatan yaratmışlardır.
Bence diğer maddeler sadece bir temenni gibidir. Mesela taraflar görüşmeler sürecini olumsuz yönden etkileyecek suçlama ve açıklamalardan kaçınacaklar. Ve bununla ilgili olarak, “Müzakereler, herşey anlaşılmadıkça, hiçbir şey anlaşılmamıştır” ilkesinden hareket ederek görüşmeleri yürütüp sonlandıracaklardır.
Elbette ki herşey anlaşılmadıkça son nokta konamaz anlaşmalara. Bu iki taraf için de geçerlidir. Tabii ki güven artırıcı önlemlere katkı koymak da tarafların görevleri arasında olacak.
Şayet “BÜYÜK HAYALLER” olarak niteleyebileceğimiz ama içine girince, bu hayallerin gerçekleşmesinin çok zor olacağını bilerek anlaşmanın sonlandırılması ve mutabakatın sağlanması durumunda, taraflar eşzamanlı olarak referanduma gideceklerdir.
Biz de şu ifadeyi kullanıyoruz...
“İNŞALLAH” diyoruz. Yani sizce bu görüşmelerden bir sonuç çıkacak mı? Ben hala iyimser değilim. Sizi bilmem ama, hayatımızı tüketen şu Rum milletinin ileride ne yapacağını pek kestiremem. Veya onlara pek de güvenim kalmadı. Ben ve benim gibi nice insanın güveni kalmadı.
Siz bilir misiniz? Çıkın çarşıda pazarda insanlara sorun!
“Şu Kıbrıs meselesinden bir şey çıkacak mı?”
Onlar da size şunu söyleyecekler.
“Bakmayın siz şu ortak açıklamaya imza atmalarına. Hiçbir şey değişmeyecek ve zaman her iki tarafın da aleyhine çalışmaya devam edecek. Çünkü Rumlar şimdi anlaşır gibi görünecekler ama asla ve asla anlaşmayacaklardır.”
Henüz işin başındayız. Hele bir Türkiye’nin etkin garantisi zapt-rapt altına alınsın da siz görün fırtınayı. Hele bir toprak konusu meselesine gelelim de siz görün yaratılacak yaygarayı.
Velhasıl bir ata bindik gidiyoruz ama nereye gidiyoruz, sonu belli değil.