GÜLMEK

HALK GÜLERSEDİR

İnsan olanın eksiği vardır.

Olduğunu beğenmeyip de Norveçli olmaya özenenlerin elbette eksiği yoktur. Olamaz da. Batı taklitlerinde eksik olmaz, onlar bir tamam taklittir.

Eksiği olduğunu bilmek insan olmanın hasletlerindendir.

Öğrendiği, anladığı bildiği her yeni şey insan ufkunda yeni bilinmezliklerin kapısını açtığından hareketle eksiksiz olması insanın, insanlığı ve yaşamın kendisini tabiatı aşağılamak olur.

Erdem yeni erdemlere yol açmıyorsa erdemsiz kalmak kaçınılmazdır ki,  bu kaçınılmaz çıkmaz sokağa düşmek, erdemden nasip almamış olmakla izah edilebilir ancak.

Ancak bir şiir,  şair ‘ gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir’ diyebilirdi ve dedi.

Şiirsizlik de eksik kalmaktır, ve şair halkının şiirince şairdir.

Ve öğrenmek bir halkı anlamanın ve o halktan bir kişi olmanın keyfini sürmek için gereklidir. Öğrenelim de neyi derseniz,  kulaklara küpe, nişan almayı herkes öğrenebilir ve fakat asker olmak eğitim işidir örneğinde olduğu gibi,  herkes herhangi bir fakülteden mezun olabilir ve hakkıyla tabip, mimar mühendis ya da berber marangoz çöpcü ya da belediye başkanı ancak eğitimle olası ve eğitim bireysel değil halk içinde kişi olmakla olası ancak o zaman kazanır kişi en değerli diplomayı,  o da insanların gülerek bakmasıyla olur bir birlerinin yüzüne gülerek ve sevgiyle.

Ne şu kadar oy almak ne de en yüksek ! okulları en iyi derecelerle bitirmiş olmak,  ne o sarının yanına o griyi yakışır şekilde resmetmek,  taşı sanatkârane  yontmak  duvarı zenaatle örmek  ustası yapmaz kimseyi sanatında zenaatında mesleğinde.

Bir sırrı vardır usta olmanın,  o sır halkla yürümektir güzel günlere doğru ve bu uzun yürüyüşte hiçbir seçilmişin ya da kumandanın, okumuşun yeri ve rolü ağırlığı domates yetiştiren rençberden, koyun kuzu bekleyen çobandan, duvar ören ustadan fazla ya da eksik değildir.

Halk olunmaz bir başına.

Ya halkız hep beraber ve haklıyız ya da bireycik bireycik yarattığımız küçük dağların dalgasında bozgun,  tükenmek ve yok olmak