Gün Başlarken

Gün ağarmak üzereydi...
Dışarıda ne ayak sesleri,
Ne araba geçişleri,
Ne de gökyüzünden yağmuru anımsatan sesler.
Kediler, köpekler dahi sessizliğe ayak uydurmuşlardı.
Kuşlar, güneşli bir günü selamlamak için henüz ötüşmeye başlamamışlardı.
Sokak ışıkları hâlâ yanıyordu...
Sanki bu derin sessizliğin nedeni, çalışmaktan yorgun düşen insanların biraz daha dinlenmesi veya yeni güne daha hazırlıklı olabilmesi içindi.
Belki de yatarken, uyur uyanık yeni günün programını yapmak içindi.
Kadınlar için çoğu kez bu saatler farklı amaçlarla da kullanılabilirdi.
Ev temizliği, kahvaltı hazırlığı ve çocukları okula hazırlamak gibi...
Kimileri de kendilerini alıştırdıkları sabah uykusunun tadını çıkarıyorlardı.
Ne var ki onlar, gündüzden çalınıp yaşanan bu saatlerin yorucu bedeline önceden kendilerini hazırlamak zorundaydılar.
Ve öyle de oluyordu genellikle.
Ancak sanırım kadınların çoğu, bu yorucu bedeli ödemeye önceden kendilerini hazırlıyorlardı ki bu durumdan pek de şikâyetçi olmuyorlardı.
Bence gün her zaman, ya da genelde, böyle başlar diye düşünüyorum.