İdealler Ötelenmekte

Gözlerini dünyaya açarken, yaratılışın armağanı olan eşitlik nimetine sahip kılınan insan, sosyal bir varlık olmanın gereği olarak üstünlerin hukukuna uymak zorunda kalarak eşitlik düzeninden uzaklaştırıldı.
İnsanlık âlemi bundan böyle eşitlerin dünyası yerine sınıfların düzenine dönüşecekti.
Hiyerarşik yapıda egemen sınıflar en üst katta yerlerini alacak, ardından da yönetilen sınıflara bir ikram gibi eşitliği öngören kanunları sunacaklardı.
Ama ne çare ki eşitlik denilen ideal, sadece kanunlarda yer alacaktı.
Aslında yasal eşitlikler, pastanın süsü olarak kalacaktı. Esas pastanın bütünü ise yalnızca egemenlerin hakkı olacaktı.
Üstelik gerine gerine bu düzene demokrasi adını yakıştıracaklardı.
Hatta böylesine bir düzene kavuşmak uğruna nice demokrasi sevdalısının boynu vurulacaktı.
Bu sosyal ayıbın farkına varan düşünce ve duygu insanları ise yaşamları pahasına dillerine ve kalemlerine sarılacak, gerçek hakkı ve gerçek hukuku hayatları boyunca savunacaklardı.
İnsana sunulan eşitliğin de özgürlüğün de sadece gölgelerden ibaret olduğunu durmaksızın haykıracaklardı.
Ancak ideallerin hâkim olduğu bir düzen, çıkar odaklarının gücü devam ettiği sürece kolay kolay gerçekleşmeyecekti.
Yine de umut tükenmeyecekti.
Çünkü idealler, onları gerçekleştirme umuduyla birlikte sonsuza kadar yaşamaya ve direnmeye devam edecekti.
Ta ki bir gün umutlar yeniden filizleninceye kadar...