İsrail ve ABD’nin İran’a başlattığı saldırılar ve sonrasındaki gelişmelerin güvenlik, müttefikler, bölgedeki rol ve Kıbrıs sorunuyla ilgili yeni bir durum yarattığı ve Rum yönetiminin "hanesine üç artı kattığı" öne sürüldü.
Fileleftheros analiz haberini manşetten “Savaş Yeni Planlamalar Getiriyor…. Lefkoşa Yeni Baskıcı Olgularla Karşı Karşıya”, iç sayfasından da “Lefkoşa’nın Üç Artısı ve Ankara’nın ‘Koşuşması’” başlığıyla aktardı.
İran savaşının yeni dengeler ve ihtiyaçlar yarattığını yazan gazeteye göre, bölgeye coğrafik yakınlığı ve AB üyesi olması nedeniyle Güney Kıbrıs, "bölgede yer ve -Türkiye'nin de istediği - baş role sahip".
Güney Kıbrıs için durumun nasıl şekillendiğini üç ana başlık altında değerlendiren gazeteye göre, güvenlik konusunda Güney Kıbrıs’ı da ilgilendiren yeni olgular gelişti. Rum yönetimi, İngiliz egemen askeri üssü Ağrotur’a yönelik İHA saldırısı sonrasında Yunanistan, Fransa, İspanya, İtalya ve Hollanda’nın Güney Kıbrıs’a gönderdiği askeri gücü, kendi savunmasını güçlendirme çabalarıyla birlikte “ülke güvenliğinin garantisi” olarak görüyor.
Bu durum AB’nin 42/2 maddesi aracılığıyla top yükün tepki vermesi konusunu da tartışmaya açıyor. Nisan ayında Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilecek gayri resmi Avrupa Konseyi toplantısında başlayacak tartışma, Avrupa dayanışmasını, yani tehlikede olan bir üye devlete ne zaman ve nasıl destek verileceğini pratiğe dökecek.
Haberde, Rum yönetiminin, yürüttüğü AB dönem başkanlığının sağladığı güç ve imkanla bölgede rol sahibi olduğu, bölgedeki bütün devletlerle ilişkileri olmasının da iletişim kanallarını açık tutmasına ve arabuluculuk yapmasına olanak tanıdığı belirtildi. Gazete, Türkiye’nin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde bölge ülkeleriyle yaptığı temaslar aracılığıyla “baş oyuncu olmaya çabaladığını” öne sürdü.
Gazete “gelişmelerin, Güney Kıbrıs’ın bir anlaşmanın ertesi günü bölgedeki çalışmalardaki rolü ve pozisyonu açısından Kıbrıs sorununu da etkileyebileceğini” savundu. Haberde, “Lefkoşa’nın çağrısına cevap verenlerden ve bölgede çıkarı olan diğer ülkelerden hiçbiri, Kıbrıs’ın bölgeyle ilgili konularda tavrını Ankara üzerinden belirlemesini istemeyecektir.” ifadesi kullanıldı.