Hukukun temellerinden biri olup “masumiyet karinesi” ile yakından ilişkilendirilen, İngiliz hukukçu William Blackstone’un “on suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun acı çekmesine tercih edilmesi” ilkesi pek bilinmez ama bu ilkeyi, devlet-kişi (gerçek ya da tüzel kişi) ilişkilerinde (örnek olarak kamu yönetiminde) de uygulayan ülkeler vardır. Bunların başında İngiltere gelir.
İngiltere’de yaşayan birinden, “deli” ya da “ahmak İngiliz” nitelemesi duymak çok olağan bir şeydir. Bu niteleme, İngiliz devletinin çok kolayca “kandırılabilmesinden,” daha doğrusu “kandırıldığının sanılmasından” kaynaklanır. Oysa ki “kandırılma,” İngiliz devletinin “istismar edenler var diye bilinçle herkesin önüne engeller koymama” tercihidir.
Gerçekten de bir hakkı kötüye kullananlar var diye herkesi öyle saymak kadar saçma bir şey olabilir mi?
Buna, istismarcıyla birlikte herkesi “dövmek” denir.
Güncel olan ve Cumhurbaşkanı tarafından “yeniden görüşülmek” için Meclis’e iade edilen Seçim ve Halkoylaması Yasası değişikliğinin tartışmalı (bana göre saçma sapan) yanlarından biri, karma oy hakkını “istismar edenlerin” var olduğu savına dayanır. Yani açıkçası, bazı kişilerin istismar olasılığı var diye, oyunu karma olarak kullanmak isteyen seçmenin iradesi gasp edilmek isteniyor.
Bir diğer gerekçe, kullanılan karma oylardaki yüksek oranda iptal oyları konusudur. Oysa çok sayıda karma oyun iptal edilmesi, siyaset kurumunun marifetidir. Bunu, karma oy kullanmayı çapraşıklaştırarak yaptılar. Oysa çapraşıklığı kolaya dönüştürmek çok kolay ama amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olunca!
Sayın Cumhurbaşkanı’nın, benim de üzerinde durduğum, esas iade gerekçesi üzerinde de kısaca durmak isterim. Sayın Cumhurbaşkanı yerden göğe kadar haklıdır: Seçim öncesinde seçim yasası ile oynanmamalıdır. Geçmişte de yapıldığını anımsatarak bu durumu eleştirenler vardır.
Bana göre çok haksız bir eleştiri! Geçmişte kötü örnekler var diye, “doğru” olan yapmak niye eleştirilsin ki!