Güney Kıbrıs

Kathimerini: "Türkiye’nin Ege’de deniz parkı ilan etme hamlesi sadece başlangıç”

Haftalık Kathimerini, Türkiye’nin, Ege denizinde iki Milli Deniz Parkı ilan etmesi konusunu sorduğu iki Yunan akademisyenden, Türkiye’nin bu hamlesinin sadece başlangıç olduğu ve devam edeceği ve Kıbrıs bölgesine kadar uzanabileceği görüşünü aldı.

Haftalık Kathimerini, Türkiye’nin, Ege denizinde iki Milli Deniz Parkı ilan etmesi konusunu sorduğu iki Yunan akademisyenden, Türkiye’nin bu hamlesinin sadece başlangıç olduğu ve devam edeceği ve Kıbrıs bölgesine kadar uzanabileceği görüşünü aldı.
Haberi “Deniz Parkları Ege’den Sonra Kıbrıs’ta Da” başlığıyla aktaran gazete, Pandio Üniversitesi Uluslararası Hukuk ve Dış Politika Profesörü Angelos Sirigos ve Yunanistan Amerikan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü ve Uluslararası Konular Enstitüsü Müdürü Konstantinos Filis’in görüşlerini aktardı.
Habere göre, her iki akademisyen de, Türkiye’nin Kıbrıs bölgesinde de deniz parkı ilan edebileceği görüşünde uzlaştı. Sirigos, Great Sea Interconnector’ün (GSI) Türkiye için “bardağı taşıran damla” olduğu ve KKTC ile deniz altı kablo bağlantısı ilan ettiği görüşünü ortaya koydu. Filis ise, Meridiam’ın GSI’ye katılımını kutlamamasına rağmen bir daha düşünüyor ya da bazı çekinceleri olduğu görünen Rum yönetiminin GSI konusunda tutumunu netleştirmesi gerektiğine işaret etti.

-“Yunanistan zor bir sonbahara hazırlanıyor”
Alithia, Ta Nea isimli Yunan gazetesini kaynak göstererek “Türk Yunan İlişkileri Kırmızıda” başlığıyla aktardığı haberinde, Yunanistan’ın “zor bir sonbahara” hazırlanmakta olduğunu yazdı.
Gazete, Türkiye’nin Ege denizinde iki deniz parkı ilan etmesi ve Mavi Vatan doktriniyle bağlantılı yasal çerçeveyi ileri götürmesi ile Güney Kıbrıs-Yunanistan-İsrail arasında deniz altı kablo bağlantısı (GSI) kurulması projesinin özel bir ağırlık kazanmakta olmasının “termometreyi yükselttiğini” kaydetti.
Haberde, Yunanistan’ın önümüzdeki sonbahar için yüksek alarm durumunda olduğuna, diplomatik ve askeri çevrelerin ekim ayını “kritik” diye nitelediğine dikkat çekildi.
Fileleftheros, Türk ve Yunan özel mekânsal planlamalarının Güney Kıbrıs açısından Ege’de biten bir konu olmadığını, çünkü Türkiye’nin adaların sınırlı etkisi tezini yıllardır Doğu Akdeniz’de de uygulamakta olduğunu yazdı.
Türkiye’nin planlamasında benzer özel deniz mekânsal planlamasının KKTC için de öngörüldüğüne işaret edilen haberde, KKTC’nin sadece Türkiye tarafından tanınıyor olması nedeniyle böyle bir haritanın uluslararası geçerlilik elde etmeyeceği “ancak Ankara tarafından Kıbrıs’ın Kuzeyi ve Doğusunda paralel bir yetki göstermek için kullanılabileceği” belirtildi.

-“Türkiye adaların sınırlı etkisi ilkesini daha kuzeyde de uygularsa…”
Gazeteye göre, Türkiye’nin Fethiye-Kaş koruma bölgesi sözde Rum MEB’ine yakın olmamakla birlikte, bir emsal yaratabilir. Resmi Türk haritasında Yunan adalarının, özellikle de Meis’in etkisi çok sınırlı gösterildiğine işaret edilerek, aynı ilke daha kuzeyde de uygulanırsa Güney Kıbrıs’ı ve Mısır ve İsrail ile imzaladığı deniz yetki alanlarını ve GSI projesini doğrudan etkileyeceğine dikkat çekildi.
Haberde, Mekke Anlaşması’nın, Türkiye’nin daha çok insansız sistemler, savaş gemileri, füze ve gözlem imkanları geliştirmesine yardımcı olacağından, bu sistemler kendilerine karşı üretilmiyor olsa da hem Güney Kıbrıs’ı hem de İsrail’i ilgilendiren bir gelişme olduğu öne sürüldü.

-“Cevap İsrail’le üçlü iş birliği”
Cevabın, Yunanistan- Güney Kıbrıs-İsrail üçlü iş birliği aracılığıyla şekillenmekte olduğunu yazan gazete, 2026 için ortak operasyonel faaliyetlere, tatbikatlara ve ülkelerin özel kuvvetlerin eğitimlerine karar verildiğini yazdı. Buna paralel olarak 3+1 oluşumunda ABD ile de iş birliği yapılmakta olduğunu, bölgede enerji ve elektrik projeleri yürüttüklerini belirten gazete, şunları aktardı:
“Altyapılar zayıf noktalardır ve bir elektrik kablo bağlantısı, bir araştırma gemisi veya gelecekteki bir enerji tesisi silahlı çatışma olmadan da gecikebilir. Türkiye’nin bir NAVTEX’i veya savaş gemilerinin varlığı veya projeyi yürüten ülkenin yetkisini yok sayması yeterlidir.”
Bu taktik karşısında Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in illa resmi bir askeri anlaşmaya ihtiyacı olmadığı, pratik eşgüdüme, ortak gözetlemeye, altyapıları korumaya ve Türkiye’ye siyasi ve ekonomik bedelinin azami olabilmesi için ABD, Hindistan ve GSI’de olduğu gibi Fransa gibi devletlerin katılımına ihtiyaç duydukları kaydedildi.