KIBRIS TÜRK DEMOKRASİSİ’NİN FEDERASYON MASTÜRBASYONU!

52 yıldır sürdürülmekte olan federasyon görüşmeleri ve buna bağlı olarak üretilen federasyon hikayelerinin tüm aşamalarında Kıbrıs Rum siyasal liderlerine tek bir konuda gıpta ettim hatta kıskandımbir Kıbrıslı Türk olarak. Nedir bu nokta? Kıbrıs Türk kamuoyuna pek yansıtılmamakla beraber federasyon görüşmeler sürecinin devam ettiği dönemlerde zamanzaman özellikle de Hristofyas ve Anastasiades’in şu açıklamaları olmuştu: “ Benim Kıbrıs sorununu görüşmekten başka yapacak daha birçok işlerim vardır”..Bu iki Rum lider niye bu şekilde konuşma gereği duymuşlardı onuda yazayım. Özellikle de ara bölgede görüşmelerin yer aldığı sıralarda BM’nin zaman zaman gerekli hazırlıkları yapmadan, yani  üzerinde görüşülecek pek bir meteryal yaratamadan, sırf dostlar alış-verişte görsünler diye “görüşmeler devam ediyor kurgusu”na hizmet amacıyla ara bölgeye çağrılılardı. “ The play must go on” derler ya; öyle birşey.

Böyle bir toplantı çağrısı sonrasında Rum lider Hristofyas dayanamamış ve “Emis exumen alla ulya thagamen” (yapacak başka işlerimiz de var) demekten kendini alamamıştır. BM yetkilileri Hristofyas’a ; “Sayın Eroğlu toplantıya geldi seni bekliyor” dedikten sonra Hristofyas bu toplantıya “ayıp olmasın diye” gittiğini beklemekte olan medya mensuplarına söylemişti.

Benzer durumlar 2013 yılında Rum tarafındaki ekonomik ve finansal kriz nedeniyle de yaşanmış Anastasiades görüşmeleri rölantiye almış  3-4 ay da tam ara vermişti.

Peki ama her türlü ekonomik, siyasal ve hatta sportif ambargolar altında yaşamak zorunda bırakılan Kıbrıs Türk tarafının, çözülmesi ivedi hale gelmiş ve  de çok yoğun çalışma, çaba ve enerji isteyen sorunları yok muydu o zamanlar? Şimdi yok mudur?

Acil çözülmesi gerekli sorunlarımız her zaman vardı ve şimdi de vardır. Bir defa Anayasa ve yasalarımızdan başlayarak çok ciddi siyasal ve yasal reformların yapılması artık ertelenemez durumdadır. Kamuda yeniden yapılanma, yıllardır promlematik olarak şişen ve nitelikli hizmet üretmekten daha da uzaklaşan yapıya ne zaman neşter vurulacaktır. Ekonomimizde değişim ve dönüşüm hep söylenen bir masal olarak mı kalacaktır?

Kısaca, Kıbrıs Türkleri olarak, en az 2-3 yıl Kıbrıs meselesiydi, federasyondu, çözümdü konularını tamamen bir tarafa atmasak bile, yan kulvara çekerek, tüm enerjimizi ekonomik, siyasal ve tüm demokratik yapılarımızı güçlendirmek için harcamamız ve kendimize gelmemiz şarttır. Nedir bu kendimize gelmek?

Bu nedenle geleneksel olarak çok yaşadığımız Kıbrıs sorununun çözüm masalları ile bire-bir özdeşleşmiş klasik bir lider seçimini ellerinizle yan tarafa itin. Daha fazla çalışmalı, daha fazla üretmeli, yurt dışına daha fazla satmalıyız. Yurt dışında olan nitelikli işgücümüze kuzey Kıbrıs’ta çalışacakları alanlar yaratmalıyız.Tüm bu işlerin sadece planlamalarını yapmak bile en az birkaç yılımızı alır. Girişilecek bu mücadelede de tüm boyutları ile stratejik tek müttefikimiz tabii ki Türkiyedir. Sadece Türkiye ile değil, özellikle Kıbrıs Türklerine, “iki toplumlu, iki bölgeli, siyasal eşitliğe dayanan bir federal Kıbrıs’ın AB üyeliği”için 2004 referandumlarında “evet” dedirttikten sonra RUM TOPLUMLU bir Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ni üye yapan ve yıllardır bu üyelik üzerinden KIBRIS TÜRK TEMEL TEZLERİNİN ALTINI KAZMAKTA OLAN AVRUPA BİRLİĞİ İLE DE ÇOK AMA ÇOK KONUŞMAMIZ GEREKİR. Bu  yolda da ancak Türkiye ile beraber yürüyebiliriz.

Gelelim demokrasimizin federasyon mastürbasyonuna. Geçen gün rastgele öğrendim mastür, sözcük anlamı ile el demekmiş, basyon da karıştırmak. Mastürbasyon elle karıştırmak anlamına gelirmiş.

Tam 52 yıldır demokrasimizi federasyon hayalleriyle ellerimizle bayağı karıştırıp durduk. Bu karıştırma sadece “ben daha iyi karıştırırım” diyen siyasi liderler üretip durdu. Ancak arzulanan federasyonu üretemedi. Son beş yılı da böyle harcadık. Samimi inancımdır ki, Rum liderlerin zaman zaman söyledikleri gibi “bizim de başka ve daha mühim işlerimiz vardır”. Beşli haydut çetesinin yuvalandığı BMGK’nın bile ellerini soktuğu Maraş gibi. Mastürbasyon değil iş istiyoruz ve mastürbasyon yapan bir lider değil, iş yapan bir lider seçmek demokrasimizin gerçek zaferi olacaktır. Umalım ki demokrasimiz bir ergenlik çağı alışkanlığı olan mastürbasyonu geride bıraksın.