KURALSIZ HESAPSIZ BİR ÜLKE

Anayasa değiştirilmiş, hemde 50 üyenin 48’inin oyunu alarak!
Bir gazete manşeti “Anayasa tamam “diyor.
Nesi tamam, kime göre tamam!
Halka ne getirecek bu anayasa söyleyen yok.
Sanıyorsunuz aldığınız yanıt özürü kabahatinden büyük derler ya öyle.
Mecliste yıllardan sonra bir konsesus sağlanmış!
Üyelerin tümüne yakını el kaldırmış!
Gördünüz mü bizim işimizi.
.çerikten çok şekilcilikle uğraşıyoruz.
Sonra bu anayasa değişikliği teorik bir hukukçu üyenin önayak olduğu bir çalışma sonucu ortaya kondu.
Elbetteki iyi niyetten şüphemiz yok.
Ama anayasa dediğin bir ülke halkının kültür ve yaşam birikimlerinden neşet etmesi gereken bir kurallar bütünü olmalı.
Oysa bizim yakın geçmişimizde beslenen bir kültür yok.
Yaşam biçimimiz şaibelerle dolu.
Kararsızlık diz boyu.
Ganimetlik mi yapmadık? Yaptık vede cezasız kaldı.
Eşdeğer yağması en büyük ayıbımız.
Adam kayırmacılığı siyasetimizin ana ekseni halini almadı mı?
Cezasızlık suç birikimini arttırmadı mı?
Kapanın yanına kalması vukuatı adiyeden olmadı mı?
Velhasıl kuralsızlık tüm organizmayı sarıp sarmaladı.
Kapanın, malı götürenin yanına kaldığına göre aynı alışkanlık hiç olmayan vergi sorumluluğumuzu daha da bozmadı mı?
Peki, deniyor bu değişiklik saydığımız bu konularda hiç mi iyileştirme tedbirleri getirmiyor.
Bekleyip göreceğiz ama bozulan ve kaybolan değerlerin yeniden yeşermesi zor.
Maliye Bakanı dert yanıyor.
“Bütçe açığı büyüyor” diyor.
Şaşılacak bir şey değilki bu; küçülüyor deseydi şaşardık.
Bu da neden oluyor bilirmisiniz?
Kuralsızlıktan vede sukut eden değer yargılarından.
Eğer sen vergi mekanizmasına bile particiliği sokarsan böyle olur işte.
Bu bizdendir diyerek partilini vergi dışı bırakırsan gelirlerin bir miktarın üzerine çıkmaz.
Hele hele de ülkenin başında iki büyük parti iktidar muhalefet diye sık sık yer değiştirirse herikisinin de yandaşları vergi ödemekten muaf olur.
Böyle olunca da her yıl açıklanan listelerde yansıdığı kalan ile ülkenin vergi yükü hep aynı insanların omuzlarında kalır.
Vergi ödeyenlerin sayılarını arttıramadığına göre gelirlerinde artmaz.
Okkanın altında bir kaç yüz insan hazır o kadar.
Dahası senin hükümet mekanizman da pek çalışmaz.
Yılardır kendi kendine “e-devlet” yakıştırması yapmışsın.
Ne var ki olamamışsın.
Ülkenin interneti sek sek çalışıyor.
Çare bulunamıyor.
Geçtiğimiz hafta kaç gün süre ile ülkenin interneti çalışmadı.
Ücretini peşin ödeyen 25 bin vatandaşın ortamla ilgisi kesiliverdi.
Özel sektör çöküverdi.
Vergi dairesi işlerini yapamadı.
Sosyal sigortalar, ihtiyat sandığı da öyle.
Çalışma Bakanlığı da.
Senin yönetimin de, senin bürokrasinde nelerin öncelikli olduğuna karar verecek beyanlar yok.
Biliyorsunuz öncelik saptaması da mantığın bir boyutudur.
Ülkenin bürokrasisini de yönetimini de bozduk.
Gelişi güzel atamalarla kayırmalı tayinlerle.
Kuraldan yoksun insanlara teslim ettik ülkenin yönetimini.

Bir de sık sık tekrarlıyoruz.
AB’ye uyum diyoruz.
Hangi bürokrasi hangi yönetim ile.
Değer yargıları tamam insanlar olsaydı kilit yerlerde bu uyum kendiliğinden olurdu.
Bu halimizle olacak gibi değil.