Kurumsal Olarak Hak Eşitliği

Hak eşitliği diye bir kavram vardır ki bu kavram insanlığın elifbası olmalı.
Teker teker her bir insanın diğer bir insan ile eşit haklara sahip olması gereği devletlerin anayasalarında yer alıyorsa da gerçek hayatta bu hak eşitliği asla geçerli değildir.
Hiçbir ABD vatandaşı Amerikan senatörleri ile Trumph ile eşit haklara sahip değildir ve hiçbir Türk vatandaşı da Tayyip bey ile veya Özgür bey ile hak eşitliğine sahip değildir bu hak eşitszliği çoğu zaman o kadar acıtıcı ve absürd olur ki hiçbir Kürt Abdullah Öcalan’ın sahip olduğu haklara sahip değildir hatta DEM parti eş genel başkanı olsa bile.
Hayır hayır yazılanı anlamaya çalışın, evet Öcalan serbestlik olanaklarına sahip değildir ve fakat hiçbir Kürdün sahip olamayacağı kadar eşit haklara sahiptir.
İyi de nedir bu haklar diye soru aklınıza geliyorsa, bir bakın Öcalan’ın sahip olduğu ifade hak eşitliği Devlet Bahçeli’den az değildir.
Gelelim bizim Kıbrıs / KKTC / KC bağlamında ve Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Elen halkının eşitlik sorunsalına.
Gündemde siyasi eşitlik var ve bu konuda ‘‘ siyasal eşitliğimiz kabul edilmeden müzakere masasına oturmam ’’ açıklamasını çok haklı olarak ve çok yerinde olarak net bir eylem / söylem olarak açıklayan Tufan Erhürman, bu açıklaması nedeni ile kimi çevrelerce deyim yerinde ise kınanmakta ve yanlış yolda olduğu / uzlaşmaz olduğu şeklinde suçlamalara muhatap edilmek istendiği gerçeği ile ne yazık karşı karşıyayız.
Kıbrıs adasında sorun diye ortaya çıkan ve yıllardır da çözülemeyen meselenin siyasal eşitlik ve bunu teoride kabul eder gibi görünse de pratikte asla kabul etmeyen Rumların tutumu olduğu hakikatini nasıl ve niye gözden kaçırıyoruz / kaçırıyorsunuz diye sorasım var ( BKZ 1977 – 79 doruk anlaşmaları ve daha önemlisi de Kıbrıs Cumhuriyeti kurucu anayasasında var olan siyasal eşitliği ) ve hak eşitliğini içine sindiremeyen sözde bağımsızlıkçı özde enosis siyasetinin ruhani ve siyasi lideri olan Makarios’un kurucu anayasayı değiştiremeyeceğini anlayınca yazılmasına bizzat önderlik ettiği AKRİTAS Planı mucibince ( gereğince ) Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmayı dahi göze almıştır.- 1963 Aralık ayının son günlerinde Kıbrıs Cumhuriyetini lağvettiğini bizzat Makarios açıklamıştı.
Evet KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman yıl / yıllar önce siyasal eşitliğin kabul edilmesi ve bu kabulün müzakere süreci başlamadan BM tarafından teyidi koşulunu öne sürmekte son derece haklı bir tavır sergilemektedir.
Tufan Erhürman zor bir göreve talip olmuş ve bu görevi de hakkıyla yerine getirmektedir.
Şimdi Bütün herkesi HAK EŞİTLİĞİ kavramını düşünmeye tartışmaya davet etmek benim bir Kıbrıs Türkü olarak boyun borcumdur.
1977 / 1979 doruk anlaşmalarını, KC kurucu anayasasını okuyup anlamak bizim için kaçınılmazdır ancak bu da yetmez Kıbrıs sorunu diye uzatılan ve aslında sadece Kıbrıs Türkleri için sorun olan meseleyi anlayabilmenin ön koşulu Akritas planının hazırlayıcılarının / yazıcılarının hepsinin de KC cumhurbaşkanlığına seçilmiş oldukları gerçeğini de ( Makarios, Kleridis, Papadopulos ) gözden kaçırmamak ve eğer öldürülmeseydi Yorgacis’in de Cumhurbaşkanı olacağını tahmin etmek gerekir niye mi 1963 saldırılarında Kıbrıs Cumhuriyeti iç işleri bakanı idi.
Evet BM Kıbrıs Türk halkının kurumsal olarak Kıbrıs Rum halkına eşit olduğunu ve bu iki halkın ancak ve yalnız hak eşitliği çerçevesinde bir ortaklık kurabileceğini kabul ve ilan ederek bu kurumsal eşitliğin bir yandan KC kurucu anayasası ve bir yandan da BM şartı gereği olduğunun kabulünün müzakere sürecinin başlaması için önemli olduğunu taraflara duyurmalıdır.
Hayır uzlaşmaz gibi görünecek inatçı bir anlayışla KC ile KKTC’nin hak eşitliğinden değil ve fakat ve mutlaka Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Elen halkının kurumsal hak eşitliğinden söz ediyorum ki bu kurumsal hak eşitliği Kıbrıs Cumhuriyeti kurucu anayasasında siyasal eşitliği, egemenliği de içeren bir şekilde amir hükümler halinde vardı.
Tufan Erhürman doğru yoldadır