Louzidu’nun Pilavunaları

El alemin memleketi var.
Bizimse memleket diye bildiğimiz buralar sırtımıza yüklenmiş kambur.
Kim mi yükledi sırtımıza bu kamburu, komşu bildiklerimiz, hani güzel güzel yaşardık ya ayni köylerde şehirlerde, magarına bulli yerdik, gancelli derdik, ohtoyu aşardık bereber diye güzellediğimiz komşularımız var ya işte onlar çaldılar memlektimizi ve sırtımıza yük diye yükleyip ‘Kıbrıs sorunu’ kamburunu keyf çatıyorlar ensemizden.
Louzidu diye bir madam var, Girne zenginlerindendi, 15 temmuz 1974 yılında yapılan darbeye karşı gık çıkarmamış, çok sevdiği ‘gardeşimmu’ dediği türk komşularına dönüp de, ‘merak etmeyin, bu ada bizim olduğu kadar sizindir de, bu faşist darbeciler bizi yok etmeden size dokunamazlar’ demeyen,  bunu aklından bile geçirmeyen madam Louzidu var ya, almış yedeğine hükümet ve uluslararası tanınmışlık denen cehennem silahını da cukkalamış bir milyon Euro tazminatı oğuşturuyor elciklerini okşayıp angoniciklerinin başını, yedi sülalemize yeter tazminat aldım bu bello turkolardan ve yine mal benim, inanmazsanız, Trump’a sorun, Merkel’e, Tsipras’a sorun diye çiftetelli türçika oynuyor.
Komşularımız, hani birlikte pilavuna yerdik, işte onlar geçmişler karşımıza…
Pilavunalar bütün pilavunalar bizim, hellumiler de bizim, koyunlar keçiler portakallar patatesler, Pergama ve Değirmenlik Omorfo, Girne Akdeniz, hepsi, ama eksiksiz hepsi bizim diye zevk yapıyorlar.
Yediden yetmişe topyekün olarak komşularımız başladığında Yunanistan’a bağlanma isteğine, bizim yaptığımız şey bu gün yaptığımızın tam da aynı olmuştu.
Adanın tümü sizin değil, bizimdir de sizin olduğu kadar, demiştik, etmeyin eylemeyin, bu akıllar hırs yüklü akıllar, bizim bunu kabul etmemizi hayal bile etmeyin demiştik, bu akıllar sevaşa felakete yol açar demiştik de dinlemediler.
Dinlemediler, silaha sarıldılar ve sarıldıkları silah ENOSİS silahı idi, sömürgeci ingilizi kovalım adamızdan da türk elen ortak bir devlet kuralım demediler hiçbir zaman.
Bu gün de demiyorlar.
Bu gün dedikleri nüans farkı ile şu. Kıbrıs bir elen adası olarak bizimdir, siz türkler eğer isterseniz bir azınlık olarak Batı Trakya türklerinin Yunan devletine tabi oldukları gibi aramızda ömür tüketebilirsiniz bizim izin verdiğimiz haklar ile.
Cevabımız dünkünden farklı değil bu gün de.
Elenlere düşman değiliz, onlardan nefret etmiyoruz, onlara boyun eğmedik eğmeyceğiz de ve onları asla boyunduruk altına almaya da niyetimiz yok.
Biz türküz ve türkü çığırırız, elenler kendi şarkılarını, biz kendi şarkımızı söyler yaşar gideriz.
Belki bir gün biz Nazım Hikmeti, Süleyman Uluçamgil’i severken, elen komşularımız da Konstantin Kavafis’i, Elia, Peonidu’yu sevmeye devam edeken, şiir üst başlığında hele de barış şiirleri üst başlığında buluşuruz. Boyun eğmeden barışa inanmaya devam. Yedi düvelin yok sayması yok edemedi bizi. Varsın herkesin memleketi varken bizim sorunumuz olsun.
Komşularımız da bu durumdan zevk alsın.
Ne gam.,türk demek barış demektir. Türk demek kin duymamak, düşman olmamak demektir