MANA

İnsan ile şeyler arasında var olan ilişkilerden biri de,  insanın şeyi anlamlandırması veya anlamlandırmaya çalışması.

Bir de mana var ki o çok daha derin bir mesele.

Gerçi uzun bir zaman oldu mana kavramını kullanmıyoruz, yerine anlamı ikame etmeye uğraşıp durduk ve bu çaba bize,  lisanımıza,  düşünce ve anlatım zenginliğimize bir hayli zarar verdi.

Öfkenin meselâ manası varken ne anlamı var ki öfkenin diyebiliyoruz.

Anlamsız olabilir öfke  algı kapasitesine bağlı olarak bireyin ve fakat öfke,  hem bir başına kendi olarak bir manadır ve hem de bireyde anlamsız dursa da kişide manalı durabilir.

Kişi ile bireyin farkını yeniden, yineden anlatmaya gerek yok. Hemen herkesin ben bireyim diye abukladığı post modern söylem içinde herkes bireydir evet ve fakat kişi olmak bir mananın da tezahürüdür.

Anlamlıdır X ya da Y partinin, örgütün sendikanın 1657 bireyinden bir birey olmak ve işte o anlam bireyin, bireylerin X- Y örgütünün sendikasının partisinin bütün kararlarına onay vereceği ve oy vereceği ile sınırlıdır, o sınır ile anlam kazanır.

Kişilik bir anlam değil de mana olduğundan dolayı, kişi,  Y veya X  örgütüne, sendikasına partisine sempati duysa da hatta üye olsa bile asla ve katiyen Çankaya noteri gibi ya da sustalı maymun gibi, otomatik onay makinası gibi davranamaz. İnsan olmanın manasından hareketle diğer bütün örgüt bireylerine anlamlı gelen söylemin, insanlıkla ilgili bir manası olmadığını ve fakat öbür partiyi zedeleme ve bu partiye oy getirme ihtimalinden dolaylı anlamlı bulduğu söylemin genel geçer bir lafazanlıktan öteye bir işe yaramayacağından hareketle insan olmanın onuru, ki onur da bir anlam değil manadır, eleştirel aklın gereği ile yerden yere vurur ki  her bir kurum kuruluş var olma manasını yeniden hatırlasın.

Anlamlıdır  örgütte bireylerden biri olmak ve en önemli hatta tek anlamı da diğer örgüte karşı olmaktan ibarettir. Örgüt  sendika ve partilerin bir birlerine çatmaları, laf sokmaları, hakaretler yağdırmalarıdır siyasetin ve örgütlülüğün anlamı ne yazık ki.

Mananın değerini ve derinliğini bilenler ilk önce kendi taraftarı ya da üyesi oldukları örgütleri eleştirel akıl ile değerlendirerek,  doğrularını,  yanlışlarını, yapması gerekenleri ortaya sermekle mükellef sayar kendini.

Bireylerin öz eleştiri yapmak gibi bir boyun borçları yoktur. Bireyler hep haklı,  hep alacaklıdır.

Topluluk halk millet olmak bir mana derinliğidir.