MÜCAHİDE GÜNER NEJAT İÇİN BİRKAÇ SÖZ

            Özgürlük ve var oluş mücadelemizin kahraman kadınlarından mücahide ve izci Güner Nejat da hayattan göçtü.  Gerçekten çok üzüldük onun ölümüne.

            Kaç zamandan beri pek görüşmüyorduk.  Sadece sağlığının bozuk olduğunu biliyorduk.  Özellikle şu pandemi döneminde, insanların evlere kapandığı bu günlerde...

            Güner Nejat Hanıefendi’nin kaybı, gerek toplum, gerek ulusal, gerekse sosyolojik anlamda çok büyüktür.

            Kıbrıs Türkü’nün mazbut bir hayattan çıktığı dönemlerde, Güner Hanım, her zaman çağdaş Türk kadınını temsil etmiştir.  Almış olduğu aile terbiyesi ve görgüsü ile, eğitimi ile, sosyal ilişkileri ile her zaman halkın gözünün önünde olmuş ve var oluşumuzda önemli rol oynamıştır.

            Yeni nesillere anlatmak lazım...

            Güner Nejat Hanım için “mücahide” kelimesini kullanırız da, belki de yeni nesillerin kafasında şu soru belirir:

            KKTC gerçeğinde veya Kıbrıs Türkü’nün mücadele tarihinde kadın mücahide var mıydı?

            Evet!  Kıbrıs Türkü’nün mücadele tarihinde tam birer kahraman ve özverili cephe kadınları vardı.  Bunların başında eski Sosyal Yardım Dairesi Müdürü Hatice Tahsin Hanım’la Güner Nejat Hanım gelir.  Belgesellere bakarsanız, bu iki değerli mücahidenin silah eğitimindeki resimlerini görürsünüz.

            Merhum araştırmacı ve yazar Arslan Mengüç’ün “Kadınlarımız” adlı kitabını incelerseniz, pek çok kahraman Türk kadınına rastlarsınız.  Güner Nejat ve Hatice Tahsin Hanımlar da o kitapta yer almışlardır.

            Güner Hanım, benim ve eşimin kadim dostumuzdu.  O mücadele yıllarında zaman zaman bize uğrayıp kahve içerken hep toplum dertlerini tartışırdık.  Özellike 21 Aralık 1963 olaylarının başlaması ile köy köy, sokak sokak, kapı kapı dolaşarak, kurmuş olduğu ekiple giyecek ve yiyecek toplaması, onun unutulmaz vatan sevgisinin göstergesiydi.

            Merhum Lider Dr. Küçük’ün eşi merhume Süheyla Küçük’le olan dostlukları, her zaman halkın takdirine ve alkışına mazhar olmuştur, yapmış oldukları hayırlı işler adına.

            “Mücahide” deyince, bir de İsmail Tansu’nun kitabındaki mücahideler gelir aklıma.  O kitapta 3-4 üniversiteli Kıbrıslı kızımızın ZİR Kampında silah eğitimi aldığı ve tarihe geçtikleri anlatılır.

            O kızlarımız, Firdevs Kâşif, Sonay Özalp, Meral Kâşif Nadir v.s.’di.

            Ne kadar çok isimsiz kahraman kadınlarımız vardır bu davada sessiz ama yürekleri vatan sevgisi ile dolu fedakar analar.  Mesela 1956 yılı 23 Nisan’ında EOKA’cı Yorgo’yu bizzat kendi elleri ile yakalayıp adalete teslim eden ve İngiliz ipiyle asılmasını sağlayan kahraman kadın Emine Aşık (Nam-ı diğer Emine Aziz) vardır.  Eski insanlar hatırlayacaklardır o olayı.  Lefkoşa’nın Bodamyalı Sokağı’nda dört EOKA’cıyı takip eden polis Nihat’ın bu EOKA’cılardan Yorgo tarafından vurulup öldürülmesi ve Emine’nin o katili aynı anda yakalaması çok önemliydi.

            Bana göre Emine Aşık da isimsiz bir kahramandı.  İngiltere Kraliçesi tarafından onur madalyası ile taltif edilen kadın kahraman ilan edilmez mi? Veya mücahide olarak algılanmaz  mıydı?  Emine Aşık, yıllarca EOKA’nın takibinde yaşamış ve adeta hayatının kurtulması için İngilizler tarafından İstanbul’a “sürgün gibi” gönderilmesi sağlanmış unutulamaz kahraman kadınlarımızdandır.

            Güner Hanım’ın müdahideliği bir yana, onun bir de izcilik tutkusu vardı.  Kıbrıs Türkü’nün ilk Türk kız izci örgütünü o kurmuştu.  Hatta yapmış olduğu fedakarane etkinliklerle Çağlayan arkasında bir arsa alarak, oraya Kız İzci Örgütü’nün temellerini attı, güzel bir bina yaptı ve etkinliklerini orada sürdürdü.

            Güner Nejat Hanım’ın kendi cenerasyonundan olan kızlar, tümden evlenmişler, çoluk çocuğa karışmışlar, toplumun içinde kendilerini öyle var etmişlerdir.  Lakin Güner Nejat Hanım yuva kurmadan hep kendini toplum dertlerine ve izciliğe adadı.

            Göçmenler için zaman zaman düzenlediği kermesler ve yardım etkinlikleri, büyük acılar çekmiş insanlarımızın yarasına bir nebze merhem oldu.  Ama o hiç durmadı.  Birini bitirdi, ötekine başladı.  Köy köy dolaştı ve kadınları örgütledi.

            Onun 1981 yılındaki Genel Seçimlerde UBP’den aday adayı olarak milletvekili olma hevesi vardı.  Ama şu vefasız halk, çalışana değil, yalakalık edene oy verdi ve meclise Güner Nejat gibi değerli insanları göndermedi.  Gerçi partiden aday listesine de girememişti ama o, bir idealdi onun için.

            Mücahide Güner Nejat Hanımefendi, hep anılarımızda ve geçmiş yaşantılarımızda kalacak.  Güler yüzü, hoş sohbeti ve sıcak dostluğu ile.

            Allah’tan ona gani gani rahmet, yaslı ailesine ve tüm halkımıza başsağlığı dilerim.  Yattığın yerde rahat uyu güzel insan...