Mücahit Ve Mücahidelerin Anlatımı

Masamda kerpiç gibi bir kitap: “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi Cilt I. Büyük boy 528 sayfa. Türk Tarih Kurumu Yayını. Editörler Mehmet Balyemez ile Meltem Tekerek.
Eser, Türk Tarih Kurumu, Başkent Üniversitesi ve Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı (KKTC) ortaklığında 2023-2025 yılları arasında gerçekleştirilen "Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi" Projesi kapsamında yapılan sözlü tarih çalışmalarının ilk cildi olarak yayımlandı.
Arka kapaktaki tanıtım yazısı şöyle:
“Kıbrıs'taki Türk varlığı 5 asra yakın bir süredir devam etmektedir. Kıbrıs Türkleri bu sürenin çok büyük bir kısmında hem Ada'nın yönetimini üstlenmişler hem de yerel toplumlar ile ilişkilerini demokrasi anlayışı çerçevesinde ve uyumlu bir şekilde sürdürmüşlerdir. Ancak özellikle Ada'nın yönetiminin İngiltere'ye geçtiği 1878 yılından sonra bu durum değişmiş ve Kıbrıs Türkleri bir yandan toplum haklarını korumak diğer yandan da Rumların Enosis amaçlarını engellemek amacıyla mücadele vermeye başlamışlardır. Kıbrıs Türklerinin "Var Olma Mücadelesi", özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında, önceki yıllardan farklı olmuştur. Kıbrıs Türkleri bu dönemde hem güvenlik kaygılarını en üst düzeyde hissetmiş hem de Kıbrıs'ın geleceğine dair alınacak kararlarda etkili olmuştur. Türk Tarih Kurumu, Başkent Üniversitesi ve Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı (KKTC) ortaklığında 2023-2025 yılları arasında gerçekleştirilen ‘Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi’ başlıklı proje kapsamında, İkinci Dünya Savaşı'ndan Kıbrıs Barış Harekâtı'na kadar olan dönemde Kıbrıs'ta yaşanan önemli olayları bizzat yaşamış/şahit olmuş kişiler ile yapılan görüşmeler kitabın ana konusu olmuştur. Bu kitapta 1940-1974 yılları arasında Kıbrıs'ta; eğitim, kültür, toplumsal şiddet, örgütlenme, direniş, göç de dahil olmak üzere birbiriyle bağlantılı yaşanmış olaylara dair gün yüzüne ilk kez çıkan bilgiler yer almaktadır.”
Kitap hakkında fikir sahibi olabilmek adına içeriğini paylaşıyorum: “Sunuş”u ben kaleme aldım. Önsöz, Mehmet Balyemez ile -Meltem Tekerek’e ait! Oldukça uzun (18 sayfa) Giriş’te uzunca bir kaynak listesi de olan 1878 sonrasının parametrik bir özeti var.
Kitabın bundan sonrası yapılan sözlü tarih çalışmalarının ilk kısmı yer alıyor. Bu bağlamda Hakkı Atun’la 23, Metin Aybars’la (Rahmetle anıyorum.) 45, benimle 92, Gökser Dinçer’le 24, Adnan Işıman’la 15, İlter Kırmızı ile 56, Fikret Kürşat’la 18, Kemal Öztürk’le 61, Peker Turgut’la 34, Ahmet Utku ile 18, Fuat Veziroğlu ile 54, Ahmet Ali Yalçın ile 32, Derviş İsmail Yücetürk’le 31 sayfalık kayıt yapılmış. Kaydı yapılan kişiler arasında, teknik elemandan savaşçıya, gazeteciden istihbaratçıya, (bir tuzak bombanın patlamasıyla havaya uçarak şehit olan beş kişinin yanında gözlerini kaybeden) çocuktan ev hanımına, polisten bürokrata, her kesimden mücahit ve mücahideler var.
***
Başından sonuna projenin bir parçası olarak kaleme aldığım Sunuş’u da paylaşmam gerekir diye düşünüyorum:
“Kıbrıs Türkleri’nin Millî Mücadelesi ya da Varoluş Savaşımı, özellikle de Mücadele’nin/Savaşım’ın ana aktörü Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) yıllardır tartışılır. Kanıtlanmış, belgelenmiş kuruluş tarihine (Kasım 1957) karşın, resmî olarak 1 Ağustos 1958 olarak kutlanan TMT’nin kuruluşu ile ilgili tartışma, çok daha büyük boyutlu ve genellikle bazı “olumsuzluklar” ya da ideolojk/politik saplantılar temelindedir. Oysaki bir konuda siyasal/ideolojik saplantılar varsa, yazılacak tarih için peşin hüküm de olur. Yani ‘çalınacak minarenin kılıfı’ önceden hazırlanır ve tarih, o hükme ve kılıfa göre yazılır. Atatürk’ün tarih için söyledikleri gerçekleşir böylece: Tarih yazan, yapana sadık kalmaz ve yaşananlar bizi şaşırtacak bir nitelik kazanır. TMT için de bazılarınca yapılan budur.
TMT’nin özelliği bunu kolaylaştırır: TMT yeraltında çalışan gizli bir örgüt olarak kurulmuştu ve mensupları, gizliliği korumak/uygulamak’la yükümlü ve “yeminli” idi. Gerçi 21 Aralık 1963’te Rum saldırıları başlayınca TMT açığa çıktı ve açıktan mücadele etti ama üyelerin “yemini” kalkmadı. Kalkmayınca mücadelenin/direnişin ana unsurları konuşmadı ve yazmadı. Onlar konuşup yazmayınca başkaları konuştu ve yazdı. Oysa TMT ortadan kalktığına ya da KKTC’nin Güvenlik Kuvvetleri’ne dönüştüğüne göre, yaşananlara tanıklık etmek ve tarihi yazacaklara yardımcı olmak, ‘içilen andı’ çiğnemek değil görevdir, görev olmalıdır. Ne yazık ki anılarını yazanların sayısı az. Örnek olarak çok sayıda eli kalem tutanların yer aldığı Erenköy bağlamında epeyce sayıda kitap yayımlandığı halde, bazı bölgelerimiz için tek satır bile yazılmadı.
Bazı Sözlü tarih çalışması yaptığı biliniyor. Hiçbir çalışma küçümsenmemeli ama bu çalışmaların yeterli ve kapsamlı olmadığını söyleyebilirim.
2023-2024 yıllarında, değişik bir sözlü tarih çalışması gerçekleşti. Bir parçası olduğum çalışma, Türk Tarih Kurumu, Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırma Merkezi (BÜ-KITAMER) ve KKTC Sivil Savunma Başkanlığı işbirliğinde yürütülen “Mücahit ve Mücahidelerin Anlatımıyla Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi Projesi” idi. Bunun, günümüze kadar yapılan benzer çalışmaların en kapsamlısı olduğunu düşünüyorum.
Fark şu: Anlatıcı kişi ile birlikte BÜ-KITAMER Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez ile ben de kayıtta yer alarak, anlatıcı kişi özgürce anlatımını yaparken ona yardımcı olacak sorular sorduk, kayıt görüntülü olarak yapıldı.
TMT’nin içinde görev yapmış, ayrıca TMT’yi çalışmış bir kişiyim. TMT’yi iyi bildiğimi düşünüyorum. Böyle olduğu halde, bu sözlü tarih çalışmasına anlatıcı olarak katılan tarihin canlı tanıklarından, hiç bilmediğim bilgiler ve olaylar dinledim. Tek başına bu bile ne denli önemli ve gerekli bir iş yapıldığının kanıtıdır.
Bu arada, Kıbrıs Türkleri’ne yapılan toplu kıyımlardan birinin tanığının konuşmak istemediğini de belirteyim. Yaşadığı insanlık için yüzkarası olay, onda öyle izler bırakmış ki, ‘anlatırsam günlerce aklım başıma gelmeyecek, şimdi bile elim ayağım titremeye başladı’ diye yanıt verdi. İçtiği and dolayısıyla konuşmayı kabul etmeyen ya da konuşurken rahat olmayan anlatıcılar da oldu.
Tüm kayıtlar, projenin üç paydaşı KKTC Sivil Savunma Başkanlığı, BÜ-KITAMER ve Türk Tarih Kurumu’nda arşivlendi ve görüntülü ses kayıtları akademik kurallara göre yazıya geçirildi. Şimdi, yazıya aktarılan mücahit ve mücahidelerin anlattıklarının bir bölümünü içeren elinizdeki ilk kitap, yayın ve bilim dünyasının hizmetine sunulmuş oldu. Bunu diğer anlatımların yer alacağı kitaplar izleyecek. Ayrıca belgeseller yapılması da olanağı da var.
Kendi hesabıma, projenin paydaş kurumları ile yöneticilerine, kaydı yapan ekibe, anlatıcı olarak katkı yapanlara, görüntülü kayıtları yazıya aktaran ekibe, kısacası katkı koyan herkese, gönülden ve içtenlikle teşekkür ederim.
Eminim ki bu ve bunun gibi sözlü tarih çalışmaları, tarihimizin daha doğru yazılmasında etkin olacaktır.”
***
Proje kapsamında sözlü tarih kaydı yapılanların sayısı 76. Bu 76 mücahit/mücahide’nin yalnız 13’üne yer verilebilmiş kitapta. Geride 63 kişinin anlatımı var. Bu anlatılar da yayımlanınca ortaya 5 ciltlik bir külliyat çıkacak. Ve tabii arşivlerde 76 mücahit/mücahide’nin görüntülü kayıtları! Projeye katkı koyan 76 kişinin sonsuzluğa göçtüğü (Rahmetle anıyorum.) gerçeği yaratılan birikimin hazine değerini kanıtlar. Başka bir deyişle bir bütün olarak yapılan çalışmanın değerine paha biçilemez.
Alın size araştırmacılar ve tarihçiler için eşsiz malzeme!
Sözlü ve görüntülü kayıtları, yazıya ve kitaba dönüştürmek için, çok yorucu çalışmalar yapan Gardaşım Mehmet Balyemez ile Sayın Meltem Tekerek ve her aşamadaki ekip arkadaşlarına; Proje’nin çeşitli aşamalarında katkısı olan kurum ve kişilere ve eseri kitap dünyasına kazandıran Türk Tarih Kurumu’na, bu sayfadan da teşekkür ederim.