Bu bizim Kemal Kılıçdaroğlu denen arkadaş belli ki iyice çuvallamış.
Sabah-akşam saçmalamakta.
Fasılasız bir şekilde işkembeden atmakta.
Toplu üretim yapan bir fabrika misali palavra üretmekte.
Öyle palavralar ki dünyaca meşhur en büyük Acem palavrası bile Kemal Bey’in üretim yeteneği karşısında hayli zayıf kalmakta.
***
Geçende bir televizyon programında Kemal Bey’e sordular:
-Türkiye’de yargı bağımsızlığı var mıdır?
Kemal Bey şu cevabı verdi:
-Türkiye’de yargı organı bağımsız değildir.
***
Peki, ne demektir yargının bağımsız olmaması?
Şu demektir:
-Türkiye’de kuvvetler ayrılığı yoktur, kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde demokrasi de yoktur adalet de yoktur, demokrasinin ve kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde ise yargı siyasal iktidarın emrindedir, siyasal iktidarın talimatları çerçevesinde hükmetmektedir, başka bir anlatımla Türk mahkemelerinden adalet çıkması mümkün değildir ve de yargı organı fasılasız adaletsizlik üretmektedir.
Yargının bağımsız olmamasının bunun dışında bir anlamı yoktur.
***
Netice şu…
Kemal Bey hem yargının bağımsız olmadığını söylüyor, yani yargının adalet değil adaletsizlik ürettiğini vurguluyor, hem de bağımsız değildir dediği bir yargı kararına istinaden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna yapış babam yapışıyor.
Kemal Bey yakın geçmişte Türkiye’de adalet yoktur iddiasıyla bir de sözde adalet yürüyüşü yapmış bir adam.
Yani belli ki ilkesiz bir adam…
Siyasal etikten uzak bir adam.
Siyasal dürüstlükten daha da uzak bir adam.
Ve CHP’ye Genel Başkanlık yaptığı 13 yıl içinde bütün tükürdüklerini şimdi teker teker yalayan bir adam.
Bir hukukçu olarak ne diyeceğimi bilemiyorum, çünkü sözün bittiği yerdeyiz.
Ancak şunu tekrar ifade edebilirim…
Yahu, adam utanır biraz…
Yüzü kızarır azıcık da olsa.
***
Yine geçende bir televizyon programında Kemal Bey’e şu mealde bir soru sordular:
-CHP milletvekillerinin, bu arada Özgür Özel’in dokunulmazlığı kaldırılmak istenirse tavrınız ne olur?
Kemal Bey’den şöyle bir şahane yanıt geldi:
-Onlar dokunulmazlıklarının kaldırılmasını kendileri talep etmeli ve suçsuzsalar yargıya gidip aklanmalıdırlar.
Lâfa bak ve hizaya gel.
Adamdaki dürüstlüğe bak.
İki dakika önce Türkiye’de yargı bağımsız değildir diyor, iki dakika sonra da “gitsinler, yargı önünde aklansınlar” diyor.
Bağımsız olmayan siyasetin emrinde olan bir yargıda suçsuz olsanız bile aklanmanız mümkün olmadığına göre nasıl aklanacaklar?
Belli ki bu Kemal Kılıçdaroğlu milletle alay etmekte.
Tek derdi koltuk sevdası.
Ve bu arada siyasal rakiplerinin bağımsız değildir dediği yargıya giderek hapse tıkılmalarının açıkgözlüğüne soyunmakta.
CHP Genel Başkanlık koltuğunu da dedesinden kendisine miras saymakta.
***
İngiltere’de şu anda gündemde seçim-meçim olmamasına, son seçimi de çoğunlukla kazanıp iktidar olmasına ve başbakanlık koltuğuna oturmasına ve daha da oturması mümkün olmasına rağmen İngiliz Başbakanı hem başbakanlıktan hem parti liderliğinden istifa ederek şunu söylemiştir:
-Yerime gelecek yeni İşçi Partisi liderine her türlü desteği vereceğim.
Bir bu faziletli davranışa bakınız, bir de Kılıçdaroğlu’nun hazin haline.
Ben bir Türk olarak Kılıçdaroğlu namına insan içine çıkamayacak derecede utanmaktayım.
Kemal Bey ise tınmıyor.
Maşallah.