Okudukça : Doğan Kuban

Her iki Rönesans'a da sırt çevirdi
Osmanlılar Abbasi Rönesansı'nın yolunu izlemediler. Avrupa Rönesansı'na da sırt çevirdiler. Bu 500 yıllık felsefi, bilimsel sanatsal bir durağanlık içinde dünya bilim tarihinde bir tek Osmanlı ve Türk adı yoktur.
Cumhuriyet'in mucizesinin süresi 15 yıldır. Bu Osmanlı tarihinin 45'te biridir. Yine de Türkiye’nin Mısır, Irak, Suriye ya da Libya’ya benzememesinin nedeni budur. Fakat 1950'den sonra da, bütün dünya ile birlikte, Amerikan rotasına girdik ve çıkamadık.
Atatürk 1938’de öldü, 1939’da İkinci Dünya Savaşı başladı. Ruslar'a hap olmaktan zor kurtulduk. Türkiye’nin kaderi 1950’den bu yana kendi elinde olmadı. Bilim yapmak hikayesini bugünkü koşullarda tartışmak anlamsızdır. Dünyanın öncü toplumlarından sanat, felsefe, bilim ve teknolojide 500 yıl geriyiz. Çağdaş standartlara göre, bilim üretemeyen bir toplumuz.
Okullar bu açığı birkaç bin kişi için değiştirebilir. Yurt dışına gidenler başka kültürlerin üyesi olurlar. Fakat toplumun okumamışı, tepkisiz, cansız bir eşyaya benziyor. Cehaletin göstergesi de bu tepkisizliktir.
Sözünü çokça ettiğimiz cehalet, dünyanın ulaştığı bilgi düzeyinin çok altında olmaktır. Bu da dünyanın gerçeklerinden haberi olmadan yaşamaktır. Dünya konjonktürü, ne yazık ki bizi de Müslüman cahiller arasına kattı. Cahillik, toplum çoğunluğunun bilim, felsefe, sanat ve teknoloji habersizliği demektir. Fakat buna kızmak anlamsızdır. Bunun tarihi kökeni ve bugüne taşıyan mekanizması, bu toplumun kontrol edebileceğinden çok daha büyüktür. Bilgisizlik evrensel bir özelliktir. Trump’ı seçen Amerikan toplumunu düşünüp, kendimizden şikayetimizi hafifletebiliriz.

Çağdaş abra kadabra oyunu
Amerikan toplumu ile Türk toplumunu paralel doğrultuda oy vermeye yönlendiren nedir? Bunu da yabancı basın yeteri kadar dile getiriyor: Uluslararası kapitalizm. Çünkü propaganda iplerini elinde tutuyor. Toplumlar içinde gelir farkları (örneğin ABD’de 1/350), toplumlar arası gelir farkları, sınıf hatta ideoloji bilinci olmasa bile, iktidarlar tarafından, değişik adlar altında kullanılıyor. Örneğin adam kendinden 500 kat zenginle bir olup fakir okul hocasına saldırıyor. Bu tam bir çağdaş abra kadabra oyunudur.
Modern matematiğin dünyaya bakışı değiştirdiği bu çağda yaşıyoruz. Ama toplumun matematikten haberi yok!

İnsani ve ulusal sorumluluk
Her ülke gibi, Türkiye’de de iyi ve akıllı hiç olmazsa yüzbinlerce insan var. Günümüzde bu sağduyuluların insani ve ulusal bir sorumluluğu var. Vatan, millet sakarya edebiyatından vazgeçip, bizim dünyadan habersizliğimizin, neye mal olduğunu halka anlatmak: Toplumlar dünyayı bilmedikleri zaman, günlük yaşamlarında başlarına gelen ve gelecek olan bütün olaylar ve kazaların niteliğini de bilmiyorlar. Oysa bazıları sayısal olarak belli. Halkın, üretmeden otomobil, telefon almanın sadece ekonomik bir kölelik olduğunu öğrenmesi gerek!

İki kez büyük olduk
Türkiye tarihte iki kez büyük oldu. Avrupa tarihinde Türk göçer baskısını yerleşik ve fatih bir toplum olarak sürdüren uzun ömürlü bir imparatorluk olarak ve İslam dünyasında ilk laik Cumhuriyet’i kuran ulus olarak...
İkinci aşamada dünya standartlarına, insan hakları, özgürlükler, adalet alanında katıldık. Türkiye, Cumhuriyet devrimi ile “barbar Türkleri” neredeyse Avrupa koalisyonuna sokacaktı. Hristiyan ve Müslümanlar ilk kez Avrupa’da bir araya geleceklerdi.
Göktürkler'den sonra Türk adını kullanan, öz dilini yitirmemiş bir toplum olarak da tarihi konumumuz güçlüdür.