Okudukça - İklim Krizi Ve Mantarlar: Çağrı Mert Bakırcı

Yüzde 70 ila 90 arasında kara bitkisinin hayatta kalmak için bu mantar ağlarına bağımlı olduğunu düşünürsek, önemli miktarda karbonun bu yer altı mantar otoyolu aracılığıyla toprağa girdiği zaten bir süredir tahmin ediliyordu. Ancak her ne kadar karbon emisyonlarını dengelemek için ormanları koruma ve yenileme üzerinde yoğun bir odaklanma olsa da mikorizal mantarlar tarafından yer altına taşınan karbonun değeri uzun zamandır büyük ölçüde göz ardı ediliyordu.
Biyolojik simsarlar gibi işlev gören mikorizal mantarlar, bitkilere karbon karşılığında hayati mineraller sağlayarak karmaşık bir alışveriş ağı yaratıyor. Bu ortaklık, mantarların ana gövdesini oluşturan ve bitki kökleriyle iç içe geçen karmaşık ipliksi ağlar olan miselyumun varlığı sayesinde mümkün oluyor. Bu karbon, toprağa bir kez girdiğinde, mantar büyümesinin ana bileşenlerinden biri haline geliyor ve mantarların yer altındaki erişimlerini genişletiyor. Ayrıca bu mantarlar, karbonu toprağa bağlayan yapışkan bileşikler de salgılıyorlar ve bu sayede mantar ölse bile toprağın altına çekilen karbon, mantarın ölümü sonrasında yapısal bir iskelet olarak kalmaya devam ediyor.
Ancak karbonun bu mantar yapıları içindeki tam yolculuğu hâlâ gizemini koruyor. Karbon sürekli hareket halinde olsa da bir kısmı mantarın inşa ettiği yapılar içinde kalıyor ve hatta ölümü sonrasında bile, diğer bölümler daha küçük moleküllere parçalanarak yollarına devam ediyorlar. Bu moleküller topraktaki parçacıklara bağlanabiliyorlar veya bitkiler tarafından emilebiliyorlar; bir kısmıysa karbondioksit olarak tekrar atmosfere salınıyor.
Mikorizal mantarlar hayati önem taşıyan ekosistem mühendisleri oldukları için, onların karmaşıklığını bir an önce çözebilmemiz çok önemli. Zira birçok besin ağının temelini oluşturmalarına rağmen kolay kolay görünür olmamaları, bu mantarlar üzerinde çalışma yapmayı çok zorlaştırıyor. Zaten yeni yayınlanan çalışma da mantarların Dünya'nın hassas ekolojik dengesini sürdürmedeki hayati rollerini çözme yolunda atılan küresel bir çabanın parçası olarak ortaya çıktı. Buna rağmen mikorizal mantarlar hakkında bildiklerimiz, buzdağının görünen yüzünün ufacık bir kısmından ibaret.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün 2050 yılına kadar toprakların yüzde 90'ının bozulabileceği konusunda uyarısıyla, bu unutulmuş kahramanları anlama yarışımız daha da aciliyet kazandı. Maalesef güncel koruma ve çevre politikaları, genellikle mantarların rolünü göz ardı ediyor ve bu mantarlar tarafından sağlanan verimlilik olmaksızın, doğal ürünlerin ve zirai bitkilerinin verimliliğinin ciddi bir tehdit altında kalmaya devam etmesi kaçınılmaz.
Bu farkındalık, ürkütücü bir diğer gerçekle beraber geliyor: Tarım ve diğer insan faaliyetleri yoluyla toprak ekosistemlerini yok etmemizin geniş kapsamlı etkilerini henüz tam olarak anlayabilmiş değiliz. Toprak içindeki antik mekanizmalarla oynadığımızda, ekosistemlerin sağlığını zayıflatıyoruz ve zaten küresel ısınmaya karşı verdiğimiz son derece aksak mücadelemizi daha da topallatıyoruz.
Neyse ki bu boşluğu kapatmak için kolektif ve küresel bir çaba yürütülüyor: SPUN, Fungi Foundation ve GlobalFungi gibi kuruluşlar, Dünya'nın mantar ağlarını haritalamak için geniş ölçekli örnekleme kampanyaları yürütüyorlar. Bu haritalar, karbon tutma noktaları gibi yer altı dünyasının kritik yönlerini çiziyor ve umulan o ki kuraklık ve yüksek sıcaklıklara dayanabilen yeni mantar türlerini keşfetmemizi sağlayacak.
Bu çalışmalar sayesinde, toprağın altındaki gizli kahramanların etkileyici etkisini adım adım çözüyoruz ve toprak üstündeki yaşamı sürdürmekteki hayati rollerini ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki etkilerini keşfediyoruz.