Özgür Olamamak

Özgürlük ne kadar özlemi duyulan ve büyüleyici bir sözcük...
Demek ki var olduğundan beri insan çok çekmiştir esareti yaşamaya.
Belki de bir esaret fobisi oluşmuştur şuuraltında... Belki de genlerinde... Belki de hiç yok olmayacaktır genlerinden ve insan neslinden.
Aslında kimse şikâyetçi olmak istemiyor özgürlükten...
Yüzyılların insanlık tarihinde özgürlük adına dökülen kanların, yitirilen canların haddi hesabı yok...
Efsaneler, romanlar, şiirler ve hikâyeler büyük acıların feryatları ile dopdolu... Anlatmıyorlar mı esaretin acılarını?
Evet, genel bir sebebi vardır savaşların, boğuşmaların...
Faşizm...
Bunu bilmeyen mi var? Barıştan sorumlu otoriteler dâhil.
Ama faşizmin kökeni ne?
Çıkar hesapları...
Menfaat...
Bireysel ve sosyal bencillik...
Günümüze kadar engellenemeyen önemli faktör.
Acaba Alman ünlü filozofu Friedrich Nietzsche'nin "üstün insan"ın oluşumunu mu beklemek lazım gerçek ve yaygın özgürlüğün dünyaya egemen olması için?
Bir de bireysel olarak özgür olabilmek, belki de en önemlisi.
Bunun da zorca bir sorumluluğu vardır.
Buna da yaygın bir ifade olarak nefse hâkim olmak diyebiliriz.
Veya sadece ahlaklı olmak...