Politikayı, Politikacıyı, Seçimi Bir De “Ozan”Lardan Dinleyin

Seçim yakınlaşıyor ya, politikada hareketlilik var. Bir de seçimlerimizin olmazsa olmazlarından olan “karma oyun” kaldırılması konusu var. İlle de seçmenin 50 yıldır içselleştirdiği ve özümsediği bir hak ortadan kaldırılarak iradesini istediği gibi kullanabilmesi engellenecek. Bu konuda çok savaşım verdim, çok da yazdım, yineleyecek değilim.
Söz açılmışken edebiyatta ne yazılmış bu konu için bakayım dedim ve karşıma 18 Ocak 2022 Salı günü bu sayfalara çıkan yazım geldi. “Politikayı, Politikacıyı, Seçimi Bir De Ozanlardan Dinleyin” başlıklı bu yazımı bir daha, özüne dokunmadan ufak tefek zorunlu düzenlemelerle paylaşayım dedim. Gelin birlikte okuyalım:

***

“23 Ocak 2022 Seçimi’ne günler kaldı. Politikacılar bol bol konuştu, Bol tarafından politika yapıldı. Seçim sözcüğü gündemi bolca işgal etti. Maşallah, söz ve vaat bolluğu var.
Ozanlar ne der bu işlere diye merak ettim. Gördüm ki politika, politikacı ve seçim konuları, ozanlara da bol tarafından malzeme olmuş. Aslında genel olarak hiciv şiiri bizde epeyce yaygın. Kimler hiciv şiiri yazmamış ki? Suna Atun boşuna koca bir cilt Hiciv Antolojisi hazırlamamış.

OKYANUSLAR ÖTESİNDEN BİR SES
Bilge-ozan nitelikleri olan ve yıllarca Avustralya’da yaşayıp orada hayata veda eden Türkay Ilıcak’ın gözü, kulağı, gönlü ve yüreği, dışta yaşayan Kıbrıslı Türkler’in çok büyük çoğunluğu gibi Kıbrıs’taydı. Kıbrıs sevdasını, “Sevdalıyım ülkeme / Gramajı düşse de ekmeklerinin” dizeleriyle dile getirirken bir şiirinde; Kıbrıs’ı kıskanç sevgili gibi izlediğini söyler:
“Gözlerim seni arar okyanuslar ötesinden /
Belli etmesem de 20 küsur yıldır /
Kıskanç sevgililer gibi çaktırmadan”
Türkay Ilıcak, ülkesindeki politikaya, politikacıya, seçime de duyarsız kalmadı. Birkaç gün önce, okyanuslar ötesinden, sosyal medyada bir seçim şiiri paylaştı. Bol bol onay ve beğeni aldı. O şiiri burada da paylaşmak isterim:
Haber geldi Kıbrıs’tan
Ülke sanki kabristan
Yılda bir ay toplanır
Kanun geçmez meclisten

***
"Bana ne" olmuş şiar
Her tarafta ah-ü zar
Toplumsal kurtuluş yok
Amaç hep bireysel kâr

***
Her yıl olur bir seçim
Zorlaşır yaşam, geçim
Siyasi nutuk atar
İnanmayın es geçin

***
Yirmi günlük gazete
Yirmi beş üniversite
Dünyada eşimiz yok
Gelmeyelim hasete

***
Kıbrıslıyız deriz hep
"Şinya'yı" bilmeyiz pek
Karanfili unuttuk
Feslikan kaldı bir tek

***
Vefasız toplum olduk
Lokman'ı biz taşladık
Kuranı şiirleyen
Filozof'u kaçırttık

***
Kan döktük devlet kurduk
Koltuklara oturduk
Yıllar geçti aradan
Rant yedikçe kudurduk
(Devleti de batırdık)..

POLİTİKACILARI DİLE DOLAMA ÖRNEKLERİ
Rahmetli Harid Fedai’nin, şiirlerinde “gerçek bir yurtseverin çırpınışları, isyanları, duyarsız insanlarımızı silkinmeye, bu topraklara kök salmaya çağıran yiğit bir ses” olduğunu belirttiği Mehmet Tahir Doluner (1930- 2005) de şiirlerinde politikacıları çokça diline dolayan bir ozandır. Halk ozanı gibidir. İlginç şiirleri vardır. Bir dönem toplumun ciddi bir sorunu olan Dikmen Çöplüğü için de çok haykırmıştı. Politikacılara, “Dökülsün başına Dikmen çöplüğü” diyecek kadar kızgındı. Aynı konuda Meclis’i hedef alan ironik bir haykırışı da var:
“Es Dikmen yelleri es, Meclis’in üzerine
Girsin dumanları hep, kapısından içeri
Yerleşsin o beylerin tek tek akciğerine
Bayram etsin azacık onların da ciğeri”
Politikacılara kızgın olduğu kadar büyük sorumluluk da yükler:
“Bu derdi başımıza düşman değil getiren;
Bizden birileridir hep bize reva gören;
Onlardır hep bizleri yok oluşa götüren;
Onlardır bu çorabı başımıza hep ören”
Politikacılar için hayretini de dile getirir:
“Göstermeden hiç gayret, bir çaba harcamadan
Çok yüksek makamlara gelenlere yanarım
Nasıl çıktı o yere kendi de fark etmeden
Herkese en yüksekten bakanlara yanarım”
“Cüce Adam” şiirinde, politikacıların vaatlerinin bıktırdığını anlatır:
“Boğaz’a hem okul, hem de bir cami”
Diyerek geçti hep, uzun yılların;
Bu aldatmacanın geldi encamı;
Artık ayrılmalı bizden yolların…”
Bir dizesinde “Artık ayrılmalı bizden yolların…” dediği politikacıları başka dizelerle “yol” da gösterir:
“Batan gemiyi önce, terk edermiş sıçanlar;
Terk etsin bizleri de başımıza sıçanlar…”
Raşit Muammer Bilginer (1930 – 2004) de şiirlerinde, politikaya, politik kişilere ironik eleştiriler yapar. “Bizim Yeğen” şiirinden birkaç dörtlük paylaşıyorum:
“Kasıla kasıla çıktı sedir başına
Emekli olduğunda basmıştı beş yaşına
İskândan aldı büyük bir mamma
Değmeyin bu düzene, işler bozulmasın ha

***
Gün geldi bakan oldu bizim yeğen
Meğer bizik bakan, odur yeyen
Klipleri var müziği hep bana hep bana
Takılmış plâk gibi oy oy Eminem

***
Etrafında Erbabı Divan
Keçi mi Abdurrahman Efendi mi fark etmez
Kurmuş düzenini ahkâm keser bizimki
Şarkısı hep aynı şarkı ömür boyu sürecek”
Son olarak Ziya Uysal’dan (1922- 2018 ) birkaç örnek vereyim. Pek bilinmeyen, bir kişidir. Oysa çok yalın ve ilginç şiirleri vardır. Konu ettiği insanlık halleri deniş bir yelpaze oluşturur. Çok değişik konularda yazdı. Kısa, geleneksel mani tipinde de yazar. Partileri anlatan mani tipi bir dörtlüğü şöyledir:
“Partiler ayrı ayrı
Birer devlet kurdular
Masum halkın hakkını
Hepsi de unuttular”
Bunlar da, sanırım ülkemizdeki politikacılar için genel kanıyı dile de getiren iki dörtlük:
“Kardeş gibi kucaklaşırlar
Tanımadıkları insanlarla
Onları çelmek için
Asılsız söz sarf ederler uluorta”

***
“Seçimler geçer geçmez
Kimsin diye tanımazlar
Lüks arabaları ile dolaşırlar
Selamımızı bile almazlar”


SON OLARAK
Bir konuyu es geçmemek gerekir. Alıntı yaptığım dört kişi de yaşamlarının belirli bir dönemini İngiltere ya da Avustralya’da geçirmişlerdir. Yüz binlerce yurttaşımızı ısrarla hep demokratik yaşamımız dışında tuttuğumuz yerlerde!
Politika ve politikacılık öyle bir şey! Eleştirilecek, yerden yere vurulacak! Olgun politikacı, eleştirileri, hicivleri olgunlukla karşılar, hoş görür.”
Not: Yazının sonunda bir de çağrı yapmıştım ama bugün için o çağrıyı yinelemek erken. Gerekirse yaparım.