<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>vatangazetesi.com - KIBRIS'IN HABER PORTALI</title>
    <link>https://www.arti392.com</link>
    <description>vatangazetesi.com - KIBRIS'IN HABER PORTALI</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.arti392.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 20 Sep 2026 09:36:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyah havuçlu şalgam suyundan izole edilen bakterinin kanser hücrelerini azalttığı belirlendi]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/siyah-havuclu-salgam-suyundan-izole-edilen-bakterinin-kanser-hucrelerini-azalttigi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/siyah-havuclu-salgam-suyundan-izole-edilen-bakterinin-kanser-hucrelerini-azalttigi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği tarafından laboratuvar ortamında siyah havucun kullanıldığı şalgam suyundan izole edilen Lactobacillus brevis (bir bakteri türü) bakterisinin kolon kanseri hücre kültürü üzerindeki etkisi araştırıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalarda, siyah havuçtaki antosiyaninler ve şalgam suyundaki laktik asit bakterilerinin kolon ve karaciğer kanser hücrelerini azalttığı belirlendi.<br />
ERÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Doğan danışmanlığında Dr. Duygu Aslan Türker tarafından hazırlanan doktora tezinde, siyah havuçta bulunan antosiyaninlerin (mor, kırmızı renk veren ve antioksidan özellikleriyle bilinen bileşikler) hücre hatları üzerindeki etkisi incelendi.<br />
Antosiyaninlerin laboratuvar ortamında kolon ve karaciğer kanseri hücre hatlarında, hücrelerin çoğalmasını baskılayıcı etkisi olduğu belirlenen çalışma, 2022 yılında "Food and Bioproducts Processing" isimli Q1 dergide makale olarak yayımlandı.<br />
Çalışmanın devamı niteliğinde ise Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yetiman'ın yürütücülüğünde siyah havucun kullanıldığı şalgam suyu üzerine araştırma yapıldı.<br />
"Probiotics and Antimicrobial Proteins" dergisinde 2026 yılında yayımlanan çalışmada, şalgam suyundan izole edilen bazı laktik asit bakterilerin laboratuvar koşullarında antioksidan aktivite gösterdiği, kolesterolü ortamdan uzaklaştırdığı, ince ve kalın bağırsak kanseri hücrelerinde hücre çoğalmasını azaltıcı etki gösterdiği tespit edildi.<br />
Prof. Dr. Mahmut Doğan, AA muhabirine, gıda kimyası çerçevesinde özellikle meyve ve sebzelerin atıklarından katma değeri yüksek bileşikler üretmeyi hedeflediklerini söyledi.<br />
Bu kapsamda pektin, selüloz, karboksimetil selüloz (selülozdan elde edilen, suda kolayca çözünebilen yarı sentetik bir polimer) gibi katma değer sağlayacak ürünleri bu atık maddelerden ürettiklerini anlatan Doğan, bunların hepsini yüksek lisans veya doktora tezi olarak hazırladıklarını dile getirdi.<br />
Doğan, siyah ve turuncu havuçtan renk maddesi üretilmesi yönünde bir proje hazırladıklarını ve doktora tezi olarak yayımladıklarını ifade ederek, renk maddesini ürettikten sonra kalite parametrelerini incelediklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Siyah havuçtaki renk maddesinin antikanser etkisi tespit edildi<br />
Bu maddenin biyoaktif özelliklerini araştırdıklarını ve çalışmalarını kanser üzerine yönlendirdiklerini dile getiren Doğan, antosiyaninler adı verilen renk maddelerinin karaciğer ve kolon kanseri hücrelerindeki etkilerini değerlendirdiklerini belirtti.<br />
Hacettepe Üniversitesi ile işbirliği yaptıklarını anlatan Doğan, "Neticede siyah havuçtaki renk maddesinin, kolon kanseri hücresine olumlu etkisinin olduğunu gözlemledik. Antikanser etkisinin olduğunu gördük. Yine karaciğer hücre kültürlerinde de olumlu etkilerini tespit ettik. Bu bulguları yayına dönüştürdük. Uluslararası çapta önemli dergilerde birkaç yayın yaptık. En iyi dergilerde bu sonuçları yayınlamış olduk." dedi.<br />
Doğan, bu sonuçların ardından Ahmet Yetiman ile siyah havucun kullanıldığı şalgam suyu üzerinde çalıştıklarını, şalgam suyunun içindeki 50-55 tür laktik asit bakterisini izole ettiklerini anlattı.<br />
Bu bakterilerin antioksidan ve diğer fonksiyonel özelliklerini ele alarak bir seçim yaptıklarını dile getiren Doğan, Lactobacillus brevis (fermente gıdalarda ve insan mikrobiyotasında bulunan, çubuk şeklinde, gram-pozitif ve laktik asit üreten bir bakteri türü) bakterisinin kolon kanseri hücre kültürü üzerindeki etkisini denediklerini söyledi.<br />
Proje için Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Bölümü ile işbirliği yaptıklarını belirten Doğan, "Hücre kültürü çalışmalarını orada yürüttük. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen bakterinin hem ince bağırsak hem de kalın bağırsak kanser hücrelerinde yüzde 90-95 düzeyinde hücreleri bozduğunu, azalttığını tespit ettik. Bu bakterinin kendisi veya diğer laktik asit bakterileri şalgamın içerisinde bulunuyor." diye konuştu.<br />
Üniversiteden çıkan bilimsel çalışmaların ya ekonomiye ya da insan sağlığına katkısının olacağını vurgulayan Doğan, "Gençlerimiz, orta yaş kesim daha çok gazlı içecekleri tercih ediyorlar. Halbuki bu şekilde fonksiyonel özelliği yüksek, sağlığa ciddi şekilde etkisi bulunan şalgamın, ayranın tüketilmesinin önemli olduğunu vurguluyoruz." ifadesini kullandı.<br />
Doğan, tıp ya da eczacılık fakültelerinin bu çıktılardan yararlanarak kanser hastalarında veya deneysel hayvan modellerinde bunları çalışabileceklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/siyah-havuclu-salgam-suyundan-izole-edilen-bakterinin-kanser-hucrelerini-azalttigi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2026/09/1789377245500siyah-havuc.webp" type="image/jpeg" length="13661"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV aşısı uygulaması 16 Eylül’e kadar uzatıldı]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/hpv-asisi-uygulamasi-16-eylule-kadar-uzatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/hpv-asisi-uygulamasi-16-eylule-kadar-uzatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 13 yaş grubu için aşı takvimine eklenen HPV aşısı uygulamasının yoğun talep nedeniyle 16 Eylül tarihine kadar uzatıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, 13 yaş grubu için aşı takvimine eklenen HPV aşısı uygulamasının yoğun talep nedeniyle 16 Eylül tarihine kadar uzatıldığını açıkladı.,;<br />
Bakanlık'tan yapılan açıklamada, 20 Ağustos-16 Eylül tarihleri arasında, 18 yaşından gün almamış kişilerin HPV aşısı uygulaması için belirlenen merkezlere başvurabileceği belirtildi.<br />
Açıklamada, başvurularda ilk müracaat edenlere öncelik verileceği vurgulandı.<br />
HPV aşısının uygulanacağı merkezler şöyle:<br />
"Lefkoşa: Tren Yolu Sağlık Merkezi, Dr. Engin Arkan Değirmenlik Sağlık Merkezi ve Acil Durum Hastanesi Çocuk Aşı Polikliniği.<br />
Gazimağusa: Maraş Sağlık Merkezi, Akdoğan Sağlık Merkezi, Geçitkale Sağlık Merkezi ve Serdarlı Sağlık Merkezi.<br />
Girne: Lapta Sağlık Merkezi ve Esentepe Sağlık Merkezi.<br />
Güzelyurt:<strong> </strong>Güzelyurt Sağlık Merkezi.<br />
Lefke: Lefke Sağlık Merkezi.<br />
İskele: Dr. Orhan Müderrisoğlu İskele Sağlık Merkezi, Yenierenköy Sağlık Merkezi ve Havva Yekta Kurteli Mehmetçik Sağlık Merkezi."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/hpv-asisi-uygulamasi-16-eylule-kadar-uzatildi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2026/08/1787145635600saglik-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="88609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava ve sıvı kaybı romatizma şikayetlerini şiddetlendirebiliyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan: "Sıcak havaların etkilerini azaltmak için yeterli sıvı tüketmek, dengeli beslenmek, düzenli uyumak ve aşırı güneş maruziyetinden kaçınmak romatizmal hastalıklarla yaşayan bireylerin yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, yeterli sıvı tüketiminin ve doğru yaşam alışkanlıklarının sıcak havalarda romatizmal hastalıkların kontrolünde önemli rol oynadığını belirtti.<br />
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaz mevsimi çoğu kişi için açık hava aktiviteleri, tatil planları ve hareketli bir yaşam anlamına gelse de yüksek sıcaklıklar bazı sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelmesine yol açabiliyor.<br />
Özellikle romatizmal hastalıklarla yaşayan kişilerde yaz aylarında ortaya çıkan sıvı kaybı, yorgunluk, kas krampları ve eklem ağrıları günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Sıcak havalar doğrudan hastalığı artırmasa da vücudun su ve mineral dengesini etkileyerek mevcut şikayetlerin şiddetlenmesine neden olabiliyor.<br />
Eklem yapılarının sağlıklı işleyişinde yeterli sıvı dengesi büyük önem taşıyor. Vücudun susuz kalması durumunda eklem çevresindeki dokuların esnekliği azalabiliyor, kaslarda gerginlik oluşabiliyor ve hareket sırasında rahatsızlık hissi artabiliyor. Bu durum özellikle romatoid artrit, ankilozan spondilit, lupus ve benzeri kronik romatizmal hastalıkları bulunan kişilerde daha belirgin şekilde hissedilebiliyor.<br />
İnsan vücudunun önemli bir kısmı sudan oluşuyor. Eklemlerin hareket sırasında sürtünmeden çalışmasını sağlayan yapılar da belirli oranda sıvı içeriyor. Yetersiz sıvı alımı durumunda vücutta genel bir susuzluk tablosu ortaya çıkarken, kas ve eklem dokularının fonksiyonları da bundan etkilenebiliyor.<br />
Güneş ışınları da yaz aylarında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu olarak öne çıkıyor. Bazı romatizmal hastalıklarda yoğun güneş maruziyeti belirtilerin artmasına neden olabiliyor. Özellikle bağ dokusu hastalıkları grubunda yer alan lupus hastalarında ultraviyole ışınlarının hastalık aktivitesini tetikleyebildiği biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- Güneşten korunmak romatizma hastaları için önem taşıyor<br />
Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Kadıköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seval Pehlevan, yaz aylarında terleme yoluyla meydana gelen sıvı ve elektrolit kaybının, bazı hastalarda eklem ağrılarının ve yorgunluk hissinin artmasına neden olabildiğini belirtti.<br />
Pehlevan, özellikle ileri yaş grubundaki bireyler ve kronik hastalıkları bulunan kişilerde susuzluğun etkilerinin daha belirgin yaşandığını anlattı.<br />
Bu sebeple sıcak havalarda düzenli sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi ve günlük yaşam alışkanlıklarının mevsim koşullarına göre düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pehlevan, bazı hastaların sıcak havalarda hastalıklarının alevlendiğini düşündüğünü fakat her ağrı artışının hastalık aktivitesindeki yükseliş anlamına gelmediğini kaydetti.<br />
Pehlevan, güneşten korunmanın yalnızca cilt sağlığı açısından değil, romatizmal hastalıkların kontrolü açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, bu duruma karşı alınabilecek önlemler arasında, günün en sıcak saatlerinde uzun süre dışarıda kalınmaması, koruyucu giysiler ve şapka kullanımı, uygun güneş koruyucuların tercih edilmesi gibi tedbirlerin yer aldığını anlattı.<br />
Bazı romatizma ilaçlarının güneşe karşı hassasiyet oluşturabileceğinin de unutulmaması gerektiğine işaret eden Pehlevan, bu nedenle düzenli ilaç kullanan kişilerin yaz aylarında doktorlarının önerilerine uygun hareket etmelerinin önem taşıdığını belirtti.<br />
Pehlevan, yorgunluk, uyku düzensizliği, sıvı kaybı ve güneş maruziyeti gibi faktörlerin de benzer şikayetlere yol açabildiğini, bu nedenle belirtilerin uzman değerlendirmesiyle ele alınmasının önem taşıdığını aktardı.<br />
Romatizmal hastalıkların yaşam boyu takip gerektiren kronik hastalıklar olduğuna dikkati çeken Pehlevan, şunları kaydetti:<br />
"Yaz döneminde ortaya çıkan ağrıda artışlar göz ardı edilmemelidir. Eklem ağrılarında belirgin artış, uzun süren sabah tutukluğu, şişlik veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler ortaya çıktığında uzman değerlendirmesi önemlidir. Sıcak havaların etkilerini azaltmak için yeterli sıvı tüketmek, dengeli beslenmek, düzenli uyumak ve aşırı güneş maruziyetinden kaçınmak romatizmal hastalıklarla yaşayan bireylerin yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/sicak-hava-ve-sivi-kaybi-romatizma-sikayetlerini-siddetlendirebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2026/06/1751982213985-1751619398384-sicak-hava-aa-1569857.jpg" type="image/jpeg" length="38168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KTTB: “Sağlıkta gösteriş değil, güvenli hizmet ve etkin yönetim gerekli”]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/kttb-saglikta-gosteris-degil-guvenli-hizmet-ve-etkin-yonetim-gerekli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/kttb-saglikta-gosteris-degil-guvenli-hizmet-ve-etkin-yonetim-gerekli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), sağlık sisteminde yıllardır bilinen eksikliklerin giderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), sağlık sisteminde yıllardır bilinen eksikliklerin giderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.<br />
KTTB Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Dalkan yaptığı yazılı açıklamada, sağlık çalışanlarının özverisiyle ayakta tutulmaya çalışılan sistemdeki personel, altyapı ve güvenlik eksikliklerinin görmezden gelinemeyeceğini söyledi.<br />
Geçtiğimiz günlerde Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yaşanan olayın toplumda üzüntü yarattığını belirten Dalkan, esas tartışılması gereken konunun, yıllardır bilinen ve defalarca Sağlık Bakanlığı’na bildirilen eksikliklere rağmen ruh sağlığı hizmetlerinde ve ilgili hastanede gerekli önlemlerin alınmaması olduğuna işaret etti.<br />
Dalkan, sağlık çalışanlarının özverisiyle ayakta tutulmaya çalışılan sistemdeki personel, altyapı ve güvenlik eksikliklerinin görmezden gelinemeyeceğine işaret ederek, yaşanan olayın ardından sorumluluğun yalnızca soruşturma başlatmakla sınırlı kalmaması gerektiğini, eksikliklerin gecikmeden giderilmesi gerektiğini vurguladı.<br />
Dalkan, Sağlık Bakanlığı’nı kamuoyunun dikkatini çekecek açıklamalar yerine, hastanelerdeki hayati eksiklikleri gidermeye davet etti. Dalkan, sağlık sisteminin gerçek ihtiyacının törenler, reklamlar ve günü kurtarmaya yönelik açıklamalar değil; güvenli hizmet sunumu, yeterli insan gücü ve etkin sağlık yönetimi olduğunu ifade etti.<br />
Barış Ruh ve Sinir Hastanesi'nde yaşanan olay hakkında medya kuruluşlarının haberlerinde etik ilkelere uygun davranmasının önemine de işaret eden Dalkan, olayların sansasyonel biçimde sunulmasından kaçınılması ve toplum sağlığını gözeten bir yayıncılık anlayışının benimsenmesi gerektiğini belirtti. Dalkan, medya etik kurulunun da daha bilimsel ve toplum sağlığını önceleyen bir yaklaşım izlemesinin önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/kttb-saglikta-gosteris-degil-guvenli-hizmet-ve-etkin-yonetim-gerekli</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/04/kttb.jpg" type="image/jpeg" length="81757"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KTTB’den yetkililere çağrı: “Halk sağlığı için plaj ve havuz güvenliği derhâl sağlanmalı"]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/kttbden-yetkililere-cagri-halk-sagligi-icin-plaj-ve-havuz-guvenligi-derhal-saglanmali-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/kttbden-yetkililere-cagri-halk-sagligi-icin-plaj-ve-havuz-guvenligi-derhal-saglanmali-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), plaj ve havuzlarda güvenliğin sağlanması için yetkilileri göreve çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), plaj ve havuzlarda güvenliğin sağlanması için yetkilileri göreve çağırdı.<br />
Yaz aylarının başlamasıyla artan deniz ve havuz kullanımına dikkat çeken KTTB, deniz suyu, sahiller ve havuzlarda hijyen ile güvenlik koşullarına ilişkin "Ciddi eksiklikler” bulunduğunu ve bunların yıllardır giderilemediğini bildirdi, acil önlem alınması çağrısı yaptı.<br />
KTTB Halk Sağlığı, Çevre ve İnsan Hakları Sorumlusu Cemal Mert yaptığı yazılı açıklamada, halk sağlığını korumak adına atılması gereken adımları sıralayarak; her plajda cankurtaran bulunmasının zorunlu hale getirilmesi, deniz ve havuz sularının analizlerinin yapılması ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması, Mavi Bayrak kriterlerinin benimsenmesi, plajların sezon öncesi risk değerlendirmesine tabi tutulması, plajların çevresel temizlik, altyapı ve hijyen koşullarının denetlenmesi, halkın kullanımına açık havuzların analiz sonuçlarının açıklanması gerektiğini söyledi.<br />
Mert, halkın serinlemek ve dinlenmek için sahillere yöneldiğini ancak son günlerde sosyal medyada "Tepkilere" yol açan deniz altına kanalizasyon deşarjıyla ilgili videodan sonra yurttaşların deniz kirliliğiyle ilgili endişelerinin daha da yaygınlaştığını belirtti.<br />
Deniz suyu, sahiller ve havuzlarda hijyen ve güvenlik koşulları konusunda “Ciddi eksiklikler” bulunduğunu ve bunların yıllardır giderilemediğini ifade eden Mert, “Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak, halk sağlığını ilgilendiren bu hayati konuda yetkilileri acilen göreve çağırıyoruz.” dedi.<br />
Deniz ve havuz sularında mikrobiyolojik ve kimyasal kirlenme riskinin yaz aylarında arttığına işaret eden Mert, E.coli, salmonella, norovirüs, enterovirüs gibi patojenlerin gastrointestinal enfeksiyonlara; cryptosporidium ve giardia gibi parazitlerin ise ateş, ishal, kusma ve karın ağrısına neden olabildiğine dikkat çekti.<br />
Mert, ayrıca, deniz ve havuz sularında bulunması muhtemel ağır metaller ve pestisitler gibi kimyasal kirleticilerin uzun vadeli kronik sağlık sorunlarına, hatta kansere yol açabildiği uyarısında bulunuldu.<br />
“Bu nedenle Sağlık Bakanlığı, 2026 yaz sezonu boyunca deniz ve havuz sularında düzenli analizler gerçekleştirmeli, bu analizler akredite laboratuvarlarda, uluslararası standartlara uygun şekilde yapılmalı ve sonuçlar şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.” ifadelerini kullanan Mert, geçen yıllarda olduğu gibi yaz aylarında plajlarda ve kamuya açık havuzlarda analizler yapıldığı yönündeki “Yüzeysel” ve “Detay” içermeyen açıklamaların halkı tatmin etmediğini söyledi.<br />
Her yıl nisan ayından ekim ayına kadar düzenli olarak yapılması gereken deniz suyu analizlerinin, en son Ağustos 2025’te yapıldığını gördüklerine işaret eden Mert, bu yıl ise haziran ayı ortasına gelinmesine karşın halen analizlerin yapılmamış olmasını eleştirdi.</p>

<p>- “Plajlarda güvenlik yok: İlk boğulma vakası ihmalin göstergesi olacaktır”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz sezonunda yaşanması muhtemel ilk boğulma vakasının, bu yıl da plajlarda gerekli can güvenliği önlemlerinin alınmadığının “Acı bir göstergesi” olacağı uyarısında bulunan Mert, 2024 yılında 14, 2025 yılında ise tespit edebildikleri kadarıyla 6 insanın havuz ve denizlerde boğularak hayatını kaybettiğini anımsattı.</p>

<p>Mert, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Defalarca uyardık; bu ölümlerin büyük çoğunluğu önlenebilirdi. Ancak İçişleri Bakanlığı ve yerel yönetimler, Plajların Kullanımı ve Denetimi Yasası’nın 10. maddesini uygulamakta ısrarla yetersiz kalmaktadır. Yasaya göre, plaj işletmecileri gerekli can kurtarma önlemlerini almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğün takibi İçişleri Bakanlığı ve ilçe kaymakamlıklarının sorumluluğundadır. Ne yazık ki pek çok plajda hâlâ cankurtaran bulunmamakta, tehlikeli bölgeler işaretlenmemekte, uyarı levhaları ve güvenlik ekipmanları eksik bırakılmaktadır. Bu açıkça kanun ihlâlidir ve halkın can güvenliğini tehlikeye atmaktır.”</p>

<p>- Birlik, taleplerini 6 başlık altında sıraladı</p>

<p>Mert, birlik olarak halk sağlığını korumak adına “Derhâl” yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>

<p>“Her plajda eğitimli ve tam zamanlı cankurtaran bulunması zorunlu hale getirilmelidir. Deniz ve havuz sularının mikrobiyolojik ve kimyasal analizleri düzenli yapılmalı; sonuçlar şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı ve plajlara asılmalıdır. Mavi Bayrak kriterleri, tüm plajlar için asgari standart olarak benimsenmelidir. Plajlar sezon öncesi risk değerlendirmesine tabi tutulmalı; yetersiz olanlara ruhsat verilmemeli, hizmet vermesi engellenmelidir. Çevresel temizlik, çöp yönetimi ve altyapı koşulları yerinde denetlenmeli; plaj çevresindeki hijyen koşulları düzeltilmelidir. Halkın kullanımına açık havuzların analiz sonuçları acilen açıklanmalı, gerekli önlemler hızla alınmalıdır.”</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, İçişleri Bakanlığı, İlçe Kaymakamlıkları, Çevre Koruma Dairesi ve yerel yönetimlerin bu konudaki sorumluluklarını ciddiyetle yerine getirmesi gerektiğini kaydeden Mert, “Bu yaz da aynı ‘İhmal zinciri’ devam ederse, yaşanacak her yeni sağlık sorunu ve her yeni can kaybı, ‘bu ihmalkâr’ yöneticilerin sorumluluğunda olacaktır.” dedi.</p>

<p>Mert, birlik olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini belirterek, yetkilileri derhâl harekete geçmeye ve halk sağlığını korumaya çağırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/kttbden-yetkililere-cagri-halk-sagligi-icin-plaj-ve-havuz-guvenligi-derhal-saglanmali-1</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2026/06/1781162855639kttb-12.jpg" type="image/jpeg" length="99696"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabipler Birliği yarın “Küresel İklim Değişikliği ve İnsan Sağlığına Etkileri” başlıklı sempozyum düzenleyecek]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/tabipler-birligi-yarin-kuresel-iklim-degisikligi-ve-insan-sagligina-etkileri-baslikli-sempozyum-duzenleyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/tabipler-birligi-yarin-kuresel-iklim-degisikligi-ve-insan-sagligina-etkileri-baslikli-sempozyum-duzenleyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Dünya Çevre Günü kapsamında “Küresel İklim Değişikliği ve İnsan Sağlığına Etkileri” başlıklı sempozyum düzenleyecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Dünya Çevre Günü kapsamında “Küresel İklim Değişikliği ve İnsan Sağlığına Etkileri” başlıklı sempozyum düzenleyecek.<br />
Birlikten yapılan açıklamaya göre, Birlik binasındaki Mustafa Hami Konferans Salonu’nda yer alacak sempozyum saat 13.30’da başlayacak ve 17.00’ye kadar devam edecek.<br />
İklim krizinin anlamının, doğa ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin bilimsel bakış açısıyla ele alınacağı etkinlikte, Muğla-Akbelen-İkizköy Çevre Mücadelesi videosu gösterilecek.<br />
Açılış konuşmalarının ardından ise Meteoroloji Mühendisi Dr. Fulden Batıbeniz, “Küresel İklim Değişikliği Nedir?”, Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver ise, “İklim Değişikliğinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri” konulu sunumlar yapacak.<br />
Çevreye ve sağlığa duyarlı tüm yurttaşların davet edildiği etkinlikte, katılım sertifikası için kayıtlar sempozyum girişinde yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/tabipler-birligi-yarin-kuresel-iklim-degisikligi-ve-insan-sagligina-etkileri-baslikli-sempozyum-duzenleyecek</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2026/06/1780643698989kttb-2.jpg" type="image/jpeg" length="27825"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırmaya göre pet şişedeki su, insan sağlığı için tehlikeli binlerce "nanoplastik" içeriyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/arastirmaya-gore-pet-sisedeki-su-insan-sagligi-icin-tehlikeli-binlerce-nanoplastik-iceriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/arastirmaya-gore-pet-sisedeki-su-insan-sagligi-icin-tehlikeli-binlerce-nanoplastik-iceriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, bir litrelik pet şişedeki suda, insan hücrelerini tıkayabilecek yaklaşık 240 bin "nanoplastik" tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, bir litrelik pet şişedeki suda, insan hücrelerini tıkayabilecek yaklaşık 240 bin "nanoplastik" tespit etti.<br />
The Hill gazetesinin haberine göre, Columbia Üniversitesinden araştırmacılar, yeni bir lazer görüntüleme yöntemi kullanarak pet şişelerdeki nanoplastikleri inceledi.<br />
Yeni yöntemle metrenin milyarda biri ölçeğinde ölçülebilen partikülleri tanımlamayı başaran araştırmacılar, bir litrelik pet şişedeki suda yaklaşık 240 bin nanoplastik bulunduğunu belirledi.<br />
Araştırmacılardan Beizhan Yan, plastiğin boyutu küçüldükçe tehlikenin arttığını, çünkü parçacık boyutu küçüldükçe insan vücuduna girme ihtimalinin fazlalaştığını belirtti.<br />
Pet şişelerdeki suda bulunan plastik partiküllerinin kan-beyin bariyerini geçebilecek kadar küçük olduğunu ifade eden Yan, bu nedenle ilerleyen yaşlarda beynin belirli bölgelerindeki hücrelerin kaybına yol açabileceğini söyledi.<br />
Yan, ayrıca bu küçük plastiklerin "kana geçebileceği, hücrelere ulaşabileceği ve ardından organların işlevlerini yitirebileceği" değerlendirmesinde bulundu.<br />
Bu plastiklerin vücuda içme suyu yoluyla girdiği için hızlı etkiler gösterdiğini düşünen araştırmacılar, küçük plastiklerin, bağırsaklarda yiyeceklerin sindirilmesine yardımcı olan mikropların etkilenmesine yol açabileceğini belirtti.<br />
Ayrıca plastiklerin, artan ölüm oranı ve doğum kusurları gibi sağlık risklerine neden olabileceği değerlendiriliyor.<br />
Araştırmacılar, bu plastiklerin ambalajdaki malzemelerden salındığı veya suyun üretimi sırasında ortaya çıktığını düşünüyor.<br />
Öte yandan, insanların hangi plastikleri hangi miktarlarda yuttuğu ve vücuda ne kadar plastik girdiği henüz bilinmiyor.<br />
Araştırma, "Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS)" adlı dergide yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/arastirmaya-gore-pet-sisedeki-su-insan-sagligi-icin-tehlikeli-binlerce-nanoplastik-iceriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2024/01/pet-sise-su-depophotos-2167769.jpg" type="image/jpeg" length="97232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anksiyete ve depresyon sindirim sistemini bozuyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/anksiyete-ve-depresyon-sindirim-sistemini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/anksiyete-ve-depresyon-sindirim-sistemini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 33 ülkede yapılan bilimsel çalışma, depresyon ve psikolojik stresin reflü, hazımsızlık gibi bağırsak ve sindirim sistemi hastalıklarında etkili olduğunu belirledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin de aralarında yer aldığı 33 ülkede yapılan bilimsel çalışma, anksiyete ve depresyonun mide-bağırsak sistemini bozduğunu ortaya çıkardı.<br />
Yurt dışında Roma Vakfı tarafından yapılan, bağırsak ve sindirim sistemi hastalıklarının dünyada görülme sıklığının psikolojik sonuçlarının ele alındığı "Roma IV" isimli çalışma, endişe, stres, mutluluk, huzursuzluk gibi belirtilerle kendini gösteren anksiyete, depresyon gibi duygu durum bozukluklarının, sindirim sistemi üzerinde etkili olduğunu gösterdi.<br />
33 ülkede yapılan çalışmanın Türkiye yürütücüsü olan Türk Gastroenteroloji Derneği üyesi Prof. Dr. Serhat Bor, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fonksiyonel gastrointestinal diye isimlendirilen hastalıkların, sindirim sistemi işlev bozukluklarını ifade eden bir grup sağlık problemlerini kapsadığını söyledi.<br />
Bu hastalıklar arasında irritabl bağırsak sendromu (IBS), fonksiyonel dispepsi, irritabl bağırsak hastalığı (İBH) ve reflü hastalığının yer aldığına söyleyen Bor, "Fonksiyonel sindirim sistemi hastalıkları, kişinin yaşam kalitesini düşürüp, iş gücü kaybına, gereksiz tetkiklere ve ilaç tüketimine neden olduğundan toplumlara maliyeti yüksektir. Genelde kadınlarda daha sık görülür ve yaş ilerledikçe sıklıkları azalır." dedi.</p>

<p>- Çalışma, 6 kıtadan 73 bin 76 erişkin ile yapıldı<br />
Bor, fonksiyonel sindirim sistemi hastalıklarıyla anksiyete arasında sık sık bir etkileşim olduğunun gözlemlendiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Bu tür hastalıkların belirtileri, stres, kaygı ve duygusal durumlarla ilişkilenebilir. Özellikle irritabl bağırsak sendromu, fonksiyonel hazımsızlık (dispepsi), gastroözofageal reflü hastalığı gibi bağırsak ve sindirim sistemi (GIS) hastalıkları, anksiyete düzeylerini artırabilir ve aynı şekilde anksiyete, GIS belirtilerini şiddetlendirebilir.<br />
Tedavide, hem GIS belirtileriyle başa çıkmak hem de anksiyeteyi yönetmek önemlidir. İlaçlar, psikoterapi, stres yönetimi teknikleri, düzenli egzersiz ve diyet değişiklikleri gibi çeşitli yaklaşımlar kullanılabilir. Ayrıca multidisipliner bir ekip yaklaşımı, hastalara hem fiziksel hem de duygusal açıdan destek sağlamada etkili olabilir. Hastalar, bu konuda uzman bir doktorla veya sağlık profesyoneliyle görüşmeli ve bireysel bir tedavi planı oluşturmalıdır."<br />
Bu alana ilişkin yeni bir bilimsel araştırmanın sonuçlarının açıklandığını aktaran Bor, "Roma Vakfı tarafından yapılan Roma IV isimli çalışmayla çarpıcı sonuçlar elde edildi. Çalışmanın Türkiye araştırmacılığını ben yürüttüm. 33 ülkede, 6 kıtadan 73 bin 76 erişkin ile yüz yüze ve internet üzerinden yapılan Roma IV Çalışması'nın sonucuna göre, Türkiye yüzde 54 oranıyla Mısır'dan sonra en çok anksiyete, depresyon ve somatizasyon görülen ülkeler içinde dünya sıralamasında ikinci olarak yer aldı. Bu oran Mısır'da yüzde 60 ile en yüksek, Hollanda'da ise yüzde 27 ile en düşük seviyede. Türkiye, tek başına somatizasyon ile dünyada ilk sırada yer aldı." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- "Doğu toplumlarında kültürel kodlar empati yapmaya çok açık"<br />
Fonksiyonel bağırsak ve sindirim sistemi hastalıklarının dünyada görülme sıklığının incelendiği Roma Çalışması'nın psikolojik sonuçlarına ilişkin Bor, bu durumun Türkiye ve Mısır'da yüksek çıkmasının nedeninin Doğu toplumlarına özgü olduğu değerlendirmesinde bulundu.<br />
Bor, "Doğu toplumlarında kültürel kodlar empati yapmaya çok açık. Öyle ki ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan olumsuzluklar duygusal olarak çok etkiliyor. Bunlar da depresyon, anksiyete gibi duygu durumlarına bağlı bağırsak ve sindirim sistemi sorunlarının görülmesinde etkili oluyor. Türk insanı duygusaldır, empatiye açıktır. Bu durumun Türkiye'de sık görülmesinde önemli bir etken." ifadelerini kullandı.<br />
Bor, bu sorunların hastaya ve sağlık sistemine de ağır yük getirdiğini vurgulayarak, kişinin yaşam kalitesini bozduğunu, sosyal yaşamdan uzaklaştırabildiğini, ayrıca iş gücü kaybı, gereksiz tetkik ve ilaç tüketimine bağlı sağlık ekonomisi açısından da maliyetli olduğunu bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/anksiyete-ve-depresyon-sindirim-sistemini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2024/01/aa-1n8y.jpg" type="image/jpeg" length="55026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sosyal medya kullanımını günlük 30 dakika azaltmak, zihin sağlığını geliştiriyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/sosyal-medya-kullanimini-gunluk-30-dakika-azaltmak-zihin-sagligini-gelistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/sosyal-medya-kullanimini-gunluk-30-dakika-azaltmak-zihin-sagligini-gelistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da yapılan bir araştırma, sosyal medya kullanımını günlük 30 dakika azaltmanın zihin sağlığını ve iş tatminini önemli ölçüde geliştirdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Almanya'da yapılan bir araştırma, sosyal medya kullanımını günlük 30 dakika azaltmanın zihin sağlığını ve iş tatminini önemli ölçüde geliştirdiğini ortaya koydu.<br />
Ruhr Üniversitesi ve Almanya Zihin Sağlığı Merkezi tarafından yapılan araştırmada, sosyal medya kullanımının zihin sağlığı ve iş performansı üzerindeki etkisi incelendi.<br />
"Behaviour and Information Technology" isimli dergide yayımlanan araştırma kapsamında hepsi çalışan 166 katılımcı 2 gruba ayrıldı.<br />
Gruplara araştırmadan önce, iş yükü, iş memnuniyeti, işlerine bağlılık, zihin sağlığı, stres seviyesi, kovulma korkusu gibi konularda anket uygulandı.<br />
Birinci grup günlük sosyal medya alışkanlıklarına devam ederken, ikinci grup 1 hafta boyunca günlük sosyal medya kullanımını 30'ar dakika azalttı.<br />
Araştırma sonucunda, 2. gruptaki kişilerin çok çalışma duygusunda ve işten kovulma korkusunda azalma görünürken, zihinsel olarak kendilerini daha iyi hissettikleri ve işe daha çok odaklanarak işlerinden daha çok tatmin olduğu tespit edildi.<br />
Araştırmanın yazarlarından Ruhr Üniversitesinden Doçent Dr. Julia Brailovskaia, araştırmanın sonucunu "Beynimiz, özellikle elimizdeki işten başka bir yere dikkatimizi çeken sürekli dikkat dağılmalarıyla başa çıkmak için mücadele veriyor. Sosyal medyalarını kontrol etmek için işlerini sürekli yarıda bırakan kişiler daha çok zorlanıyor." şeklinde yorumladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/sosyal-medya-kullanimini-gunluk-30-dakika-azaltmak-zihin-sagligini-gelistiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/12/sosyal-medya-1977226.jpg" type="image/jpeg" length="12518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Hastalık hastası kişiler diğerlerine göre daha erken ölüyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç'te yapılan bir araştırma, "hastalık hastalığı" olarak da bilinen "hipokondriyazis" tanısı konulmuş kişilerin, diğer insanlara göre daha erken öldüğünü ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İsveç'te yapılan bir araştırma, "hastalık hastalığı" olarak da bilinen "hipokondriyazis" tanısı konulmuş kişilerin, diğer insanlara göre daha erken öldüğünü ortaya koydu.<br />
Araştırmada, hipokondriyazis tanısı konulmuş 4 bin 129 kişi ile bu hastalığı olmayan 41 bin 290 şahsın verileri incelendi.<br />
Bu kapsamda "hastalık hastası" kişilerin diğerlerine göre hem doğal hem de doğal olmayan nedenlerden dolayı daha erken öldüğü tespit edildi.<br />
ABD'nin New York kentindeki Montefiore Tıp Merkezi'nden Dr. Jonathan E. Alpert, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, birçok kişide hafif de olsa hastalık hastalığına rastlanılabileceğini ancak bir tarafta "ciddi bir hastalığa yakalanmamak için bazı insanların sürekli endişe ve acı içinde yaşadığını" kaydetti.<br />
İsveç'te bulunan Karolinska Enstitüsünden araştırmanın başyazarı David Mataix-Cols, "literatürdeki açık bir boşluğu" ele aldıkları söz konusu araştırmayı yaparken binlerce kişiye ait 24 yıllık veriyi analiz ettiklerini söyledi.<br />
Mataix-Cols, önceki araştırmaların bu rahatsızlığa sahip kişilerde intihar riskinin daha düşük olabileceğini öne sürdüğünü ancak yaptıkları bu çalışmada hipokondriyazis tanısı konmuş kişilerde intihar oranının olmayanlara göre 4 kat daha fazla olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/12/487f97d9-239e-464a-a73d-5096d2f0ac63-1.jpg" type="image/jpeg" length="92149"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bio-Der HIV konulu seminer düzenliyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/bio-der-hiv-konulu-seminer-duzenliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/bio-der-hiv-konulu-seminer-duzenliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyologlar Derneği(Bio-Der), 1 Aralık Dünya HIV Farkındalık Günü nedeniyle seminer düzenliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biyologlar Derneği(Bio-Der), 1 Aralık Dünya HIV Farkındalık Günü nedeniyle seminer düzenliyor.<br />
Dernekten yapılan duyuruda “HIV’le İlgili Konuşul mayanlar” isimli seminerde, halen küresel bir sağlık problemi olan HIV (Human Immunodeficieny Virus) / AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome’un) bireylerde yarattığı toplumsal baskılara, tanı ve tedavi yöntemlerine ve eğitim müfredatına değinilerek , yanlış bilinenler ve önyargılar ele alınacak.<br />
Gönyeli-Alayköy Belediyesi Merkez Binasında yer alacak seminer saat 17.00’da başlayacak.<br />
Seminerde, eğitim bilimci Salih Sarpten, enfeksiyon uzmanı Dr. Nesil Bayraktar ve PDR uzmanı Doçent Dr. Müge Beidoğlu konuşma yapacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/bio-der-hiv-konulu-seminer-duzenliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Nov 2023 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/11/hivandaidsbasics.jpg" type="image/jpeg" length="95713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC’de Uluslararası Acil Tıp ve İç Hastalıkları kongresi gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/kktcde-uluslararasi-acil-tip-ve-ic-hastaliklari-kongresi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/kktcde-uluslararasi-acil-tip-ve-ic-hastaliklari-kongresi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde “10. Uluslararası Acil Tıp ve İç Hastalıkları Kongresi ile 4. Bilimsel Araştırmalar ve Koruyucu Hekimlik Tıp Kongresi” Limak Otel’de gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde “10. Uluslararası Acil Tıp ve İç Hastalıkları Kongresi ile 4. Bilimsel Araştırmalar ve Koruyucu Hekimlik Tıp Kongresi” Limak Otel’de gerçekleştirildi.<br />
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Yönetim Kurulu As Başkanı Faika Deniz'in yaptığı yazılı açıklamaya göre, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) organizasyonu ile düzenlenen kongre, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, ATUDER Başkanı Başar Cander ve Kıbrıs Türk Tabipleri Odası Başkanı Ömer Taşargöl ’ün yaptığı açılış konuşmaları ile başladı.<br />
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Acil Tıp, İç Hastalıkları, araştırmalar ve koruyucu hekimliğin gündemde olduğu kongrede ortak paydanın insan sağlığı olduğunu belirterek, insanları hasta olmadan önceden koruyabilmek ve tedavi imkanları sunarak hastaları hayatta tutmanın en temel hedef olduğunu söyledi.<br />
ATUDER Başkanı Prof. Dr. Başar Cander konuşmasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kongre düzenlemekten mutluluk duyduğunu ifade etti.<br />
KTTO Başkanı Dr. Ömer Taşargöl konuşmasında, hekimler için ATUDER ile birlikte birçok başarılı eğitimler yaptıklarını ve bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini vurguladı.<br />
Açılışın ardından organizasyonu düzenleyen dernek başkanlarına plaket taktim edildi.<br />
KKTC’den hekimlerin de katıldığı kongre 23-26 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/kktcde-uluslararasi-acil-tip-ve-ic-hastaliklari-kongresi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Nov 2023 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/11/ktto-ba.jpeg" type="image/jpeg" length="27253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinçyürek:" Gazimağusa Hastanesi'nde yeni doğan yoğun bakım ünitesi yakında hizmete girecek"]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/dincyurek-gazimagusa-hastanesinde-yeni-dogan-yogun-bakim-unitesi-yakinda-hizmete-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/dincyurek-gazimagusa-hastanesinde-yeni-dogan-yogun-bakim-unitesi-yakinda-hizmete-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[" Hedefimiz önümüzdeki yıl içerisinde Gazimağusa Devlet Hastanesi'nde anjiyo merkezi ve kardiyovasküler cerrahi servisinin açılması"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı &nbsp;Hakan Dinçyürek, Gazimağusa Devlet Hastanesi'nde temaslarda bulundu, &nbsp;yerinde inceleme yaptı.<br />
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Dinçyürek, Başhekim Dr. Mustafa Kalfaoğlu, başhemşire, hastane yönetimi ve sağlık personeli ile görüştü.<br />
Beklentileri dinleyen Bakan Dinçyürek, yeni projeler kapsamında görüş alışverişinde bulundu.<br />
Yapılan toplantıda Gazimağusa Devlet Hastanesi'ne yeni doğan yoğun bakımı yapılması konusundaki çalışmalarda gelinen son durum değerlendirildi. Aynı zamanda&nbsp; önümüzdeki yıl içerisinde anjiyo ve kardiyovasküler cerrahi servislerinin, açılması için yapılan çalışmalar gözden geçirildi.<br />
Dinçyürek, yeni doğan yoğun bakımın yakında hizmete girmesi için çalışmaların hızlandırıldığını, binada tadilat yapıldığını ve cihaz alımları için girişim başlatıldığını açıkladı.&nbsp;<br />
Dinçyürek, hedefin önümüzdeki yıl içerisinde adım atarak gerekli finansman sağlanabilmesi halinde Gazimağusa Devlet Hastanesi'ne bir anjiyo merkezi ve kardiyovasküler cerrahi &nbsp;servisinin açılması olduğunu kaydetti.<br />
Dinçyürek, yakında fako cihazıyla göz ameliyatlarının başlayabilmesi için gerekli ekip, ekipman ve eğitimlerin çalışmalarına da başlandığını söyledi.<br />
<br />
Yapılan toplantıya Tıp-İş Başkanı ve bazı sendika temsilcileri de katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/dincyurek-gazimagusa-hastanesinde-yeni-dogan-yogun-bakim-unitesi-yakinda-hizmete-girecek</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Nov 2023 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/11/dincyurek-magusa-hastanesi-2-11.jpg" type="image/jpeg" length="55209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antibiyotikler, grip ve soğuk algınlığı tedavisine katkı sağlamıyor]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Şehmus Özmen, Toplumun antibiyotik kullanımında bilinçlenmesi gerektiğini aktararak, Dünya Antibiyotik Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Şehmus Özmen, Toplumun antibiyotik kullanımında bilinçlenmesi gerektiğini aktararak, Dünya Antibiyotik Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.<br />
Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Özmen, antibiyotiklerin mikroplar üzerinde öldürücü etkisi olduğunu ve enfeksiyon tablosuna sebep olan mikroorganizma antibiyotiğe duyarlı ise veya duyarlı olacağı öngörülüyorsa tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.<br />
Çocuklarda özellikle yüksek ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi sorunlarda ebeveynlerin hemen antibiyotiğe sarıldığını aktaran Özmen, gereksiz kullanılan antibiyotiklerin böbrek, karaciğer ve diğer organlar üzerine gereksiz toksik yük oluşturduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- "Uzun süre kullanımı bakterilerde direnç oluşturur "<br />
Prof. Dr. Özmen, antibiyotik kullanımının yeterli dozda ve mümkün olduğu kadar kısa bir süre uygulanması gerektiğini, etkisiz dozda veya gerektiğinden daha uzun süreli kullanımlarda ise bakterinin direnç kazanmasını kolaylaştırdığını kaydetti.<br />
Antibiyotiklerin kullanımındaki en büyük hatalardan birinin de grip ve soğuk algınlığında alınması olduğunu aktaran Özmen, şunları kaydetti:<br />
"Grip ve soğuk algınlığı tedavisine antibiyotikler herhangi bir katkı sağlamaz, hatta yan etkileri açısından hastaya zararı bile verebilir. Soğuk algınlığı ve gripte etken virüslerdir ve antibiyotikler bu virüslere etki etmez. Antibiyotikler ise bakterilere karşı etkili olan ilaçlardır. Aminoglikozid grubu antibiyotikler özellikle böbreklere zararlıdırlar ve akut böbrek hasarı yapabilirler. Diğer antibiyotikler özel olarak zararlı olmasalar da bazı bireylerde böbreğe zarar verebilirler."</p>

<p>- Antibiyotik kullanımında gerileme var<br />
Prof. Dr. Özmen, antibiyotiklerin etkili kullanılmasındaki önemli noktalardan birinin de reçetesiz satılamaması olduğunu aktararak, "Türkiye'de 2011'de kutu bazında tüm ilaç satışında yüzde 13 olan antibiyotik oranı, akılcı antibiyotik kullanım tedbirleriyle 2021'de yüzde 6'ya gerilemiştir. Ancak dünya genelinde ve ülkemizde antibiyotik direnç sorunu ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu nedenle doğru ve bilinçli ilaç kullanımı için hem sağlık mensupları hem de toplum eğitilmelidir." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/antibiyotikler-grip-ve-soguk-alginligi-tedavisine-katki-saglamiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Nov 2023 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/11/antibiyotik-kullanimi.jpg" type="image/jpeg" length="98647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Toraks Derneği KKTC Temsilcili:"Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de toksiktir ve kanserojenler içerir"]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/turk-toraks-dernegi-kktc-temsilciligi-elektronik-sigara-ve-isitilmis-tutun-urunleri-de-toksiktir-ve-kanserojenler-icer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/turk-toraks-dernegi-kktc-temsilciligi-elektronik-sigara-ve-isitilmis-tutun-urunleri-de-toksiktir-ve-kanserojenler-icer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Toraks Derneği KKTC Temsilciliği, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri hakkında görüş raporu yayımladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Toraks Derneği KKTC Temsilciliği, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri hakkında yayımladığı görüş raporunda, bu ürünlerin sağlığa zararları konusunda kamuoyunu ve karar vericileri uyararak önlem alınmasını talep etti. Raporda, tüm tütün ürünleri gibi elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de toksik olduğu ve kanserojenler içerdiği vurgulandı.<br />
Türk Toraks Derneği KKTC Temsilciliği tarafından yayımlanan raporda, dünyada her yıl 8,5 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan tütün bağımlılığından da bahsedilerek, “Tütün endüstrisi, bir yandan sigarayı bırakmak isteyen kişileri hedef alarak, sigara bırakma yöntemi olarak lanse ettikleri elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünlerini pazarlayarak, bir yandan da gençleri hedef alarak insanların hayatları pahasına kazançlarını arttırmaya devam etmektedirler” denildi.<br />
Dünya genelinde elektronik sigara (e-sigara) ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımının daha önce sigara içmemiş gençler arasında da hızla arttığının kaydedildiği raporda, KKTC’de e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin satışının hem internetten hem de markalara özel açılmış tütün satış noktalarından belirtildi.<br />
Raporda, “Misyonu ulusal akciğer sağlığını korumak ve geliştirmek olan Türk Toraks Derneği, bu ürünlerin sağlık zararları konusundaki artan bilimsel kanıtlardan kaygı duyarak, kamuoyunu ve karar vericileri uyarmakta ve önlem alınmasını talep etmektedir” ifadeleri kullanıldı.<br />
Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri kullanım yaygınlığı ile ilgili verilerin de paylaşıldığı raporda, “18-20 yaşındaki yetişkinlerin yüzde 20’sinden fazlası e-sigarayı en az bir kez denemektedir. 3 bin 925 çocuk ve ergeni kapsayan, 69 ülke ve bölgeyi temsil eden 26 ulusal anketten derlenen verilere göre, nikotin içeren ve içermeyen elektronik dağıtım sistemlerinin kullanım yaygınlığı&nbsp; yüzde&nbsp;17,2 olarak bildirilmiştir. Bu sonuç, dünya genelinde neredeyse her 5 çocuk/ergenden 1’inin nikotin içeren elektronik dağıtım sistemleri ile tanışık olması demektir. Ülkemizde yapılan anket çalışmalarında da e-sigaranın gençler arasında yaygın olarak kullanıldığı tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.<br />
- “Tüm tütün ürünleri gibi toksiktir ve kanserojenler içerir”<br />
Nikotin konsantrasyonları büyük ölçüde farklılık gösteren e-sigaralarda propilen glikol, gliserol, etilen alkol, polietilen glikol (PEG400), diasetil dietilen glikol, amino-tadalafil, rimonabant, cannabibinoid, nitrozaminler, formaldehit, asetaldehit keton, civa, tetrametilpirazi, kurşun, nikel, krom, nikotin, yapay aromalar olmak üzere çok çeşitli kimyasalların bulunduğunun aktarıldığı raporda, “Isıtılmış tütün ürünleri elektronik olarak kontrol edilen bir ısıtma sistemi ile tütün yakmadan nikotin açığa çıkaran ürünlerdir. Tüm tütün ürünleri gibi toksiktir ve kanserojenler içerir” denildi.</p>

<p>-Elektronik sigaranın ve ısıtılmış tütün ürünlerinin sağlık etkileri…<br />
E-sigarada bulunan çeşitli kimyasalların yanı sıra özellikle aroma verici katkı maddelerinin de insan embriyo kök hücreleri, fare nöral kök hücreleri ve insan pulmoner fibroblastları üzerine sitotoksik etkisi gösterdiğinin vurgulandığı raporda, beyin gelişimine nörotoksik etkisi olduğu ve annenin e-sigara içmesinin çocukta davranışsal ve kognitif değişikliklere yol açabileceği bildirildi.<br />
Raporda, e-sigaranın başta solunum ve kardiyovasküler sistemler olmak üzere karaciğer, böbrekler ve sinir sistemine de zararları olduğu; bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek, zatürre gibi alt solunum yolu infeksiyonları riskini artırdığı; akut akciğer hasarı ile solunum yetmezliği ve ölüme yol açabildiği; SARS-CoV-2'ye duyarlılığı ve COVID-19 gelişimini artırdığı vurgulandı.<br />
Isıtılmış tütün ürünlerinin kullanıcılarını, çoğu kansere neden olan toksik maddelere maruz bıraktığının ve geleneksel sigaralardan daha az zararlı olduklarını gösteren yeterli kanıt olmadığının kaydedildiği raporda, “Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her türlü tütün ürünü kullanımı, e-sigaralar ve ısıtılmış tütün ürünleri de dahil olmak üzere zararlıdır. Avrupa Solunum Derneği (ERS), sigara içiminde olduğu gibi, ısıtılmış tütün ürünlerinin de bağımlılık yaptığı ve insanlar için kanserojen maddeler içerdiğini bildirmiştir” denildi.<br />
Açıklamada, şu ifadeler de yer aldı:<br />
“Amerikan Toraks Derneği (ATS) ve diğer uluslararası solunum dernekleri, e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin tehlikeleri, insan sağlığına ve tütün kontrolü mücadelesine verdikleri zararlar hakkında görüş raporları yayınlamıştır. Avrupa Pediatri Akademisi (EAP) e-sigaraların ve ısıtılmış tütün cihazlarının ve bu cihazlarda kullanılan likitlerin sağlık açısından çok tehlikeli olduğunu, bu nedenle çocuklar ve gençlerin e-sigaraya erişimlerinin ve tıpkı sigara dumanında olduğu gibi pasif maruziyetlerinin de yasalar aracılığıyla engellenmesini önermektedir. Tüberküloz ve Akciğer Hastalıkları Uluslararası Birliği (UNION), yüksek bağımlılık yapıcı nikotin ve tütün ürünlerinin düşük ve orta gelirli ülkelere sokulmasının felakete varan sonuçları olacağını bildirmektedir.”&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-“Yeni tehdit Puff Bar”<br />
Nikotin oranı çok yüksek olan, toksik aromalar bulunduran Puff Bar’ın satışı ve ithalinin Bakanlar Kurulu’nun yeni bir emirnamesiyle serbest bırakıldığının belirtildiği raporda, Puff Bar’ın kullanımının tehlikeleri de aktarıldı.<br />
“Çocuklar ve ergenlerde yüksek nikotin bağımlılığı için giriş kapısı oluşturan bu ürünlerin piyasaya sunumu gelecek nesillerin sağlığı için son derece tehlikelidir” denilen raporda, bütün bilimsel çalışmaların puff bar da dahil bütün e-sigara ve ısıtmalı tütün ürünlerinin sağlık üzerine zararlarını destekler yöndeyken, halk sağlığını korumakla yükümlü ülke yöneticilerinin bu “zehirin” ithalini ve satışını serbest bırakmaya nasıl karar verdiğinin düşündürücü olduğu vurgulandı. Raporda, bu ürünlerin satışının serbest olmasının, ürünlerin KKTC üzerinden Türkiye’ye girişini arttırarak kullanımı teşvik edeceği uyarısında da bulunuldı.<br />
Raporda, Türk Toraks Derneği’nin elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri hakkındaki görüşü şöyle özetlendi:<br />
“Tütün endüstrisi, e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri gibi yeni ürünler ile bağımlılığı sürdürme ve arzı arttırma çabası içerisindedir.<br />
Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de birer tütün ürünüdür ve sağlığa zararlıdır.<br />
Daha az zararlı olduğu ileri sürülen bu ürünlerin kısa süreli kullanım sonrasında bile ölümle sonuçlanabilen ciddi akciğer hasarı ve solunum yetmezliğine neden olabildiği kanıtlanmıştır.<br />
Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin sigara bırakma yöntemi olarak kullanılamayacağı yapılan araştırmalarla gösterilmiştir.<br />
Başta sigara içmeyenler, çocuk, ergen ve hassas gruplar olmak üzere bütün toplumun e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerine (doğrudan tüketim yoluyla veya buharına dolaylı olarak) maruz kalması engellenmelidir.<br />
Tüm halkımızın, özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlığını açıkça bozan ve tehdit e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri gibi yeni nesil tehditlerin üretimine, ithalatına ve satışına izin verilmemelidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/turk-toraks-dernegi-kktc-temsilciligi-elektronik-sigara-ve-isitilmis-tutun-urunleri-de-toksiktir-ve-kanserojenler-icer</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Oct 2023 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/elektronik-sigara-normal-sigara-1-1024x683.jpg" type="image/jpeg" length="11143"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege-Kıbrıs Pediatri Kongresi 13-15 Ekim’de]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/ege-kibris-pediatri-kongresi-13-15-kasimda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/ege-kibris-pediatri-kongresi-13-15-kasimda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu ve Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı iş birliğinde Ege-Kıbrıs Pediatri Kongresi’nin dördüncüsü 13-15 Ekim’de İzmir’de yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kıbrıs Türk Pediatri Kurumu ve Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı iş birliğinde Ege-Kıbrıs Pediatri Kongresi’nin dördüncüsü 13-15 Ekim’de İzmir’de yapılacak.<br />
Kurum’dan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu tarihlerde Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde “Uluslararası Katılımlı 12. Ege Pediatri - 8. Ege Pediatri Hemşireliği ve 4. Ege Pediatri- Kuzey Kıbrıs Pediatri Kongresi” yapılacak.<br />
Açıklamada, “Teknoloji ve Çocuk “ sloganıyla düzenlenen bu bilimsel şölende, teknolojinin hızla gelişmesiyle değişen dünyada çocuklarımızın büyüme ve gelişmeleri irdelenerek, bu süreçte ortaya çıkabilecek sorunlar ve bu sorunların çözümleri ele alınarak farkındalığın arttırılması hedeflenmektedir” denildi.<br />
Çocukluk çağında sık görülen hastalıklar, aşılamalar, beslenme ve nadir hastalıklar gibi konuların da tartışılacağı belirtildi.<br />
Kongreye, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında akademisyen, yan dal uzmanı ve çocuk uzmanlarından oluşan on beş kişilik heyetle gidileceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/ege-kibris-pediatri-kongresi-13-15-kasimda</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Oct 2023 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/a1ca2d478cdfb0fd066e78050f4af09b-xl.jpg" type="image/jpeg" length="39952"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TMC-KKTC Mikrobiyoloji Platformu’ndan Batı Nil Virüsü açıklaması]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/tmc-kktc-mikrobiyoloji-platformundan-bati-nil-virusu-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/tmc-kktc-mikrobiyoloji-platformundan-bati-nil-virusu-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti – KKTC Mikrobiyoloji Platformu son günlerde gündemde olan KKTC’de saptanan Batı Nil virüsüyle (BNV) ilgili açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti – KKTC Mikrobiyoloji Platformu son günlerde gündemde olan KKTC’de saptanan Batı Nil virüsüyle (BNV) ilgili açıklama yaptı.<br />
KKTC Mikrobiyoloji Platformu Genel Sekreteri ve YDÜ DESAM Araştırma Enstitüsü Tropikal ve Vektörel Hastalıklar Araştırma Grubu Lideri Doç. Dr. Emrah Ruh ve TMC-KKTC Mikrobiyoloji Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Seyer yaptıkları ortak açıklamada, BNV’nin insanların yanı sıra önceki yıllarda Güney Kıbrıs’ta sivrisinek ve kuşlarda da görüldüğünü belirterek, hastalığa karşı korunmada sivrisinek kontrolünün önemine işaret etti.<br />
Culex cinsi sivrisineklerin özellikle şafak vakti ve hava kararmaya başladığında aktif oldukları belirtilen açıklamada, söz konusu sivrisineklerin Akdeniz dahil çeşitli bölgelerde tespit edildikleri ve Kıbrıs adasının iklim özellikleri bakımından bu sivrisineklerin yaşaması için uygun bir alan olduğuna dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Seyer: “BNV’den korunmak için sivrisineklerin üremesi önlenmelidir.”<br />
Bulaşın önlenmesi için, Culex cinsi dişi sivrisinek sayısının azaltılması gerektiğini belirten TMC-KKTC Mikrobiyoloji Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Seyer bu amaçla, söz konusu dişi sivrisineklerin yumurtalarını bırakabilecekleri su birikintilerinin (örneğin, saksı diplerinde biriken sular, yağmur sonrası oluşan su birikintileri, doğaya bırakılan araç tekerlekleri içerisinde biriken suların) ortadan kaldırılması gerektiğini açıkladı.<br />
İnsanların BNV enfeksiyonuna karşı korunması için uygulanabilecek bir aşının henüz mevcut olmadğını da belirten Seyer, BNV maruziyetinin en aza indirgenmesi için şafak vakti ve hava kararmaya başladığında dış mekanda bulunmaktan kaçınılması, sivrisineklerin aktif olduğu zamanlarda eğer dış mekanda bulunulacaksa açık renkli ve vücudun tamamını kaplayan giysilerin tercih edilmesi, kapı ve pencerelere sineklik taktırılması, sinek kovucu spreylerin kullanılması ve hastalık taşıyabilen sivrisineklerin çoğalmasının önlenmesi için su birikintilerinin ortadan kaldırılmasının gerekli olduğunu kaydetti.<br />
Bunlara ilaveten, BNV’nin kuşlar ve atlar başta olmak üzere diğer hayvanları da enfekte edebileceği göz önünde bulundurulması gerektiğini kaydeden Seyer, bu nedenle ölü bir kuş veya doğada bulunan bir hayvanla eldivensiz ve yakın temas kurmaktan kaçınılmasının şart olduğunu vurguladı.</p>

<p>-Ruh: “Enfeksiyon nadiren diğer yollarla da bulaşabilmektedir”<br />
KKTC Mikrobiyoloji Platformu Genel Sekreteri ve YDÜ DESAM Araştırma Enstitüsü Tropikal ve Vektörel Hastalıklar Araştırma Grubu Lideri Doç. Dr. Emrah Ruh, BNV’nin başlıca sivrisinek ısırığıyla insanlara geçse de nadiren kan transfüzyonu ve organ transplantasyonu yoluyla, ya da anneden bebeğine hamilelik, doğum veya emzirme sırasında ve laboratuvar maruziyeti sonucunda da bulaşabildiğini kaydetti.<br />
Ülke genelinde sivrisineklerin incelenmesi ve önlemlerin alınması gereğine vurgu yapan Ruh, ayrıca sivrisineklere yönelik kontrol programlarının sürekliliğinin sağlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/tmc-kktc-mikrobiyoloji-platformundan-bati-nil-virusu-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Oct 2023 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/421469.jpg" type="image/jpeg" length="57482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu kanser hastalarının ilaç sorununa dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/kamu-is-baskani-ahmet-serdaroglu-kanser-hastalarinin-ilac-sorununa-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/kamu-is-baskani-ahmet-serdaroglu-kanser-hastalarinin-ilac-sorununa-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu kanser hastalarına ilaç bulunamamasını eleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu kanser hastalarına ilaç bulunamamasını eleştirdi.<br />
Serdaroğlu, Kamu-İş Basın Bürosu aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, “Bir yanda reçete soruşturması ve çöp poşetlerinden çıkan ilaçlar tartışılırken, diğer yanda bütçe yetersizliği gerekçe gösterilerek kanser hastalarının ilaçlara ulaşamaması tepki çekiyor.” ifadelerini kullandı.<br />
Serdaroğlu, hükümete seslenerek “Bu ilaçlar bitmeden nede önlem alınmıyor?” diye sordu.<br />
Kanser hastalarının ilaç sorununun göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğini ifade eden Serdaroğlu, şunları kaydetti.<br />
“Bir kanser hastası tedaviye başlıyor. Bu tedavi 4 ay sürüyor. Sonra bakıyor ki ilaç yok. Ya da bir hasta bir ilaca başlıyor. Tedavisi o ilaca yanıt veriyor. Ama daha sonra o ilacın olmadığı öğreniyor. Bu kabul edilebilir değildir. 40 bin TL ile 100 bin TL arasında değişen ilaçlar bunlar. 10 günde bir bu ilacı almak zorunda olanlar var. Nasıl alacak? Hükümet ne yapıyor, Sağlık Bakanlığı ne yapıyor? Bu ilaçlar bitmeden önce bunun önlemini alamaz mıydı? Bu ilaçlar neden tedarik edilmedi? Bir hükümet, devletin en önemli görevi olan bu hizmeti bile veremiyorsa o koltuklarda oturmasına gerek yoktur. Hükümetin görevi sadece maaş ödemek değildir. Maliye Bakanı’ndan bu konuda Sağlık Bakanı ve Başbakan ile istişarede bulunarak bu meseleyi en kısa zamanda çözmelerini bekliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/kamu-is-baskani-ahmet-serdaroglu-kanser-hastalarinin-ilac-sorununa-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Oct 2023 13:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/ahmet-serdaroglu-32.jpg" type="image/jpeg" length="99617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü tespit edilen 3 hastanın 2’sinin taburcu edildiğini, 1 kişinin de vefat ettiğini duyur]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/saglik-bakanligi-bati-nil-virusu-tespit-edilen-3-hastanin-2sinin-taburcu-edildigini-1-kisinin-de-vefat-ettigini-duyur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/saglik-bakanligi-bati-nil-virusu-tespit-edilen-3-hastanin-2sinin-taburcu-edildigini-1-kisinin-de-vefat-ettigini-duyur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü tespit edilen 3 hastanın 2’sinin taburcu edildiğini, 82 yaşında ( erkek) kronik hastalığı olan 1 kişinin de vefat ettiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü tespit edilen 3 hastanın 2’sinin taburcu edildiğini, 82 yaşında ( erkek) kronik hastalığı olan 1 kişinin de vefat ettiğini duyurdu.<br />
Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Sağlık Bakanlığı olarak geçen hafta ülkede Batı Nil Virüsü görüldüğünü kamuoyu ile paylaşmıştık. Şu anda Batı Nil Virüsü tespit edilen 3 hastanın 2’si taburcu edilmiş olup, 82 yaşında ( erkek) kronik hastalığı olan 1 kişi vefat etmiştir” denildi.<br />
Sivrisineklerden bulaşan hastalıkların önlenmesi için çalışmaların aralıksız devam ettiği belirtilen açıklamada, ilaçlama çalışmalarının yanında sivrisinek tür belirleme ve tedbirler konusunda halkı bilinçlendirme çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamanın devamı şöyle;<br />
“Daha önce de paylaştığımız üzere Batı Nil Virüsü konusunda korunma yöntemleri önem taşımaktadır. Hastalık taşıyan sivrisineklerin uçmadan üreme kaynağında önlenebilmesi amacıyla evlerimizin çevresinde kaplarda üreyen sivrisineklerine üreme olanağı tanımamak, oluşan larvaları yok etmek için evlerimizin bahçesinde olan saksı altındaki suların, süs havuzlarının, kapların ve lastik içinde biriken suların sık sık boşaltılması önem taşımaktadır.<br />
Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında bulunan kurullar ve komitelerin yer aldığı, ayrıca Tabipler Birliği'nin, belediyelerin, çevre dairesinin, veteriner dairesinin ve belediyeler birliğinin temsilcilerinin de olduğu tüm paydaşlarla birlikte harekete geçmiş ve sürekli temas halindedir”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/saglik-bakanligi-bati-nil-virusu-tespit-edilen-3-hastanin-2sinin-taburcu-edildigini-1-kisinin-de-vefat-ettigini-duyur</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Oct 2023 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/owbmidnj121321.jpg" type="image/jpeg" length="20195"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lefkoşa’da Batı Nil virüsü vakası tespit edildi…]]></title>
      <link>https://www.arti392.com/lefkosada-bati-nil-virusu-vakasi-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.arti392.com/lefkosada-bati-nil-virusu-vakasi-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı uyardı: “Sivrisineklere üreme olanağı tanınmamalı, biriken sular sık sık boşaltılmalı”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Lefkoşa’da Batı Nil virüsü vakası tespit edildiğini açıkladı.<br />
Enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan, aşısı ve ilaçla tedavisi olmayan Batı Nil virüsünden korunmanın en önemli yolu biriken suların sık sık boşaltılması.<br />
Virüsün bulaştığı kişilerde görülen başlıca belirtiler arasında baş ağrısı, grip benzeri semptomlar, sırt ağrısı, ani başlayan yüksek ateş, halsizlik ve kaslarda güçsüzlük var. &nbsp;Sağlık Bakanlığı, sivrisineklerden bulaşan hastalıkların önlenmesi için ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.<br />
Sağlık Bakanlığı, Batı Nil virüsünün belirtileri konusunda yazılı açıklama yaparak, tedbirleri de hatırlattı.</p>

<p>-İnsandan insana bulaş söz konusu değil<br />
Açıklamada, enfekte sivrisineklerin Batı Nil virüsünü insanlara ve hayvanlara bulaştırdığı, insandan insana bulaşın söz konusu olmadığı ifade edildi.</p>

<p>-Ana konak kuşlar…<br />
Bakanlık açıklamasına göre, ana konağı kuşlar olan Batı Nil Virüsü insanlara en sık ‘Culex’ cinsi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor.</p>

<p>-İlk görülen belirti baş ağrısı<br />
Açıklamaya göre, batı Nil Virüsüne bağlı olarak gelişen hastalıkta çoğu zaman ilk görülen belirti baş ağrısıdır. Çoğunlukla grip benzeri semptomlarla ortaya çıkan belirtiler arasında sırt ağrısı da var. Ani başlayan yüksek ateş, halsizlik ve kaslarda güçsüzlük önemli belirtiler arasındadır. &nbsp;Batı Nil Virüsü enfeksiyonun bazı vakalarda hiçbir belirti görülmezken, bazı vakalar yatarak tedavi ediliyor, hastalık ölüme yol açacak kadar ciddi de seyredebiliyor.</p>

<p>-Vakaların yüzde 90’ında yüksek ateş görülür<br />
Virüsü bulaşan kişilerde, mide bulantısı, kusma, ishal, deride kızarıklık ve lenfadenopati olarak bilinen lenf bezlerinin aşırı şekilde şişmesi gibi semptomlar da görülebilir. Vakaların yüzde 90’ında ise Batı Nil Ateşi olarak bilinen yüksek ateş görülür.</p>

<p>-Aşısı ve ilaçla tedavisi yok… Sivrisineklere üreme olanağı tanınmamalı, biriken sular sık sık boşaltılmalı<br />
Aşısı ve ilaçla tedavisi olmadığı için Batı Nil Virüsünden korunma tedbirleri çok önemli.<br />
Hastalık taşıyan sivrisineklerin uçmadan üreme kaynağında önlenebilmesi amacıyla evlerin çevresinde kaplarda üreyen sivrisineklere üreme olanağı tanımamak, oluşan larvaları yok etmek için evlerin bahçesinde olan saksı altındaki suların, süs havuzlarının, kapların ve lastik içinde biriken suların sık sık boşaltılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-İlaçlamalar aralıksız sürüyor<br />
Sivrisineklerden bulaşan hastalıkların önlenmesi için ilaçlama çalışmalarının aralıksız sürdüğü de belirtildi.<br />
Tedbirler konusunda halkı bilinçlendirme çalışmalarını sürdürdüğü açıklanırken, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında oluşturulan kurullarla komitelerin, paydaşları Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, &nbsp;Çevre Dairesi, &nbsp;Veteriner Dairesi ve Belediyeler Birliği ile iş birliği ve çalışması sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.arti392.com/lefkosada-bati-nil-virusu-vakasi-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Oct 2023 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://arti392com.teimg.com/crop/1280x720/arti392-com/uploads/2023/10/owbmidnj.jpg" type="image/jpeg" length="18559"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
