SEYRÜSEFERSİZ ARAÇLAR DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR

            Geçen gün Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın müthiş düşündürücü ve üzücü bir açıklaması vardı, BTR’de.

            Arıklı o konuşmasında, ülkemizde 221 bin araç olduğunu, bunlardan yüz bininin seyrüsefersiz kullanıldığını ifade etti.  Hatta Arıklı, “Vatandaşlar,  8-10 yıldır çeşitli sebeplerle seyrüsefer çıkarmadı, şimdi ise bizim yapmamız gereken şey, bu araçları hemen kayıt altına almak ve ekonomiye çok ciddi gelir sağlamak gerekir” derken, bir de şu sözleri ekliyor konuşmasına:

            “Bu araçların ruhsatlarının yenilenmesine kolaylık sağlamak gerek.”

            Burada şöyle bir soluklanalım ve bazı sorular yaratalım.

            Örneğin 8-10 yıldan beri 100 bin araç yollarda seyrüsefer yaparken, ilgili birimler neden gerekli tedbirleri almadı?

            Veya araç ruhsatlarının çıkartılmama nedeni, vatandaşın ekonomik bağlamdaki sıkıntılarına mı dayandırılmak isteniyor?

            Alın size bir başka soru!

            “Namuslu vatandaşlar seyrüsefer ruhsatlarını tıkır tıkır çıkartırken, onların günahları nedir?  Namuslu ve dürüst oldukları için mi yeni bir tablo ortaya konuyor ve devlete kazık atanlara kolaylık sağlanıyor?”

            O kolay sağlama sözcüğü neyi getirecek neyi götürecek?

            Lakin Erhan Arıklı’ya hak veriyorum, bu olayın üzerine giderek devletin bütçesine katkı sağlayacağı için.  Hatta onu kutluyorum.  Lakin bu operasyon nasıl gerçekleşecek, kim hangi boyutta bu okkanın altından kalkacak veya okkanın altında kalacak, bu da merak konusu.

            Maalesef ülkemizdeki bazı vatandaşlar devleti enayi yerine koyuyor.  Ve seyrüsefer çıkarmamayı bir açıkgözlük sayıyor.  Bütün bunların önüne geçmek, onları ödüllendirmekten ziyade caydırıcı nitelikte ağır cezalara çarptırmak lazım. 

            Ne bileyim...  8-10 senelik zamana yayılan seyrüsefer suçlarının keskin bir bıçak gibi kesilmesi ve suçluların adalet önüne çıkarılması gerekmez mi?  Veya ağır para cezaları, veya iki üç ay veya bir yıldan fazla araç kullanma hakkından mahrum bırakılmaları gibi cezalar...

            Doğrusu şu 100 bin ruhsatsız araç kullananların isimlerinin listesini ve geldikleri ülkenin neresi olduğunu görmek isterim. 

            Tabii ki doğma büyüme Kıbrıslı olanlar da var elbette şu ruhsatsız araç kullananlar arasında.  Onları da bilmek istiyoruz.

            Bir de olası bir operasyon sonrasında devletin bütçesine düşen para miktarının gerçekleşmiş halini de bilmek istiyoruz.

            Şayet “kolaylık” kelimesi arkasına gizlenerek, suçun neresinden dönmesi gerektiğini bilen veya bilmeyen insanların nasıl hareket edeceklerini, Ulaştırma Bakanlığı ile polisin ne gibi uygulamaya gideceklerini de merak ediyoruz doğrusu.

            Zaman zaman ülkemizin demografik yapısını eleştiririz.  Hangi anlamda?

            Adaya öğrenci kimliği ile gelen pek çok yabancı ülke insanları vardır.  Özellikle siyahilerin yapısı bunu gösteriyor.  Bir de adaya turist olarak gelen ve uzun süre bu adanın kurallarını ve kanunlarını istismar eden insanlar vardır.  Hatta Kıbrıs trafiğini bilmeyen bazı insanlar, maalesef ölümlere sebebiyet vermişler ve vermektedirler hala.

            Sanırım seyrüsefer ve trafik kuralları içinde en disiplinli çalışan ülke İngiltere’dir.  Haddinize mi Londra’da seyrüsefersiz yollara çıkmak?  Veya ruhsatsız araç kullanmak?

            Sürüş ehliyetsiz pek çok insanın da pek çok kazaya sebebiyet verdiğine tanık oluyoruz.

            Bazı gençler sorumsuzca araç kullanmayı, luna parklarda tokuşan arabalardan sanarak insanların hayatları ile oynuyorlar.

            Esasında 100 bin aracın seyrüsefer ruhsatı olmaksızın trafikte araç kullananlar ve devlete kazık atanlar yanında, bazı iş yerlerinde vatandaşa ödediği miktarın fişini çok düşük göstererek vergi kaçakçılığı yapılıyor.

            Geçen gün bir arkadaşım bana şöyle demişti:

            “Bugün filan mağazadan 300 TL’lik alış veriş yaptım, bana 30 TL’lik fiş verdi.  Yani satıcı aklınca, ‘Bir sıfır eksik bıraktık, kusura bakma’ya getiriyor işi.”

            Kim bilir daha ne kadar kaçak para var devletin bütçesine girmeyen.  Seyrüsefer ruhsatları gibi daha da pek çok idari ve mali hatalar veya esgeçmeler olabileceğini düşünüyorum.

            Öyle bir duruma geldik, vatandaşın istismarınının üzerine gitseniz vay, gitmeseniz vay, politika açısından.

            Son söz olarak şunu söylemek istiyorum:

            “Erhan Arıklı kardeşimin şu açıklamalarını ve alacakları tedbirleri mikroskop altında inceleyeceğimizi de söyleyim, gücüne gitme pahasına da olsa.”

            Ve dahalarının altını kaşımalarını dileriz...