Sezar’ın Hakkı

Macron’un sahte kahramanlığını anlattık, Hitler ordularının Paris’e girmesine bir hafta kala cephede olması gereken Fransız’ların Paris gece kulüplerinde “her şey yolunda” şarkısını terennüm ettiklerini de anlattık, ama…
Bütün Fransa bundan ibaret değildi, bunun istisnaları da vardı. Dolayısıyla gerçek manzarayı iki yanıyla sunabilmek ve Sezar’ın hakkını Sezar’a verebilmek açısından onu da anlatalım.

***

İkinci Dünya Savaşı birden bire pattadak gelmiş ve patlamış değildir. Savaşın geleceği gelmeden kısa süre önce de belliydi ve bekleniyordu. Bu savaş kampana çalarak gelmişti. Fransa bunun farkındaydı ve hazırlıklıydı. Savaşa hazırlıksız yakalanan ise İngiltere olmuştu. İngiltere Başbakanı Chamberlain saf bir adamdı, Hitler’i barışa ikna edeceğini sanıyor, bu maksatla Berlin’e gidip geliyordu. Oysa Hitler Avrupa’yı yutmaya çoktan karar vermişti. Nitekim bir süre sonra Chamberlain görevden alındı, savaşı yönetecek olan Çörçil başbakan oldu.

***

Neyse, dönelim konumuza.
Tehlikeyi önceden sezen Fransa bazı tedbirler almış ve meselâ Alman-Fransız sınırı boyunca Majino hattı denen sağlam bir müdafaa hattı oluşturmuştu. Majino ise ünlü bir Fransız generalinin adıydı. Hitler ordularının o müdafaa hattını yarması ya çok zordu, ya da yarsa bile büyük zayiat vermesi kaçınılmazdı.

***

Ne var ki Hitler’in generalleri Fransa’nın generallerinden daha akıllı ve daha kurnazdı. Hitler orduları batı istikametinde Majino hattına saldıracaklarına kuzeye yöneldiler, önce Hollânda ve Belçika’yı işgâl ettiler, Fransa’ya ellerini kollarını sallaya sallaya o cepheden girdiler. Bu da Hitler’in panzerleri için bir nevi kır gezintisi olmuştu, kısa sürede Fransa’nın büyük kısmını işgâl edip Paris’e girdiler.
İşgâl sırasında çok sayıda Fransız vatanlarına ihanet edip Hitler’le işbirliği yaptılar. Hatta bazı Fransız politikacılar Hitler’in himayesinde bir de sözde Fransız hükümeti kurdular.
Bazı Fransızlar ise gizli örgütler kurarak Hitler ordularına karşı bir yeraltı savaşı başlattılar. Bu savaşın kadrosunu genellikle milliyetçi Fransız gençleri ile komünist ideolojiyi benimsemiş Fransız gençleri oluşturuyordu.
Ve gerçekten etkili bir mukavemet savaşı yürütüyorlardı. Buna fena halde öfkelenen insan kasabı Hitler şöyle bir duyuru yaptı:

-Öldürülen her Alman askerine karşı rastgele 10 Fransız kurşuna dizilecektir.

***

Hitler dediğini de yaptı.
O mukavemet savaşı sırasında yüzlerce, belki binlerce Fransız genci kurşuna dizildi.
Bu noktada bu kavgada benim hayran olduğum bir taraf var.
Yalnız milliyetçi Fransız gençleri değil, komünist Fransız gençleri de kurşuna dizilirken “yaşasın Fransa” diyerek öldüler. Ben bir Marksist/Komünist değilim, ama ölürken “yaşasın Fransa” diye haykıran bu komünist gençlerin bugün de hayranıyım.
Nedeni şu:
Bir zamanlar komünist olmak demek bazı politikacılara göre kendi vatanına değil, Moskova’ya hizmet etmek demekti, bundan dolayı da Sovyetler Birliği’ni “Sovyet Cenneti” olarak takdim ediyorlardı. Böylesi sahte komünistler veya Marksist’ler bir zamanlar az sayıda da olsa bizde de vardı, Türkiye’de de vardı.

***

Kendisi de gerçek bir Marksist olan, Meclis kulislerinde sohbet ettiğimiz günlerde bunu açıkça ifade edip Lenin’den “büyük usta” diye bahseden zamanın CTP lideri merhum Özker Hoca Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra çok dürüst davranmış ve şöyle bir söylemi olmuştu:

-Biz orayı bir Sovyet Cenneti sanıyorduk, meğer bürokratik bir diktatörlük imiş.

***

Siyasal ideolojiniz ne olursa olsun, benimsemediğiniz bir ideolojiye sahip olsalar bile vatanları için kahramanca dövüşen herkesi takdirle anmayı bir insanlık borcu sayarım.

Bu nedenledir ki Nazi işgâli sırasında “yaşasın Fransa” diyerek hayata veda eden komünist Fransız gençlerini bugün de takdirle anmaktayım.

Yani Sezar’ın hakkını Sezar’a veriyorum.