Siyasa Sıfır Otur ( 10 )

Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız ama garantili Türkiye ile Yunanistan’ın ( Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Elen halklarının ANAVATANLARI tarafından ) garantörlüğü altında bir devlet olarak Kıbrıs Rum halkının EOKA örgütü ile Kıbrıs Türk halkının TMT örgütünün uzun bir gerilim ve çatışma dönemi sonrasına anavatanların da azmettirmesi ile UZLAŞMAŞARI ile kuruldu.
Uzun müzakereler dönemi bir sonuç veremezken ruhen romantik olan Kıbrıs Türk solcuları Mehmet Ali Talat’ın KKTC Cumhurbaşkanlığına seçilmesi ile Kıbrıs sorunun çözüleceğinden ( dikkat buyurun çözülebileceğinden değil çözüleceğinden ) emindi, şöyle de diyebilirim ki emindim.
Emindik çünkü davulun sesini hep uzaktan duyuyorduk ( davulun sesi uzaktan güzel ve iyi gelir ya ) Solculuk dünyamız SSCB yi ve Varşova Paktı devletleri ile onların komünist partilerini uzaktan hayalen ve idealize ettiğimiz kadar biliyorduk.
Şimdi artık Kıbrıs adasındaki en büyük ve en ideolojik en disiplinli partisi olarak bildiğimiz AKEL iktidardaydı ve Genel Sekreter Hristofyas Cumhurbaşkanı ve Müzakereciydi.
Kıbrıs Türk solculuğu KKTC’de ve Kıbrıs Elen solculuğu da KC’de iktidrdaydı.
Heyyyt be diye naralar attık ve sloganı tamm yerine koyduk ‘‘ KIBRISTA BARIŞ ENGELLENEMEZ ’’.
Bu ahval ve şerait içinde Talat Hristofyas görüşmeleri başladı. Başladı başlamasına da o günlerde Hristofyas’ın çocukluk ve ilk gençlik yıllarında EOKA’yı, antik Yunan yiğtliğinin çağımızdaki örneği olarak kabul ettiğini ve EOKA’ya özendiğini biz Kıbrıs Türk solcuları gibi Mehmet Ali Talat da bilmiyordu. Tıpkı bırakın Makarios ve AKEL’i, 1974 Temmuz ayında çömez ya da stajyer bir genç Komünist olarak Çekoslavakya baş kenti Prag da düzenlenen Dünya Genç Komünistler Kongresine Kıbrıs’ı, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temsilen AKEL Gençlik örgütü adına katılan Hristtofyas’ın 15 TEMMUZ 1974 ikinci ENOSİS KALKIŞMASINI / DARBESİNİ DARBEDEN İKİ GÜN ÖNCE, 13 TEMMUZ TARİHİNDE PRAG’DA , Çekoslavakya Komünist Partisi yetkililerinden öğrendiğini ve aynı Komünist Partisi ( Çekoslavakya Komünist Partisi )
Tarafından apar topar Kıbrıs’a gönderildiğini ne biz biliyorduk ne de Mehmet Ali Talat.
Mehmet Ali Talat ciğerini / niyetini / düşüncelerini idealini bilmeden, nereye kadar ve nasıl komünist olduğunu hiç bilmediği Hristofyas ile bir süre müzakere etti ve bir yere kadar da ilerleme sağlandı.
İşler o kadar iyi gidiyordu ki Talat gündeme gelen REFERANDUM için, herhalde hayır ( ohi ) demezsiniz Girye Hristofyas diye şaka yollu sordu ve cevabı tam bir şakaydı Hristofyas’ın ‘‘ delimiyim ben Girye Talat tabbi ki evet / yes be mama diyeceğiz ’’şeklindeydi.
Bu arada Talat yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçmlerinde kendine avantaj sağlayabilir diye düşünerek ikili arasındaki müzakere mutabakatının imzalanmasını önerdi ve Hristofyas yoldaş Mehmet Ali Talat’ın tanıyıp bilmediği Hristofyas sinsiliğini, ilk defa açık ederek Talat’ı şaşırttı ve ilk OHİ sini adu / koz diyerek masaya koydu.
( devam edecek. Şaka ile değil ama eşşek şakası ile karşılaşacağımız referandum yakındı )