SİYASA SIFIR OTUR ( 6 )

Yaşlısı genci kadını erkeği hepimizin dengesini bozdu Annan Planı ve bu güne kadar da kendimize gelemedik.
Kendini kaybetmeye görsün insan / insanlık yeniden kendini bulması bir hayli zor olur.
Hepimiz gibi 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da üniversite yıllarında siyasete meyil vermiş ve pek çok yaşıtım / akranım gibi sol sempatiyle bitirmişti üniversiteyi.
Üniversite yıllarımız Kıbrıs NATO üssü olamaz sloganı ile geçti sayılabilir ve hatta Kıbrıs haritasını USA’nın meşhur uçak gemilerine benzeterek Kıbrıs için NATO / USA’nın batmayan uçak gemisi kartpostalları stikerleri yapmıştık.
Ne zaman ki Kıbrıs Cumhuriyeti 15 Temmuz darbesi ile sarsıldı tıpkı 10 yıl önce okullarını bırakıp Dillirga’ya çıkan abilerimiz gibi bizim kuşak da toparlandık Mersine gittik ve 20 Temmuz ile beraber çıkarma gemileri ile Kıbrıs’a vardık.
İşte sadece bu bile Kıbrıs Türk halkının solcu gençlerine Rumcu vatan haini gibi abuk sabuk suçlamaları yapanların yüzünde patlayan hakikat tokatıdır.
Mehmet Ali Talat da çıkarma gemisi ile memleketine koşan üniversitelilerden biriydi.
Bizim kuşağın büyük çoğunluğu sol görüşlü olup halkı için memleketi için bir şeyler yapma duygusu ve azmi içindeydik.
Genç insan yaşlı siyasetçilere kıyasla daha namuslu ve pervasız olur. Öyleydik de ne Türk siyasetçiler ve ne de o günlerde cephelede karşı karşıya pençe penç savaştığımız ve fakat bu gün ANLAŞMA BARIŞI savunurken ortada görmediğimiz Rum sol partileri de ( başta AKEL olmak üzere söylediğimiz bütün sözleri gün gele bize karşı kullanmak üzere bir kenara not ediyordu. Tabii ki Kıbrıs Türk sağ siyasetçiler ve partiler de öyle.
1948 – 1957 arasında doğan ve gençliğini erişkinliğini sol görüşlü olmakla konumlandıran Kıbrıs Türk gençleri Kıbrıs Türk sağının ve Türkiye sağının hedeflerinden biri oldu siyasi olarak.
Barış istediğimiz için ( o gün bile ( Temmuz 74’te de ) barışçıydık ve siyaset üretemeyen sağ bizim barışçılığımız üzerine Rumcu ve vatan hainleri damgasını giydirmekte bir an bile tereddüt etmedi.
Bir anlamda romantik barışseverlerden oluşan 1947 – 1957 doğumlular çatışma / çarpışma günlerinde abileri babaları gibi gözlerini budaktan sakınmazken hayatın ve siyasetin acemileri olarak sonunda ‘‘ ne yapayım daha kendimi Sarayönü’nde asayım mı ’’ diye bir gerçekçilikle sonuçlanacak romantik bir barış arayışına girmiş ve yukarıda tırnak içindeki gerçekçiliğe bir de ‘‘ nefes almamızı bile istemiyorlar ’’ hakikati ile yüzleşilmişti.
Ve fakat romantizm ben gibi şairlere yakışırsa da siyaset dünyasında hiç yeri olmayan romantizme maşrabba gibi devcam eden az sayıda fakat çok kunuşanlar da var
( devam edeck )